hulusi akar hakan fidan225

İfadelerde çelişkiler var: 'Hulusi Akar ortada' ne anlama geliyor?

Orgeneral Hulusi Akar’ın ortaya çıkan ifadeleri ve bu süreçte verilen diğer ifadeler ile hükümet yetkililerinin açıklamaları bir araya getirildiğinde, çok sayıda çelişkili bilgi ortaya çıktı.

15 Temmuz darbe gecesi rehin alınan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ortaya çıkan ifadeleri ve bu süreçte verilen diğer ifadeler ile hükümet yetkililerinin açıklamaları bir araya getirildiğinde, çok sayıda çelişkili bilgi ortaya çıktı.

Cumhuriyet’in tüm ifadeler üzerinde yaptığı çalışma sonucunda oluşan çelişkiler ve soru işaretleri şöyle:

AKAR VE FİDAN NE GÖRÜŞTÜ?

AKP’ye yakın gazeteciler, darbe istihbaratının ilk olarak MİT’ten 16.00 gibi Akar’a iletildiğini iddia etmişti. Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi, 16.30’ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı haberdar ettiğini yazdı. Selvi yazısında, 18.00’de Karargah’ta önlemlerin görüşüldüğünü kaydetti. Oysa Akar, Fidan’ın Karargâh’a geldiği bilgisini teyit etmedi. Akar, ifadesinde Karargah’taki toplantıya katılanların isimlerini (Salih Zeki Çolak, Yaşar Güler) sayarken Fidan’dan hiç bahsetmedi. Oysa Akar’ın tutuklanan emir subayı Levent Türkkan, 20.00 sularında Fidan’ın Akar’la bir saat görüşme yaptığı iddia etti. Akar’ın Fidan’la görüşmesinde ne konuşulduğu sır olarak kaldı.

AKAR NİYE HABER VERMEDİ?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, darbeyi saat 4-4.5 civarında eniştesinden aldığı bir telefonla öğrendiğini belirterek, “Hemen MİT Müsteşarı’nı aradım ulaşamadım, Genelkurmay Başkanı’nı aradım ulaşamadım” dedi. Başbakan Binali Yıldırım, girişimi saat 21.00’de Cumhurbaşkanı’nı aradığında öğrendiğini belirterek, “İlk olarak Genelkurmay Başkanı’nı aradım ama ulaşamadım. MİT Müsteşarı ile saat 23.00’e doğru görüşebildim” dedi.

Akar’ın darbe girişimini 16.00’da haber almasına karşın neden devletin zirvesine haber vermediğine dair ifadesinde tek satır açıklamada bulunmadı. Hakan Fidan’ın nerede olduğu, neden telefonlara yanıt vermediği sorusu yanıtını bulmadı.

NİYE KARARGAHTA OTURDU?

Hulusi Akar, ifadesinde MİT’in istihbarı üzerine özellikle Kara Havacılık Okulu’nda yapılan araştırmada “gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütaala ettiklerini” söyledi. Bunun üzerine tüm Türkiye’de tank, zırhlı araçların kışlalarından dışarı çıkmaması, helikopter ve jetlerin uçmaması talimatını verdiklerini anlatan Akar’ın gelen darbe tehtidi karşısında karşı birlikleri hazır tutmaması, operasyon timleri oluşturmaması güvenlik açığına neden oldu. Yine darbe girişiminin güçlü şekilde hissedilmesine karşılık Akar’ın kendisini de güvenliğe almayıp Karargâh’ta hiçbir şey olmamış gibi çalışması soru işareti yarattı.

NEDEN DÜĞÜNE GİTTİLER?

Hulusi Akar, darbe olacağı bilgisini o sırada İstanbul’da düğünde bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ile Ankara’da bir düğünde olan Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’ye neden haber vermedi? Ünal’ın Ankara’da alçak uçuş yapan jetleri TV’den öğrendiği Akın Öztürk’ün ifadesinde yer aldı. İki komutan, televizyondan da olsa darbeyi haber aldığında neden düğünü yarıda kesip karargâhlarına dönmedi, önlem almadı?

‘AKAR ORTADA’ NE DEMEK?

