osman gazi oktay11

Hükümetin Memuru mu Olmalıyız?

Uzun süren dillendirmeler sonucu, işçiler için esnek çalışma modeli yaşama geçti.

Sıra daha önceki hükümetlerin de gerçekleştirmek istediği, kamu çalışanlarının iş güvencesi olan 657 Sayılı Yasa’yı değiştirmeye geldi.

Emekçilerin özlük ve demokratik haklarını koruması gereken sendikaların gereken tepkiyi gösterememesi, iktidarların, emekçinin kıdem tazminatlarına da göz dikmesine neden oldu.

OHAL sonrası, FETÖ gerekçesi ileri sürülerek; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, terör örgütlerinin kamuya sızmasının önlenmesi için, 657 Sayılı Yasa’nın yeniden ele alınması gerektiğinden söz etti. Bu söylemden kastın, iş güvencesini kaldırmak olduğunu anlamak için bilici olmaya gerek yok.

İlgili yasaya göre memur, yüz kızartıcı bir suçtan herhangi bir ceza ve diğer suçlardan 1 yıldan fazla hapis cezası alması durumunda meslekten men ediliyor.

Bu durum, istemediği memurla çalışmak istemeyen hükümetleri rahatsız ediyor. Bu yasa sayesinde hükümetin memuru olmak istemeyen emekçiler direnebiliyor.

Anayasa ve yasalara göre yürütme görevi verilen valilerin, bazılarının biz devletin değil, hükümetin valisiyiz dediği ülkemde, kamu çalışanının devletin memuru olmada direnmesi, ne derece mümkündür? size bırakıyorum.

Hükümetlere göre yetkili sendikaların oluştuğu bir ülkede, kamu emekçisinin siyasi iktidarın istemlerine direnmesi ne kadar mümkünse o kadar olabiliyor.

İstemlerinin yerine gelmesinde hiçbir pürüz istemeyen siyasiler, bu duruma bile tahammül edemiyor. İstemedikleri tek bir kişiyi bile devlet memuru olarak çalıştırmak istemiyor.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bundan sonra kadrolu öğretmen ataması yapılmayacağını, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen alınarak, her yıl sözleşmesinin yenileneceğini açıkladı.

Önce sözleşmesi her yıl yenilenecek öğretmen kendini ne kadar özgür hisseder, kendini ne kadar öğrencilerine ve dersine verebilir? Öğrenci onu ne kadar öğretmen kabul eder ve ciddiye alır? Gelin, siz düşünün onun ne kadar verimli olabileceğine…

Sözleşmesinin yenilenmesi konusunda görüş sunacak kişi okul müdürü olduğuna göre; okul müdürlerinin nasıl belirlendiğini de siz bildiğinize göre, eğitimimizin varacağı noktayı düşünmek bile istemezsiniz.

657 Sayılı Yasa’yı olumsuz kullanan kamu emekçisi diyemeyeceğimiz unsurlar gerekçe gösterilerek, olumlu yanları inkar edilemez. Yaşam zıtların birliğinden oluşur. Biz olumluluk ve olumsuzlukların ağır bastığı yanı dikkate alarak değerlendirmeliyiz.

1970’li yıllarda eğitim enstitülerine öğrenci mülakatla alınıyordu. Kimlerin seçilip alındığını biliyorsunuz. Bazı kurumlara memur mülakatla alındı. Alınanlar bugün FETÖ’cü ilan edilip, tutuklanmakta.

Dünyayı yeniden keşfetmeyeceğiz, Biz göçebe devleti değiliz. Devletimizin yüzlerce yıllık bir geçmişi var. Yasalarımız yaşam süzgecinden geçerek bugünkü şeklini almıştır. Her yıl, hatta 3-4 ayda bir yasa ve yönetmelik değiştirerek bir yere varmamız olası değildir.

Hükümetler gelip geçicidir. Kalıcı olan devlettir. Bırakın devletin memuru olarak kalalım. Türkiye’mizin geleceği, yetiştirilen özgür ve üretken bireylerle aydınlık olsun.

Ulusal Eğitim Derneği İzmir Şubesi Başkanı
Osman Gazi OKTAY - 03 Ekim 2016

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

25°C

Istanbul