mehmet yuva3

“Araplar” Anlaşmamak için anlaştı!

13 milyon kilometre karelik bir saha tahayyül edin. Türkiye’nin takriben 20 katı devasa bir toprak parçası.

Akdeniz’den Atlantik Okyanusuna, Hint Okyanusundan Arap Körfezine (Denizi) uzanan ve üzerinde 450 milyon insanın yaşadığı balaban bir coğrafya. Velev ki bu âlemin onlarca farklı dilleri ve lehçeleri var ancak Arapça, 450 milyon fert arasında iletişimi sağlayan, milli eğitimde, medya sektöründe ve resmi kurumlarda kullanılan tek resmi lisan. Beyazı, siyahı, kızılı, çillisi, çekik gözlüsü, uzunu kısası her soy, boy ve dini bulacağınız alelacayip bir âlem. Bir zamanlar Asya, Afrika ve Avrupa’yı Şam, Bağdat, Kahire gibi tek bir merkezden yöneten Arap coğrafyasında bugün 22 Arap devleti var.

İSLAM’I ŞEKLEN YAŞAYAN OBEZLER!

Dünyanın en çok petrol ve doğalgaz üreten ilk on ülkenin en kalabalık üyeleri. Yeraltı kaynakların haddi hesabı yok. Trilyonlarca dolar servetin yurdu ancak bu korkutucu rakamlara hükmeden şeyh-petro-dolar körfez ülkelerin bir ciddi keşfi, bir ilmi buluşu, edebiyat alanında bir eseri, sineması, tiyatrosu hatta Dünya çapında bir futbol, basketbol, voleybol takımı yok. Ama arşa ulaşmaya çalışan kibirli gökdelenler, koca arabalar çok. Fastfood ve Cola ile sürekli şişen, lakayt, şımarık, cahil, İslam’ı şeklen yaşayan obez mahlûklar çok.

Arap âleminin kalbi, Dünya merkezi uygarlıkların vatanı, müzik, sanat, edebiyat, mimarlık, ilim, ticaret ve tarım üretiminin efsane coğrafyası Şam, Halep, Beyrut, Bağdat, Musul, Kahire, Kudüs, Gazze, Trablusgarp, Kartaca, Sana, Aden cehennem ateşine maruz kalırken milyarlarca dolarını bu ateşin daha kızgın yanması için harcayan zamane manyak Neronları ne de çok.

‘NEDEN 22 PARÇAYA BÖLÜNDÜK?’

Ziyaret ettiğim her Arap ülkesinde, “Allah’ın size bahşettiği bu muazzam gücü neden tüm Arap halkı için kullanmıyorsunuz? Neden 22 parçaya bölünmüşsünüz? Neden Anlaşamıyorsunuz? “ sorularını sıkça sorardım. Her yerde duyduğum bir tekerlemeydi, “biz Araplar anlaşmamak üzere anlaştık”.

Trilyonlarca dolar, Arap Ligi, İslam İşbirliği Örgütü, Körfez İşbirliği Konseyi, dilden düşmeyen “Allah, Muhammed, Ali, İsa, Musa” şiarları, Birlik, Sosyalizm ve Hürriyet sloganları, Filistin namusumuzdur, onurumuzdur nidaları ve daha nice şatafatlı örgütün varlığına rağmen “Arapların” eliyle haritadan silinen Filistin, kan ağlayan Irak, yok edilen Kartaca, tahrip edilen Suriye, perişan edilen Mısır, çöplüğe dönüşen Lübnan, cehennemi yaşayan Yemen, hazin Libya ve cinnet geçiren Arap âlemi.

Arap dünyasının Şam- Şerifi hiçbir Arap ülkesine vize uygulamadı. Nereden gelirse gelsin Arap Suriye’ye vizesiz girer, ikamet eder kendisini öz vatanında gibi hissederdi. Batı sömürge devletlerine karşı mücadele eden kişi ve örgütlerin faaliyetlerini özgürce yaptığı okuldu. İstisnasız tüm Arap dünyasının üniversitelerini, eğitim yuvalarını kuran veya katkı yapan bilim diyarıydı. Laik çağdaş fikirlerin yoğun yaşandığı, Muhammedi ve Sufi İslam’ın vücut bulduğu, bir arada yaşama kültürünün, hoşgörünün taç edildiği vatandı.

YURTSUZ KALANLARIN YURDUYDU SURİYE!

Kadim tarihte Suriye, Türkmen’in, Kürdün, Ermeni’nin, Çerkez’in, Yunanlının, Kıbrıslının, Bosnalının sığındığı güvenli limandı. Yakın tarihte, yurtsuz kalan yüzbinlerce Filistinliye vatan oldu. 2003’te işgal ve savaştan kaçan 3 milyon Iraklıya yeni yurt oldu. 2006’da 1 milyon Lübnanlıya evlerini açtı. Gelene yabancı muamelesi yapmadı, kardeş diye kucakladı. BM’den, AB’den, zengin petrol Şeyhlerinden para istemedi.

Batı demokrasi ve özgürlük yalanlarıyla Arapların nadide çiçekleri Şam, Bağdat ve Kahire’yi kuruttu.

Hz. Muhammed’in, “küfür ve nifakın en şiddetlisi” diye işarete ettiği, deve sidiğinin hikmeti ile kafayı bulmuş, ilim ve bilim düşmanı Petro-dolar Şeyhlikleri Urbanlar (Arap olamamış, Arap Kırması) milyarlarca dolarlarını harcadı, Suriye’yi İslam yalanlarıyla dini-dar manyakların yurdu yaptı. Fedakâr, cefakâr, misafirperver, Arapların medarı iftiharı ve son umudu Suriye, özelliklede “Urbanların” marifetiyle, yüreği çiğnenen Hz. Hamza misali oldu.

ŞANTAJ MALZEMESİ OLAN ‘MUHACİRLER’

Lübnan sınırında perişan edilen Suriyelileri gördüm. Lübnan ve Ürdün’de döküntü ve pislik içinde yüzen çadır kentlerin sefil haline şahit oldum. Suriyeli artık tüm Arap ülkelerine vize almadan giremiyor. Somali bile vize uygulamasını başlatmış. Petrol Şeyhlikleri Suriyeli iseniz size cehennemi hayattayken yaşatıyor. Suriyeli mültecilerin “en rahat” yaşadıkları ülke Türkiye. Buna rağmen şatafatlı dini terimlerle “Muhacir” denilen Suriyeli üzerinden Batı’ya şantajlar yapılıyor. Vermezsen veririm alış-verişinde ve daha nice kirli işlerde “meta” olarak kullanılıyor.

“Bereketli ve dolgun başak mütevazıdir. Meyvesi olmayan ağacın burnu yükseklerdedir” hak sözüne uygun davranan Urbanların safında yer alan Türkiye’nin durumu en az Arap âlemi kadar hazindir. Türkiye’ye Urbanların safını terk edip Arapların safında yer almak yakışır.

Mehmet YUVA - 03 Nisan 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

11°C

Istanbul