mehmet yuva3

‘Osmanlı entarisiyle Suriye’de dikenli bahçe’

AK Sulta Türkiye ve Suriye’de İhvan sevdasında ısrar ediyor.

15 Temmuz kâbusu, cunta ve ABD hegemonyasına karşı milli mutabakat yolunda umutların yeşermesi, dini-dar ve bölücü teröre karşı milli birliğin zuhur etmesi, Rusya ve İran ile yakınlaşması, ABD ve Batı projelerinde üstlenilen görevlerden feragat etmesi, Esad saplantısına rağmen Şam ile görüşme ihtiyacının telaffuz edilmesi iklimi yarattı. Amma ve lakin “cunta vakıasını” Türkiye’nin toplumsal harmonisi için istismar etmek yerine, bu tarihi fırsatın dini-dar İhvan zihniyetine kurban edildiğini gözlemliyoruz.

‘SÖZLER YERİNE GETİRİLMEDİ’

Şam’ın, Rusya ve İran’ın yaptığı bilgilendirme çerçevesinde, Türkiye’nin bu operasyon karşılığında, sınırlarını kontrol altına alacağını, silah ve militan sevkiyatını engelleyeceğini, Halep cephesinden desteğini çekeceğini, ama en önemli husus olan hava ve kara operasyonunun Şam hükümeti ile koordine edileceği beklentisi vardı. Suriye hükümeti bu “taahhütlerin” birçoğunun yerine getirilmediği inancında.

Operasyon sonrası Türkiye tarafından atılacak adımları saatlerce bekleyen Şam önce kınama ile yetindi. Operasyondan beş gün sonra pazartesi günü Türkiye’yi BM Güvenlik Konseyine şikâyet eden bir mektup gönderdi.

‘ŞAM İLE KOORDİNASYON’

Mektubunda; “Fransa, ABD, İngiltere, Suudi Arabistan ve Katar’ın Türkiye’deki Rejime verdikleri destek sadece Suriye’de değil bütün dünya ülkelerindeki terörizme açık bir destek mahiyetindedir. Suriye hükümeti BM Güvenlik Konseyinden evrensel barış ve güvenlik hususlarında sorumluluklarını üstlenmeyi ve Türkiye’ye, Suriye topraklarından hemen çekilmesi, Suriye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi için çağrıda bulunmalıdır. Suriye toprakları üzerinde terörizm ile savaş (mücadele) sadece Şam hükümeti ile koordine edilmelidir” denildi.

Şam hükümetinin operasyondan beş gün sonra BM’ye gönderdiği mektubu besleyen gerekçeleri tahmin etmek zor değil:

- Cerablus’tan IŞİD’i çıkarmak amacıyla başlatılan operasyonun süresi açık tutulmaktadır. Kapsamı, süresi ve hedefleri muğlak bir operasyonun kalıcı bir “işgale” dönüşmesi ihtimali varittir. Bu durum Moskova, Tahran ve Şam’da şüphe ve derin kaygılar yaratıyor

- Suriye’nin toprak bütünlüğünü amaç edindiğini iddia eden operasyonun bu bütünlüğü hedef alan ABD-YPG planını Fırat’ın Batısında hedef alması ancak Fırat’ın Doğusuna herhangi bir müdahalenin olmaması ABD-Türkiye arasında Suriye’nin Kuzeyi ile ilgili “gizli bir ahdnamenin” mevcut olduğu şüphesini kamçılıyor. Bir başka görüşe göre Türkiye hem ABD hem de Rusya’yı oyalayarak Suriye sahasında emri vaki senaryolar dayatıyor

- Terör örgütleri ile mücadele adı altında bölgeye ÖSO’nun ikame edilmesi ve bu bölgeden aşağı doğru sarkarak Halep’i Kuzey-Doğudan kuşatma stratejisinin güdüldüğü düşünülüyor

- Rakka’nın temizlenmesi operasyonuna Suriye ordusunun öncülük etmesi engellenmek istendiği kaygısı var. Irak’ta IŞİD’in merkez karargahı olan Musul için planlanan senaryonun Suriye’de IŞİD’in merkez karargahı olan Rakka için düşünüldüğü inancı oluşuyor

- Halep-İdlip cephesinden yüzlerce militanı çekerek Cerablus-Menbiç operasyonuna katan Türkiye, “Halep için verdiği taahhüdü yerine getirdiğini” gösterse de, Şam çevre beldelerinde (Daraya, Maaddamiya) sağlanan uzlaşma sonrasında bu bölgeleri terk eden yüzlerce militanın Türkiye sıfır noktasında yer alan İdlib’e gitmekte ısrar etmeleri, Helep’te oluşan militan aczin bu şekilde doldurulduğu inancını hâkim kılıyor. Daha önce de Türk ve İran istihbaratının girişimiyle sağlanan Suriye-Lübnan sınırında yer alan Zabadani kasabasındaki uzlaşma sonrası yüzlerce militan Beyrut üzerinden Hatay’a buradan İdlib’e taşınmışlardı.

- Suriye hükümeti, egemen bir devlet olarak, kendisini toprakları üzerinde yaşayan tüm Suriye vatandaşlarına karşı sorumlu görmektedir. Türkiye’nin hava ve kara operasyonları esnasında hangi bölgede ve hangi silahlı grup altında yaşıyor olursa olsun, ölen veya yaralanan sivil vatandaşlarına sahip çıkmak zorundadır. Aksi durum Suriye hükümeti, “Türk operasyonuna karşı sessiz kalıyor ve bu saldırıları destekliyor” eleştirilerine maruz kalır.

- Türkiye hükümeti Suriye hükümeti ile koordine etmeden operasyonlarını sürdüremez.

En önemli unsurun altını çizdik. Şam ile masaya oturmayan ve taleplerini yerine getirmeyen Erdoğan-Yıldırım hükümeti dini-dar ve bölücü terör örgütlerine karşı etkili mücadele edemez. Rusya, Çin ve İran’ı kazanamaz. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısını korumasına katkıda bulunamaz. Bunları başaramayan Türkiye toplumsal harmoni ve birlikteliği sağlayamaz. Ekonomisine hayat oksijeni üfleyemez. Dimyat’a pirince giderken evindeki bulguru kaybeder. Osmanlı entarisiyle Suriye’de gül toplamaya gitmişken dikenli bahçede paramparça olur.

Not: Yazımızın başlığına araştırmacı yazar Sayın Hüseyin Vodinalı’nın bir yazısı esin kaynağı oldu.

Mehmet YUVA - 01 EylülL 2016 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul