amerika stratejik dusman2

"Fetö'yü versek mi vermesek mi ?"  

(ABD için 'zor bir karar' (!)

FETÖ'nün iade edilip edilmeyeceğini şöyle mi analiz etsek:  

Aslında mevcut durum 2000 yılında Ayetullah Hümeyni ve İran halkının ABD'ye kaçan Şah Rıza Pehlevi'nin iadesi için direttikleri ya da Filipin halkı ve (kocası suikaste kurban giden) Başkan Corazon Aquino'nun Ferdinand Marcos'un iadesi için yaptıkları baskılar karşılığında ABD'nin sahibi olan Siyonist odakların yanıtı ve uyguladıkları çözüme bakarak incelemeliyiz. FETÖ'nün içinde bulunduğu durumda hem büyük benzerlikler var hem de önemli bir bakımdan hiç de benzemiyor...

Şah Rıza ve Ferdinand Marcos (ve bugün ABD açısından RTE ), her biri  SKT'lerini (son kullanma tarihlerini) tüketmişlerdi ve bu durumda ABD için çözüm kararı almak hiç de zor değildi...  her ikisinide  (Jack Ruby, Yaser Arafat, Hugo Chavez ve nicelerine yaptıkları gibi) tez vakitte ebediyete uğratacak sihirli Kanser şırıngalama yöntemlerini  uygulayarak 'problemi' ortadan kaldırıp herkesi (çaresiz bırakarak) yatıştırıp susturmuşlardı (tıpkı aynı yöntemleriyle bunların İngiliz-Fransız kollarının Atamızın hayatına son verdikleri gibi).

Ama !

FETÖ'nün durumu biraz farklı..

FETÖ'nün keşif edilip, yetiştirilip, kıvama getirilmesi bu Emper-Siyonist odakların yaklaşık yarım yüz yıllarını almıştır. Bu 'PUT'u, 'LOGO''yu (ve dolayısıyla bu yalan ve sentetik 'ideolojiyi' uygulamaya sokabilmek için çok büyük zahmetlerde bulundular

Dolayısıyla, bu özel emelleri için geliştirmiş oldukları 'PUT'u dönüp de imha etmek, yaratmış oldukları bu köstebek 'Cemaat' terörist örgütünü  (sadece sembolik düzeyde de bile olsa) lidersiz bırakmak anlamına geleceğinin bilincindeler.   

Karşı karşıya bulundukları 'problem':

Dünyanın her tarafına büyük bir itina, sabır ve Afgan afyonuyla (aklandırdıkları uyuşturucu fonlarıyla destekleyip) yaratıp yaymış oldukları bu devasa (batı tarzı sulandırılmış) 'sahte İslam inanç Ağını'  kısmen bile olsa kendi elleriyle HADIM ETMİŞ olacaklarının bilincindeler.

İşte ayaklarını sürüme ve kazı çevirme nedenleri de bundan kaynaklanıyor. Panik içinde, önlerindeki seçenekleri tartma ve en az zararla bu işin içinden nasıl çıkacaklarını hesaplama derdine düşmüş durumdalar ( kendi dillerinde: 'Damage Containment' analizleri yapmaktalar).

Henüz bir karar veremiyorlar çünkü bu bebek gibi büyüttükleri kara projelerine son vermek onlar açısından çok büyük ve yıkıcı bir yenilgi demektir. Yine kendi argolarıyla.. bir 'Lose/Lose' durumuyla yüzleşmek durumundalar...işte bu yüzden bir karar vermekte çok zorlanıyorlar.

Uzun lafın kısası, içinde bulundukları durumu şu benzetmeyle özetleyebiliriz:

Yıllar boyunca 7/24 çalışarak çalmış olduğu çelik kasayı kaynakla, testereyle, balyozla kesip kırıp en sonunda içinde bulunan 10 karatlık pırlantaya ulaşmayı beceren soyguncu hırsız, hiç beklemediği bir anda  Polis baskınına uğruyor.  Karşısına Polisin dikildiğini fark eden hırsız büyük bir ikilem içine giriyor...Ani bir karar vermek zorunda..

"Elde etmek için bunca ter döktüğüm, yıllarımı harcadığım paha biçilmez bu ganimeti pencerenin dışındaki derin nehire mi atayım yoksa can havliyle kaçmaya mı çabalayım?! "  Yani, Küresel Ağaların "Ah kıyamam" diye feryad ettiği bir anı yaşamaktayız  :))

Cem Hayrullah ÖZBUDUN - 12 Ağustos 2016

Son Yazılar

Cloudy

11°C

Istanbul