ismail kahraman kimdir225

"Laiklik yeni anayasada olmamalıdır" diyen Meclis Başkanı İsmail Kahraman kimdir?

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın "Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır" şeklindeki sözleri

ve "Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım" diye konuşması Türkiye gündemine oturdu.

Peki, Türkiye'nin demokrasi tarihi İsmail Kahraman'ı hangi olaylardan hatırlıyor?

Arşiv unutmaz; anlatalım...

Tarih: 7 Eylül 1967...

Yeni Adli Yıl'ın açılışı töreninde dönemin Yargıtay Başkanı İmran Öktem konuşuyor.

Ve sonrasında gericileri ayağa kaldıran şu konuşmayı yapıyor:

"Türkiye'de bir İslâm Devleti ve hilâfet rejimi kurmak, Türk Milleti'ni dini esaslara dayanan bir hukuk düzenine sokmak isteyen ve bunun için gizli ve açık çalışan mistik hezeyan halindeki bir avuç meczûb, ruh hastası veya dini, kazanç metası haline getirmiş kimseler, saf ve cahil yurttaşın en temiz varlığını, itikadını, imanı­nı geçim vasıtası yapmış olan bezirganlar -o bezirganlar ki, dinin emrettiğini yerine getirmezler, yasak ettiklerini gizli gizli yaparlar ve fakat dindar görünürler- evet bunlar ve bir takım hurafeleri dini esaslar gibi göstermeye kalkan ve bu suretle halkı uyuşturan kökü dışardaki yurt düşmanları daima hüsrana uğrayacaklardır."
Tarih 1 Mayıs 1969...

Dinciler Öktem'in bu sözlerini ve daha sonraları yaptığı benzer çıkışları unutmadı. Öktem, Yargıtay Birinci Başkanı olarak görevini sürdürürken vefat etti.

Dönemin Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) “Dinsiz Öktem’in cenaze namazı kılınmasın” kampanyası düzenledi.

Ve 3 Mayıs'ta...

Ankara Maltepe Camisi'nde yapılan cenaze töreni basıldı.

Çoğunluğunu çember sakallı kişilerin oluşturduğu bir kalabalık namazın kılınmasını engellemeye çalıştı ve imamlar cenazesini kaldırmak istemedi. Cenazeye katılanlardan Avukat, ilahiyatçı Ahmet Hıfzı Gözübüyük (Bazı kaynaklara göre İzzet Gözübüyük) kıldırdı.

O kalabalıkta MTTB üyeleri de vardı.

Olaylar o kadar büyüdü ki, cenazede bulunan İsmet İnönü'yü korumak amacıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı Topçu Dairesi Başkan Vekili Tuğgeneral Nabi Alpartun silahını çekti. İnönü olaylar için "Bu yaşanan ikinci 31 Mart vakasıdır” sözlerini sarf etti.

İşte...  

Bundan 47 yıl önce...

İmran Öktem’i hedef alan ve cenaze namazının kılınmasını istemeyen Milli Türk Talebe Birliği'nin o dönemki genel başkanı ise, bugün Meclis Başkanı olan İsmail Kahraman'ın ta kendisiydi...

KANLI PAZAR VE KAHRAMAN’I

Bitmedi!

Tarih: 16 Şubat 1969...

76 gençlik örgütü boğaza demirleyen ABD'nin 6. Filo'sunu protesto etmek için Taksim'de toplandı. Üstelik bu gösteriye Valilik de izin vermişti.

Ancak ülke en gergin dönemine giriyordu. Çünkü dinciler daha iki gün önce "Bayrağa saygı" mitingi düzenlenmiş, bu mitingde "komünistlere" karşı savaş açıldığı ilan edilerek, 6. Filo'yu Protesto Yürüyüşü'nde gereken dersi vermek üzere halka toplanma çağrısı yapılmıştı.
16 Şubat günü, devrimci gençler Taksim'e doğru yürüyüşe geçmek üzere Beyazıt'ta toplanırken, dinciler de Taksim Meydanı'na geldi.