Hulusi Akar’ın Başyaveri Levent Türkkan, tutuklanan darbecilerden Tümgeneral Mehmet Dişli’nin darbe konusunda ikna amacıyla Akar’ın odasına girdiğini, içeride 5 dakika kaldığını belirterek, “Dışarı çıktığında ‘ortada, girin’ dedi. İçeri girdiğimizde Hulusi Akar, Dişli Paşa ve bizlere hitaben ‘Yanlış yapıyorsunuz, bu böyle olmaz’ dedi” ifadelerini kullandı. Dişli’nin Akar’a ilişkin “ortada” sözünden neyin kastedildiği anlaşılamadı.

AKIN ÖZTÜRK DARBECİ Mİ?

Akın Öztürk’le ilgili darbeci mi, arabulucu mu muamması çözülemedi. Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasında Öztürk’ün darbecileri ikna etmesi için görevlendirildiği iddia edildi. Ancak Hulusi Akar, ifadesinde buna değinmedi. Öztürk, kendisine ikna görevini Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın verdiğini söylemişti. Mehmet Dişli ise Akıncılar’a beraber geldiği Akar’ın isteği üzerine Akın Öztürk’ü aradığını, bunun üzerine Öztürk’ün sivil kıyafetlerle üsse geldiğini söyledi. Akar ise Dişli’nin bu iddiasını doğrulamadı.

Hulusi Akar, Akın Öztürk’ün helikoptere binmek istemesi üzerine, “Sen burada kal, kızının evi burada” dediğini, ısrarını reddettiğini söyledi. Akın Öztürk, ifadesinde Akar’ın kendisine “Sen burada kal, bunları iyice ikna et” dediğini iddia etti. Mehmet Dişli ise bu konuda, helikoptere binmeden önce Genelkurmay Başkanı’nın Akın Öztürk’e “Sen burada kal bunların kontrolünü bırakma, daha sonra seni helikopterle aldıracağız” dediğini aktardı.

DİŞLİ NEDEN HELİKOPTERDE?

Hükümet yetkilileri, Hulusi Akar’ın özel kuvvetlerin düzenlediği bir operasyonla kurtarıldığını açıklamıştı. Oysa Akar’ın, darbe sabahı başarısız olduklarını anlayan darbecilerin Akıncılar’da bulunan bir helikopteri vermesiyle kendiliğinden Çankaya Köşkü’ne gittiği anlaşıldı. Tümgeneral Mehmet Dişli, Akar’la birlikte helikoptere neden bindiğine ilişkin bir açıklamada bulunmadı. Hulusi Akar ise bu konuda isteğin Dişli’den geldiğini iddia etti. Akar, helikoptere ateş edilmemesi amacıyla Dişli’nin “Ben telefonla buna karşı irtibat kuracağım” diyerek helikoptere bindiğini kaydetti. İfadeye göre Dişli, helikopterdeyken bazı yerleri aradı.

ABC Gazetesi - 27 Temmuz 2016

*** *** ***

İlgili Haber

Mehmet Dişli Hulusi Akar'ı yalanladı: Akın Öztürk ve Hulusi Akar'la birlikteydim...

Hulusi Akar'ın kendisine "Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız" dediğini söylediği Tümgeneral Mehmet Dişli, suçlamaları kabul etmedi.

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli, üzerine atılan suçlamaları kabul etmediğini belirterek "Bana, 'Sana güvenir, sen ikna edersin, yoksa ikinizi de paketleyip götüreceğiz' dediler. Bana uçakların havada olduğunu, sıkıyönetim emrinin yayımlandığını söylediler. Bütün komutanların bunun içinde olduğunu söylediler. 'Olmayanları şu anda alıyoruz. Zaten tutuklanıyorlar' dediler. Beni Komutan'ın (Orgeneral Akar) odasına soktular" dedi.

Usul gereği özel kalem müdürü ya da emir subayı aradığında gidip kendi daire başkanlıklarıyla ilgili konuları paylaştıklarını ifade eden Dişli, "O gün beni klima çarptığı için akşam 19.00 civarı evime geçtim. O gün de beni ofisimden ya özel kalem ya emir subayı ya da danışman aradı. Tam hatırlamıyorum kimin aradığını" diye konuştu.

