ataturk225

Atatürk’e karşı öne sürülen figür: Abdülhamit!

Yok işte! Türkiye’de İslamcıların, Cumhuriyet’in çağdaş, sol değerlerini kendilerinde toplamış kişilerin karşısına koyacak kimseleri yok!

Tarık Akan örneğinde olduğu gibi...

Kimi hık deyicilerin -sanki onlardan böyle bir istekte bulunan olmuş gibi- haklarını helal etmediklerini açıklamaları filan, hep bu yüzden. Resimde, şiirde, romanda, müzikte, felsefede kimleri var sahiden?

Olmadığı için değil mi işte bu öne sürülen Necip Fazıl gibi çerden çöpten, derme çatma figürler.

KAYZER WİLHELM’İN KOLUNDA...

Bu figürlerin en başta gelenidir ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan Abdülhamit.

Abdülhamit denince... İki yanı var yüzünün: Bir yanı süklüm püklüm, iğreti, ilişmiş; Kayzer Wilhelm’in kolunda sömürge valisi gibi... Öteki yanı ejderha... Kanlı bir kâbus... Ceberrut bir sultan. Kızıl Sultan da deniyor. Hem sakalını boyuyor, hem kan döküyor, hem de korkuyor. Dışarda başı ezik, içerde ise başını kaldıranı ezen baş. Çevresinde jurnalcilerden oluşan cahil bir güruh ve Arnavut kökenli askerlerden bir muhafız alayı var. Öldürülmekten korktuğu için fotoğraf çektirmiyor. Zehirlenmekten korktuğu için kendi dişini kendi çekiyor. Jöntürk saplantısı istibdadını koyulaştırdıkça kendisini de Yıldız Sarayı’na hapsetti. 33 yıl boyunca Çamlıca sırtlarıyla Kız Kulesi’ni gördü sadece. İmparatorluk, topraklarının çok büyük bir bölümünü onun hükümdarlığında kaybetti. Ordusu girdiği savaşlarda bozguna uğradı. Donanması hiçbir savaşa giremeden Haliç’te çürüdü. Maliyesi uçan kuşa borçlu ülkenin en verimli gelir kalemlerine el koymuş Düyun-u Umumiye’nin kolcuları ahaliye kan kusturdu. Sansür ve sürgün ise gündelik olaylardan... Şeref Vapuru her yola çıktığında kafilelerle öğrenci taşıdı yıllarca İstanbul’dan Fizan’a.

abdulhamid kimdir

HAL TEZKERESİ MEHMET AKİF’TEN...

Dönemin aydınlarındaki Abdülhamit karşıtlığı romanlara şiirlere konu olmuştur. En şiddetli karşı çıkışlardan biri Mehmet Akif’indir. “Mel’un”der bir şiirinde, şeytana rahmet okuttuğunu söyler:

Hamiyet gamz eden bir pak alın kimde gördünse  
‘Bu bir cani’ dedin sürdün, ya da mahkûm eyledin hapse.  
Müvekkel eyleyip casusu her vicdana, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evladını ye’se...
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-u iblise!

Abdülhamit’in hal edilmesinin baş gerekçesi, çok ilginç, kitap yaktırmaktır! Hem de en güvenilir kabul edilen hadis kitabı “Sahîh-i Buharî”yi. Dr. Nuri Sağlam’a göre, Abdülhamid’i tahttan indiren şeyhülislam fetvası da yine ne ilginçtir ki, Mehmet Akif’in kaleminden çıkmıştır.

Tahta çıkarıldığının yılı dolmadan meclisini kapatıp anayasasını rafa kaldırdığı ülkenin bin nice zorluklarla kurulan Cumhuriyet’inin meclisinde doğumunun 174. yılı kutlanan Abdülhamit özetle budur. Çelişkiye bakar mısınız? Emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadeleyle kurulmuş Cumhuriyet Meclisi’nde emperyalizmle işbirliğinin ve gericiliğin ağababasının doğum günü kutlanıyor...

Ama işin esası şu: Her siyasal rejim, dayanacağı bir kök, bir tarih, bir sembol, bütün bunları kendisinde toplayan bir kişilik arar. Başta dediğim gibi, Türkiye’de İslamcıların, Cumhuriyet’in çağdaş - sol değerlerini kendilerinde toplamış kişilerinin karşısına koyacak kimseleri yok! Atatürk, Cumhuriyet’in tüm bu çağdaş değerlerinin kendisinde toplandığı yekpare örnek. Abdülhamit’in ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülmesinin bir nedeni bu... Ancak, el altından Abdülhamit’in şahsında Abdülhamit rejimi türü bir yönetim biçimini de öne sürmektedirler ki, asıl görülmesi gereken nokta bence burası.

Mecit ÜNAL - 22 Eylül 2016 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Partly cloudy

24°C

Istanbul