Burada toplu kılınan namazın ardından taşlı ve sopalı bir biçimde beklediler ve polisin herhangi bir engellemesine maruz kalmadılar.

İktidarda Adalet Partisi vardı.

Beyazıt Meydanı'nda toplanan gençlik örgütleri yürüyüşe geçti. Sultanahmet, Sirkeci, Eminönü, Karaköy ve Dolmabahçe üzerinden Taksim Meydanı'na ulaşan göstericilerin önünü kesen polis, kasıtlı olarak alana küçük gruplar halinde girmelerini sağladı. Alana girenler de burada bekleyen ve sadece iki sıra olan polis barikatını kolaylıkla aşan sağcıların sopalı, taşlı ve bıçaklı saldırısına uğradı.

Tekbir getiren dinci saldırganlar, göstericileri dövdü. Olaylar sırasında Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı gençler bıçaklanarak öldürüldü. Bu sırada polisin saldırganları engellememesi, ülkede infial yaratsa da istifa çağrılarına kimse yanıt vermedi.

Demokrasi tarihine "Kanlı Pazar" olarak geçecek bu olayı düzenleyenler de, İsmail Kahraman'ın o dönem genel başkanlığını yaptığı Milli Türk Talebe Birliği idi.

Dolayısıyla...

"Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır" ve "Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım" ifadelerini kullanan TBMM Başkanı'nın geldiği siyasi gelenek, İsmet İnönü'nün “Bu yaşanan ikinci 31 Mart vakasıdır” sözlerini hafif bırakacak cinsten...

Bu nedenle...

İnönü'nün bu sözü, İsmail Kahraman'ın skandal "Laiklik" çıkışının ardından "Üçüncü 31 Mart vakası..." olarak yeniden yorumlanacağa benziyor.

Odatv - 26 Nisan 2016

İlgili Haber :

yeni anayasada laiklik olmayacak750

Meclis Başkanı’nın "Laiklik yeni anayasada olmamalıdır" dediği panelin afişinde dikkat çeken ayrıntı!

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın "Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır" çıkışını yaptığı İstanbul Üniversitesi’nin hazırladığı afişte konuşmacı olarak yer almaması dikkat çekti.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın "Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır" çıkışını yaptığı İstanbul Üniversitesi’nin hazırladığı afişte konuşmacı olarak yer almaması dikkat çekti.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nde, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliğince (AYBİR) düzenlenen “Yeni Türkiye ve Yeni Anayasa” başlıklı konferans düzenlendi.

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı ve akademisyen Prof. Dr. Nazan Moroğlu, TBMM Başkanı Kahraman’ın üniversitenin hazırladığı afişte konuşmacı olarak yer almadığını açıkladı.

Konferansın afişinin fotoğrafını Twitter’da paylaşan Nazan Moroğlu, “Dün İÜ de yapılan toplantının afişi kim konuşacak yazılmamış!!! Meğer TBMM Başkanıymış” diye yazdı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İstanbul Üniversitesi’nin konferansında laikliği hedef alarak "Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım" diye konuşmuştu.

İşte Nazan Moroğlu’nun paylaştığı mesaj ve fotoğraf:

yeni turkiye yeni anayasa

Odatv - 26 Nisan 2016

*** *** ***

Ve AKP niyetini net olarak açıkladı: Yeni Anayasa'da laiklik olmayacak!

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır" diyerek, "Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım" diye  konuştu.

Kahraman, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği AY-BİR'in düzenlediği "Yeni Türkiye Konferansları"nın altıncısında, "Yeni Türkiye ve Yeni Anayasa" konulu konferans verdi.

İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası Doktora Salonu'nda gerçekleştirilen konferansa, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Ay-Bir Konsey Başkanı Yusuf Balcı ve akademisyenler katıldı.

Meclis Başkanı, burada yaptığı konuşmada, "Ladinilik olmamalı yeni anayasada ve dindar bir anayasa olmalı" dedi.