Arama üzerine Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na geçtiğini söyleyen Dişli, "Komutanın odasına girerken o katta özel kuvvet giyimli 2-3, yüzleri açık ancak tanımadığım şahıslar karşıladı. Komutan'ın odasına girmeden 2 ofis vardır. Birine beni çektiler. 'Silahlı Kuvvetler duruma, yönetime el koydu. Yurtta Sulh Cihanda Sulh Operasyonu başladı. Komutan'ın da bizimle olmasını istiyoruz' dediler" ifadelerini kullandı.

Orgeneral Akar ile 16 yıldır birlikte çalıştığını, kendisini yakinen tanıdığını anlatan Dişli, "Bana, 'Sana güvenir, sen ikna edersin, yoksa ikinizi de paketleyip götüreceğiz' dediler. Bana uçakların havada olduğunu, sıkıyönetim emrinin yayımlandığını söylediler. Bütün komutanların bunun içinde olduğunu söylediler. 'Olmayanları şu anda alıyoruz. Zaten tutuklanıyorlar' dediler. Beni Komutan'ın odasına soktular" dedi.

'AKAR'IN YAŞANANLARDAN HABERİ YOKTU'

Odaya girdiğinde Orgeneral Akar'ın evrak okuduğunu aktaran Tümgeneral Dişli, kendisini takdim ettikten sonra komutanın "Otur" dediğini belirtti. Akar'ın dışarıda yaşananlardan haberi olmadığını belirten Dişli, Genelkurmay Başkanı'nın kendisine "Hayrola, ne yaptın?" dediğini aktardı. Durumu Orgeneral Akar'a arz ettiğini bildiren Dişli, şunları söyledi:

"Bana 'Dalga geçecek zaman mı?' dedi. Kendisi ile samimi olduğumuz için bu şekilde söyledi. Kendisine 'Birazdan canlı yayın olacağını, orada bildiri yayımlanacağını' söyledim. Yüz ifadesi değişti. Bir süre sonra dışarıdan silah sesleri duyuldu. Bana 'Bak' dedi. Ben dışarı çıktım. O sırada 2. Başkan Yaşar Paşa'ya girerken ya da onu götürürken biri vuruldu. Ben içeri tekrar döndüğümde işin ciddi olduğunu söyledim. Tekrar yoğun silah sesleri duydum. Sonra alçaktan uçak geçti. Bana dışarıdan Yaşar Paşa'yı çağırmamı söyledi. Özel kuvvetçiler beni Yaşar Paşa'ya göndermedi. Sürekli benim üzerimden 'Komutan kabul etti etti, yoksa ikisini de götüreceğiz' dediler. Kendilerinin neden Komutan'ın yanına, odasına girmediklerini bilemeyeceğim. Benim kendisini ikna edebileceğimi düşünmüş olabilirler. Genelkurmay Başkanı Akar çok ağır sözler söyledi. 'Kim bunlar, hangi devirde yaşıyoruz?' diye tepki gösterdi. Ben Hulusi Paşa'nın tepkisini söylediğimde bir süre sonra onlar içeri girdiler. Komutan'a kelepçe takmak için zorladılar. Ben müdahale ettim, 'Burada konuşuyoruz, Komutan'a eziyet etmeyin, zarar vermeyin' dedim. Komutan'ın apoletleri düşmüştü, onu alıp tekrardan omuzuna takıp 'Genelkurmay Başkanımızdır' dedim."

Herhangi silahının ya da teçhizatının olmadığını, karargah çalışmasına silahla girilmediğini belirten Dişli, "Komutan'la koltuklara geçip yan yana oturduk. Komutan'la sürekli konuştuk. Televizyona baktık. Boğaz köprüsünün kapatıldığını görünce işin ciddiyetini anladık" dedi.

Hareketliliğin artmasının ardından Akar'ın götürülmesi gerektiğini söylediğini anlatan Dişli, bir helikopterin çağrıldığını bildirdi. Akar ile kendisinin ve Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli 2-3 kişinin gelen helikoptere bindiğini ifade eden Dişli, 20 dakikalık uçuşun ardından Akıncı'daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığına indiklerini söyledi.

"Ne komutan, ne ben bağlanmadık" diyen Tümgeneral Dişli, şöyle devam etti:

"Özel kuvvet görevlilerinde silah vardı. Komutan'ı ikna etmek için, 'Kan dökülmesin, bu işin içinde siz de olun. Rüştü Paşa'nın (Erdelhun) başına gelenler sizin başınıza gelmesin' dediler. Ben Komutan'a, 'Bunlar dışarıda birini vurdular. Bunların gözü dönmüş' dedim. Dışarıda kanlar da vardı. Akıncılar Hava Üssü'nde ikimizi bir arabayla bir odaya götürdüler. Oturduk, çay ve kahve içtik. Odada televizyon vardı, gelişmeleri takip edebiliyorduk. Daha sonra odaya havacı komutan Kubilay Selçuk geldi. Komutan'a 'Silahlı kuvvetler bu işe el koydu. Tüm kuvvetlerin dahil olduğu bir şey olduğunu' söyledi. Komutan, hava kuvvetlerinde durumun ne olduğunu söyledi. O da 'Akın Paşa sizin ağzınıza bakıyor. Siz 'Evet' derseniz o da bu işe dahil olacak. Akın Paşa bu işte yok' dedi. 'Ama isterseniz çağırabilirim' dedi."

'AKIN ÖZTÜRK VE HULUSİ AKAR'LA BİRLİKTEYDİM'

Telefonla üsse çağrılan YAŞ üyesi eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün sivil kıyafetle geldiğini dile getiren Tümgeneral Dişli, "Üçümüz birlikte televizyonlara baktık. Komutan sürekli tepki gösterdi, 'Böyle bir şey olur mu?' dedi. Akın Paşa da aynı tepkiyi verdi. Komutan, Akın Paşa ile buraya getiriliş sürecimizi konuştuk. Sonra 'Dışarı çık ne istiyorlar, gelsinler konuşalım' diye beni gönderdiler" dedi.

Kendisinin Kubilay Selçuk ile binanın dışına çıktığını, burada bir amiral, havacı bir tuğgeneral ile bir karacı ya da jandarma albayın bulunduğunu belirten Tümgeneral Dişli, "Onlar bize yurtta sulh cihanda sulh konseyinin olduğundan bahsettiler. 'Onlar birazdan gelecek, siz de kabul ediyorsanız, siz de bu konseyin bir parçası olarak bir bildiri yayınlayacağız' dedi." ifadesini kullandı.

Söz konusu kişilerin TRT'den canlı yayın aracı ayarlandığını söylediğini aktaran Dişli, daha sonra hep birlikte Orgeneral Akar'ın yanına geçtiklerini söyledi. Bu kişilerin elinde yazılı bir bildiri olduğunu, bir kişinin bu bildiriyi okuduğunu aktaran Tümgeneral Dişli, şöyle konuştu:

"Bu hareketin amacının hukukun yeniden sağlanması, halkımıza karşı olup olmadığı, terörün bitirilmesi, vatandaşın güvenliğinin sağlanması gibi temel ifadeler vardı. Komutanımıza 'Komutanımız, siz de bizimle birlikte katılın, okuyalım, duyuralım. Halk sizi görürse yatışır, bu iş bitmiş olur' dediler. Genelkurmay Başkanı'mız kesinlikle kabul etmedi. Onlar gitti, yine ben Komutan ile odada kaldım. Sürekli olarak Komutan bu hareketin sadece Silahlı Kuvvetlere değil tüm ülkeye zarar vereceğini söyledi. 'Biz, Güneydoğu'da polislerle birlikte teröristlere karşı savaşıyoruz. Bunlar polisleri vuruyor' şeklinde tepki gösterdi. Bana tekrar 'Git şunlarla görüş' dedi. Ben sürekli olarak kendi şahsi telefonlarımla karargahı arayarak olup biten hakkında bilgi alıp Komutan'ın eşini aradık. Eşine hala mesaide olduğunu söyledi. Ben evden geldiğim için şahsi ve resmi cep telefonlarım yanımdaydı.