"YENİ ANAYASA ÖNCE İNSAN DEMELİDİR"

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, devlet ve millet kaynaşması gerektiğini vurgulayarak, "Önce insan. Yeni Anayasa önce insan demelidir. Devlet insanın hizmetinde, vatandaşının hizmetindeki bir örgüt olmalıdır. Bizde tersine, devleti koruyan, ferdi ise hizmet ettiren noktada olan anayasalar olmuştur" dedi.

Anayasa kitapçığını gösteren Kahraman, "Bu Anayasa değişmeli. Bir başlangıç kısmı var; üzüyor beni. 34 tane 've', 22 tane 'virgül', 7 tane 'noktalı virgül', 7 'paragraf' ve 1 'nokta'. 2 sayfa süren bir başlangıç kısmı. Dünya anayasalarında böyle bir başlangıç yok. Lisanı da güzel değil. Birinci kısmında hürriyeti verir. Maddenin hemen ikinci kısmında 'ancak, şu kadar ki, fakat' diyerek hürriyeti geri alır. Niye? Çünkü bir darbe anayasasıdır. 61 de böyledir. 82 de böyledir" şeklinde konuştu.

"LAİKLİK YENİ ANAYASADA OLMAMALIDIR"

1982 Anayasası'nın herhangi bir yerinde Allah lafzının geçmediğini belirten Kahraman, şöyle devam etti:

"Ama Anayasa inanca göre tasnif edildiğinde, bu 82 Anayasası da, 61 Anayasası da dindar anayasalardır. Neden? Resmi tatiller, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı'dır. Din dersleri mecburidir ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dünyada üç anayasada laiklik var. Fransa, İrlanda, bir de Türkiye'de var. Tarifi de yok. İsteyen, istediği gibi bunu yorumluyor. Böyle bir şey olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım."

"LADİNİLİK OLMAMALI YENİ ANAYASA'DA VE DİNDAR BİR ANAYASA OLMALI"

Bazı ülkelerdeki anayasalarda dini ibarelerin bulunduğunu söyleyen ve örnekler gösteren Kahraman, "Peki niye biz Müslüman bir ülke olarak, dinden kendimizi arındırma, geri çekme durumunda olacağız? Niye? İslam İşbirliği Örgütü'ne kayıtlıyız, üyesiyiz, kurucusuyuz. İslam Kalkınma Bankası'nda varız. Bir İslam ülkesiyiz. Nedir yani? Neden? Ladinilik olmamalı yeni anayasada ve dindar bir anayasa olmalı" dedi.

"İKİ BAŞLILIK OLDUĞU ANDA İSTİKRAR OLMAZ"

Kahraman, "Başkanlık Sistemi" ile ilgili tartışmalara da değinerek, şunları söyledi:

"Anayasa Komisyonu çalışmalarında Halk Parti'li bir arkadaşım, çok değerli bir insan, 'Siz Parlamento Dergisi'nde Başkanlık Sistemi'nden yana olduğunuzu ifade ettiniz. Halbuki siz tarafsızsınız' dedi. Elbette tarafsızım. Nerede tarafsızım? İdare ederken elimde bir terazi. Kimsenin hakkını kimseye vermez. Fikrim var ve bir inancım var. Ben bu sistemi onun için beğeniyorum. Gereken incelemeleri yaptık. Birlik Vakfı'nın Anayasa metnini hazırlarken, 177 maddeyi 85'e indirdik ve 62 anayasayı inceledik. Ben evvela 'yarı başkanlık' diye düşünüyordum. Sonra baktık ki 'başkanlık sistemi' lazım. İki başlılık olduğu anda istikrar olmaz. 2 şoförlü bir araba kazasız gidemez, mutlaka kaza yapar. Dolayısıyla, Başkanlık Sistemi iskeletli bir anayasa metni hazırladık. Suallerden birinin başkanlık olacağını düşündüğüm için söylüyorum. Sistemin iyiliği nerede? 'Hakimiyet tecezzi etmez' diye bir kaide vardır. Tek kişinin yönetiminde bir idare. 2 tane adam, birisi cumhurbaşkanı, birisi başbakan, farklı yerlerden, fikirlerde, partilerden ise; hatırlayınız bir anayasa fırlatmasının Türkiye'ye kaça mal olduğunu, hatırlayınız... Sıkıntıya gireriz. Gelişmemiz durur. Zaten gelişmemizi istemeyen dış dünya bu propagandayı yapmaktadır. 'Başkanlık diktatörlük.' Ne münasebet! Şimdi Obama diktatör mü?"

Odatv - 25 Nisan 2016

*** *** ***

ismail kahraman bicakli saldiri

İsmail Kahraman ve arkadaşlarının bıçakladıkları isim konuştu!

Doğu Perinçek, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın başında olduğu Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) Devrimciler Güçbirliği’nin (Dev-Güç) eylemine yaptığı saldırıyı yazdı.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın başında olduğu Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) Devrimciler Güçbirliği’nin (Dev-Güç) eylemine yaptığı saldırıyı yazdı. Saldırı günü bıçaklanan Atanur Güneysu, Perinçek'e gönderdiği mektubunda "Ceketimin sol cebinin üzerinden girip ceketi delen geniş bir bıçak deliği gördüm" dedi.

Doğu Perinçek, Aydınlık’taki “O gün ben de Zafer Meydanı'ndaydım” başlıklı yazısında 29 Nisan 2016 tarihli Aydınlık Gazetesi'nde yayınlanan '48 yıl önce bugün Kahraman’ın saldırganlarını Orduevi havuzuna döküşümüzün hikayesi' başlıklı yazısına Atanur Güneysu’dan gelen mektubu yayımladı.

Atanur Güneysu’yu “Türkiye'de 1968 Gençlik Hareketinin başlangıcı olan 29 Nisan 1968 Zafer Meydanı mitingi ve yürüyüşünün militanlarından” diye tanıtan Perinçek, TBMM Başkan İsmail Kahraman’ın başında olduğu grubun gençliğe bıçaklarla yaptığı saldırıyı anlatan Güneysu’nun mektubunun tamamına yer verdi.

İşte o mektup:

AZİZ NESİNİN HOPARLÖRÜNÜ TUTUYORDUM!

“29 Nisan 2016 tarihli Aydınlık Gazetesi'nde yayınlanan '48 yıl önce bugün Kahraman’ın saldırganlarını Orduevi havuzuna döküşümüzün hikayesi' başlıklı yazınızı ailece ilgi ve heyecanla okuduk. İlgi ve heyecanla diyorum, çünkü o gün ben de oradaydım. Ve müsade ederseniz kısaca anlatayım. Hem böylece yazınızdaki bir cümleyi de düzeltmiş olurum. "Yazınızda belirttiğiniz gibi, Devrimciler Güçbirliği (Dev-Güç) ilk önemli eylemini 29 Nisan 1968 günü Ankara Zafer Meydanı'nda gerçekleştirmişti. Çünkü 29 Nisan günü, Adnan Menderes yönetimindeki Demokrat Parti diktatörlüğüne karşı anti-emperyalist ve devrimci gençliğin Ankara'daki tarihsel direnişinin yıldönümüydü. Tarihsel ve coşkulu günün ayrıntıları yazınızda olduğu için, müsadenizle ben başka bir noktayı aydınlatacağım.”

“MİKROFONA ELEKTRİK VEREN TELLER KESİLDİ”

“Siz başta olmak üzere Devrimciler Güçbirliği'nin diğer önderleri Aziz Nesin i konuşma yapmak üzere mitinge getirdiniz ve Aziz bey kalabalık, coşkulu ve kararlı kitleye yönelik konuşmaya başladı. Tam o esnada kendimi Aziz beyle omuz omuza buldum. Bir süre sonra gerici ve işbirlikçilerin sabotajı sonucu mikrofona elektrik veren teller kesildi. Aziz beyin konuşması duyulmaz oldu. Alanda toplanan devrimci gençlik hemen bir megafon bularak Aziz beyin konuşmasına devam etmesini sağladı. Mikrofon Aziz beyin elinde, hoparlörü ise benim elimdeydi. Konuşma kitle tarafından daha iyi duyulsun diye hoparlörü tıpkı bir radar gibi yüz seksen derece döndürüyordum. Bir süre böyle devam ettik.”

İSMAİL KAHRAMAN SAHNE ALIYOR...

“Fakat birden o zamanki MTTB ve günümüzde de TBMM Başkanı olan İsmail Kahramanın başında olduğu gerici-yobazlar polis desteğiyle devrimci gençliğin mitingine saldırdılar. Saldırganlar özel yapılmış sopa ve bıçak kullanıyorlardı. Meydan bir anda karıştı. Alt alta üst üste kavga bir süre devam etti. Miting dağıldığında üstüm başım toz toprak içersinde eve geldim. Evdekiler geçmiş olsun derken birden yengem 'Atanur ceketine ne oldu?' dedi. Baktığımda ceketimin sol cebinin üzerinden girip ceketi delen geniş bir bıçak deliği gördüm. Ceketimin düğmesi açık olduğu için bıçak vücuduma değmemişti. Belli ki hepimiz ucuz atlatmış ve bu gözü dönmüş gerici yobazların elinden canımızı kurtarmıştık.”

“Sevgili Perinçek, siz başta olmak üzere Devrimci Güçbirlikçilerle böyle heyecan verici ortak bir anıyı paylaşmak benim için onur olmuştur. Aziz bey başta olmak üzere aramızda olmayanları sevgi ve özlemle anıyor, yaşayanları ise coşku ile selamlıyorum. Sağlık ve başarı dileklerimle. Atanur Güneysu. Vatan Partisi Ankara-Çankaya Yönetim Kurulu Üyesi.”

Odatv - 02 Mayıs 2016

*** *** ***

İsmail Kahraman’ın bilinmeyen yüzü!

Ömer Faruk Işık, namı diğer “Hacı Ömer” 70’li yıllarda MHP ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) İzmir İl Başkanıydı. MTTB’nin genel başkanı ise İsmail Kahraman’dı. O yıllarda “Masonik İslam” denilen ABD projesinin önayak olduğu Batı yanlısı İslami örgütlenmelerin de yakın tanığı olan Işık, Türkçüler içindeki ayrışmayı ve Kahraman’ın “Mason İslamcı” kimliğini anlattı.

BİZ TÜRKÇÜYDÜK O YEŞİL KUŞAKÇI ...

Hacı Ömer ismiyle tanınan Ömer Faruk Işık, Aydınlık’ın tarihi “kontrgerilla dizisi”nde adı geçen kişilerden. Ancak her konuşmamızda ısrarla “Ben hiçbir zaman kontrgerilla olmadım” diyen Işık, anılarını kitap halinde yayınladı. Kitapta, TİP kongrelerine yönelik saldırılarda MTTB’nin nasıl başı çektiğini, MHP ile parasal ilişkilerini anlatan Işık’a İsmail Kahraman’ı sorduk. Olaylardaki rolü için “Hata yaptık, sonradan ortaya çıktı” diyen Işık, çarpıcı bilgiler verdi:

“Ben 63-65 ve 67 yıllarında İzmir MTTB’nin başkanıydım, o da genel başkandı. Ben Türkçü ülkücüydüm. Onun Yeşil Kuşak Projesi’ni savunduğunu biliyorum. ‘Komünizmle mücadele’ adına Müslümanları harekete geçiriyordu. Ben de komünizme karşı mücadele içindeydim. Üstelik saldırıların başını biz çekiyorduk, çünkü 3 yıl boyunca derneğin gençlik örgütlenmesi bana aitti. Ancak İsmail Kahraman’ın savunduğu Yeşil Kuşak Projesi’ne Amerikan Yahudi lobisi çevreleri çok itibar ediyordu. Nitekim bu nokta, aramızda tartışma konusu oldu. Tartışmalar sonunda hakkımda inceleme başlattılar. MTTB müfettişleri geldi ve Kahraman, ‘Genel Başkan’ sıfatıyla beni görevden aldırdı. Yerime de İhsan Erzurumlu adlı birini getirdiler. Oysa Erzurumlu namaz kılmayı bile bilmezdi. Onun önünde de MTTB müfettişine ‘Bu adam Müslüman değil! Namaz mı kılar bu adam? Yerime bu mason adamı mı buldunuz?’ diye sordum. O zaman MTTB içinde Türkçüler ve Mason İslamcılar diye bir ayırım vardı. İsmail Kahraman Aydınlar Ocağı’nın yetiştirdiği bir damarın eseridir. Aydınlar Ocağı ve sonradan İlim Yayma Cemiyeti’nin bütün yetiştirdikleri bakan oldu. Başları da Nevzat Yalçıntaş’tır.”

ABD DOLARIYLA BİAT KÜLTÜRÜ...

Ömer Faruk Işık, dönemin karanlık ilişkilerinin ve Yeşil Kuşak projesinin de serüvenini iyi bilen bir isim. 68’de piyasaya sürülen “Mason İslamcılar”ın gelişim sürecine de işaret etti:

“11 Ekim 1951 tarihinde İstanbul’da  68 kişi, İlim Yayma Cemiyeti’ni kurdu. Amaç, İmam Hatipleri yaymak için lojistik ve maddi destek sağlamaktı. Biz o zaman bunlara ‘Takunyalı’ derdik. Masonlarla beraberlerdi. Hiçbir şekilde masonluğa ve ABD’ye düşmanlıkları görülmez.

Bunlar biat kültürü ile yetişti. Paranın kokusunu çok ama çok iyi alırlar ve oraya yönlenirler... Bunlar 1948 yılında İngilizlerin Yeşil İslam Projesinin tohumlarıdır. Amerikalılar da 1948’de bu projeyi kabul etti. Nitekim İsrail’in kurulması da o yıllara denk düşer. İsmail Kahraman buradan çıktı, ayrıca Turgut Özal, Korkut Özal, Nevzat Yalçıntaş da buralardan çıktı. Buralar birer okul olarak Türk devletine yöneticiler yetiştirdi. Yani bu bir ekol, Amerikan ekolü.”

‘DİNLERARASI DİALOG’LA GÜLEN CEMAATİ DOĞDU!

“Dinlerarası diyaloğ bahanesi ile ta o zamandan bizi Amerikan Siyonizmi’ne, Vatikan’a bağlamak istiyorlardı. CHP’den Kasım Gülek vardı. Gülek CIA eliyle Vatikan’ı Fetullah’la tanıştırdı. Bunlar çakallar gibi bir anda saldırdılar. Türk devletinin Türk kalan neyi varsa, milliyetçiliğine kadar parçaladılar.

Bu masonik İslamcılar, daha sonra  ‘Ilımlı İslam’ adını aldı.

MİLLİYETÇİLİK 1969’DA BİTİRİLDİ!

“Biz Türçüydük, MTTB’deydim. Parti olarak da CKMP ‘deydim. Ozaman İzmir’de ben merkez ilçede ve gençlik yıllarında 1967-68’de çalıştım, yöneticilik yaptım. 1969’da da ismi MHP oldu. Adana kongresinde MHP’de büyük bir değişim oldu, ideolojik dönüşüm yaşandı. Türkeş de Türkçülükle bu işin gitmeyeceğini hisseti, anladı. Türk-İslam sentezini buldular. Sloganımız da evrildi. ‘Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslüman’ sloganımızın yerini ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’ sloganı aldı. Sonra da sıra ‘Ya Allah bismillah Allahu ekber’e geldi. Milliyetçilik bitirildi. Adana’daki 69 kongresinden sonra Bozkurt efsanesi, ismi konuşulmaz olmuştu. O masonik dalga partimize girmiş, ideolojik olarak bizi İslamlaştırmıştı.