Kuvvet komutanlarının yakalandığını televizyonlardan takip ettik. Bütün her şeyi Komutan talimat vererek benim cep telefonum vasıtasıyla, benim üzerimden yapıyordu. Hatta Başbakan ve MİT Müsteşarı'nı benim cep telefonumdan aradı. Cumhurbaşkanı'nı da aradı ama ulaşamadım. Başbakan ve MİT Müsteşarı ile tüm Silahlı Kuvvetlerin kışlalarına dönmesi için talimat vereceğini, 'Bu adamlar hakkında ne gerekiyorsa yapacağız, insanlarımız ölmesin, siz polisi geri çekin, ben de Silahlı Kuvvetleri geri çekeyim. Genelkurmay'a gideyim, oradan emir-komutayı devralayım ve durumu tüm Silahlı Kuvvetlere bildireyim' dedi. Ancak Başbakan Çankaya'ya gelmesini istedi."

Dişli, Orgeneral Akar'ın teklifini kabul ederek kendilerine iki helikopter verdiklerini anlattı. Kendisi ve Orgeneral Akar'ın bindiği helikopterin Çankaya Köşkü'ne gittiğini anlatan Dişli, orada Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş tarafından karşılandıklarını, daha sonra da diğer bakanların geldiğini aktardı.

Kriz masası oluşturulduğunu dile getiren Tümgeneral Dişli, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Ben sürekli durumu takip edip Komutan'a bilgi verdim. Komutan, Akıncı Üssü'nden giderken Akın Paşa'ya 'Sen burada kal, bunlara mukayyet ol. Ben seni buradan aldıracağım' dedi. FETÖ ile benim herhangi bir bağlantım yoktur. Ben 5 dönem AKP milletvekili olan ve AKP'nin kurucu üyesi olan, şu anda da Genel Başkan Yardımcısı olan Şaban Dişli'nin kardeşiyim. FETÖ ile ilgili sorulan soruyu bir hakaret kabul ederim. Bu olayda ben mağdurum. Ben devletin tarafıyım. Aynı şekilde ölümle tehdit edildim, alıkonuldum, bu nedenle de mağdurum. Bu olayın hiçbir yerinde yokum. Yaptığım bütün görüşmeleri Komutan'ın emriyle, onun bilgisi dahilinde can güvenliği için yaptım.

Ben Komutan ile 16 yıldır değişik kademelerde çalıştım. Komutan'ı ailemin bir parçası olarak gördüğüm için 'Öleceksek de birlikte ölelim' diye düşünceyle onun yanında oldum. Onun can güvenliğinin sağlayabilirim diye karşı taraf ile belirttiğim görüşmeleri yaptım."

Harp Okuluna sivil liseden sonra girdiğini, ortaokul ve lise öğrenimini devlet okullarında tamamladığını belirten Dişli, "Cemaatin ordu içerisindeki yapılanması hakkında duyumlarımız oldu. Bununla ilgili herhangi bir görevim olmadığı için herhangi bir çalışma yapmadık. Ben ordunun değişim ve dönüşümüyle ilgili çalışma yapmaktayım." diye konuştu.

Tümgeneral Dişli, darbe girişimi hazırlıkları hakkında bilgisinin olmadığını yineleyerek yazışmalarda adının kendi rızasının dışında yer aldığını savundu. Herhangi bir evrakta ıslak imzasının olmadığını öne süren Dişli, üzerine atılan suçları kabul etmediğini de belirtti.

Hulusi Akar, ifadesinde şunları söylemişti:

"Tümgeneral Mehmet Dişli 'Herkesi alacağız' dedi. Darbecilere ölüm kalım olmadan bitirin dedim ancak ikna edemedim. Mehmet Dişli, 'Komutanın operasyon başlıyor, herkesi alacağız. Taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz" gibi şeyler söyledi."

ABC Gazetesi - 26 Temmuz 2016

Son Yazılar

Mostly cloudy

10°C

Istanbul