ABD PROJESİ OLDUĞUNU ANLAMADIK!

“Biz Türkçülerin başı ise Nihal Atsız ve Necdet Sancar (Nihal Atsız’ın kadeşi), İlhan Egemen Darenderiloğlu, Kemal Fedai Coşkuner’di. Darendelioğlu, Komünizme Karşı Mücadele Derneği genel başkanıydı, ben de İzmir’de gençlik teşikalıtında başkanlık yaptım. Tabi o zaman bu projenin Amerikan projesi olduğunu anlamadık, saldırdık, saldırdık...

Onlar da bizim gibi komünizme karşıydı, ama bizde milliyetçilik vardı, onlara göre ise milliyetçilik günahtı. ‘Müslümanlar arasında milliyetçilik günahtır’ derlerdi, bizde tartışırken hep Arapları örnek gösterirdik: ‘Araplar  Arapız diyorlar da biz niye Türküz demeyecekmişiz? Bir millet gerçeği var, biz niye Türkçü olmayalım?’ diyorduk. Bunları tartışırdık...

ÖNLÜKSÜZ MASONLAR!

“Onlar Türklük için ‘Kafir’ derlerdi. Türkeş’e kaç kere kafir dediler! Fetullah Gülen de İzmir’deki cuma vaazlarinde Nasır’a ‘kafir’ derdi. Oysa Nasır, Arapların Atatürk’üydü. Emperyalistlerin talanına dur demişti, bunları çok sonraları anladık. Ama 60’lardan beri süren tartışmalarda biz İsrail’e karşıydık. 1964-1965 yılında İzmir’de ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ adıyla bir mason derneği kuruldu, sonra Türk kelimesini derneğin isminden çıkarttılar. O zamanlar onlara ‘Önlüksüz mason’ denirdi, yani kayıtsız masonlardı. Bu ekolü Moon tarikatı, Yahudi cematleri ile ilişkisini ise CHP’den Kasım Gülek kurdu. 25 mart 1975 Fetullah Gülen İstanbul’da  üçgen locasına 3 dereceden girdi. Süreç buralarda başladı. Bu masonik İslamcıların yayın organı ise Yeni Asya’ydı. Hatta Fatih Altaylı bir röportajında Gülen’e ‘Sayın Fetullah bey, sizi masonluğa yakın gördüm ne derseniz?’ diye sorar. Yanıt, ‘Masonluk kötü değil, benim için de İslamik mason diyebilirsiniz’ olur.

Ben 1963 yılından beri Fetullah’ı İzmir’den tanırım, Erzurum’dan vaiz olarak geldi. İmam Hatip Öğrenci Yetiştirme Derneği vardı. Fehmi Koru da o zaman ortalığı, camiyi süpürür, düzenlerdi. Halkın sadakaları ile yemek yerler, bazen de dernekte yatarlardı. Dernekte hem Fetullah’ın hem de Fehmi Koru’nun yeri vardı.

YALÇINTAŞ UYARISI!

“1979 yılında Türkeş’le Ankara’dayım. Bana ‘Kimseyle paylaşma’ diyerek şunları söyledi: ‘Bu Amerika var ya, Nevzat Yalçıntaş’ı devletin başına bela edecekler.’ Seneler sonra Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olunca kendisiyle yapılan bir televizyon roportajında şöyle der: ‘Beni yetiştiren hocam Nevzat Yalçıntaş’tır.’ O Yalçıntaş, bizim Türkçü milliyetçi  dönemin en büyük düşmanıydı. Düşünün Moon tarikatının üyesi bu Nevzat Yalçıntaş!”

Hayati ÖZCAN - 03 Mayıs 2016 - Aydınlık İzmir

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

25°C

Istanbul