nasuh mahruki isin sirri vatan sevgisi

İşin sırrı: Ülke ve insan sevgisi!

‘AKUT tamamen iyi niyetle ortaya çıkan bir proje.

Bu iyi niyetinden ve baştan yaptığımız taahhütten geri adım atmadık. Ne bir bir ileri, ne bir geri adım! Herkes, koyduğu emeğin tekrar Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne döndüğünü görüyor.’

Arama Kurtarma Derneği AKUT 20 yaşında. Kimileri vatanı bölmek, askeri pusuya düşürmek, hendeklere bomba tuzaklamak eğitimi almak ve çatışmak için “dağa çıkarken”, kimileri de “vatana ve millete, topluma nasıl faydalı olurum” kaygısıyla “dağa çıktı”. 7 genç dağcı, 20 yıl önce bugün, resmen başvurularını yaparak AKUT’u kurdular. Bugün yüzde 35’i kadın olan 2 bin 100 gönüllüsüyle yurt çapında dağ ve doğa felaketlerinde mağdurların imdadına koşmaya hazır. Derneğin kurucu ve 20 yıllık başkanı Nasuh Mahruki, Aydınlık’ın sorularını yanıtladı.

DAĞCIYA DAĞCI YARDIM EDEBİLİR!

Füsun İKİKARDEŞ >>>   AKUT fikri nasıl doğdu?

Nasuh MAHRUKİ >>> Bir dağ kazası sonunda bu alanda eksiklikler olduğun fark etik. Gelecekte dağa çok gencin dağa çıkacağını, dağcılık merakının yaygınlaştığını görüyorduk. Şunu fark ettik: Dağlardaki kazalara müdahale edebilecek en yetkili insanlar biziz. İşin kuralı şudur: Bir dağcı dağda kaza geçirirse, ona sadece diğer dağcılar yardımcı olabilir. Dağ konusunda bilgili, donanımlı, lojistiği olan, fiziksel konüdsyonu olan, dağları tanıyan ve düzenli olarak giden insanlar bu işin altından kalkabilir. Bir boşluk olduğunu fark ettik ve karar verdik. Riskleri ve boşlukları görünce, ‘bunu sadece dağ ve doğayla sınırlı tutmayalım’ dedik. ‘İhtiyaç halinde gidelim, depremlerde, sellerde, büyük kazalarda, devletimize, milletimize yararlı olalım’ dedik. Bu düşünceyle 1996’da bugün resmi olarak başvurumuzu yaptık, derneğimiz kurulmuş oldu. O gün beyan ettiğimiz kuruluş amacımız, hedef ve misyonumuz bugünküyle aynı.

Füsun İKİKARDEŞ >>>   Türkiye sizi 1999 Marmara depreminde tanıdı. 4 yılda ne yaptınız?

Nasuh MAHRUKİ >>> ‘99 depremi, bizim 34. arama kurtarma operasyonumuzdu. Öncekilerin hepsine kendi arabamızla, kendi olanaklarımızla gidiyorduk. Yakıtı aramızda bölüşüyorduk. Adana Ceyhan depreminden sonra “Kamu yararına çalışan dernek” belgemizi aldık.

Füsun İKİKARDEŞ >>>   Bağışla yaşıyorsunuz. Akçeli işlerle gönüllülük arasındaki çelişkiyi nasıl çözüyorsunuz?

Nasuh MAHRUKİ >>> Pek böyle bir sorunumuz olmadı. İlk kuralımız gönüllü olmak. Yönetimi de, operasyonu da, toplum bilinçlendirmesi de gönüllü. Bütün AKUT derneğinde 3 maaşlı personelimiz var. Herkes zamanını, emeğini, kaynağını gönüllü olarak aktarıyor.

Füsun İKİKARDEŞ >>>  Muhalifsiniz, üzerinizdeki baskılar AKUT’u nasıl etkiledi?

Nasuh MAHRUKİ >>> Dışarıdan baskılar hep oldu. Hayatın akışı içinde muhalif oldum. Ben özgür bir vatandaş olarak tepkilerimi dile getiriyorum. Sonuç olarak milli sporcuyum, profesyonel dağcıyım, sosyal girişimciyim, fotoğrafçıyım, gezginim. Ayrıca 90 ülke gördüm, 7 kıtaya gittim, 7 kitap okudum, Milli Güvenlik Akademisini bitirdim. Akademiye kabul edilen ilk ve tek Sivil Toplum Örgütü temsilcisiyim. Söyleyecek sözüm var tabii. Kendimi sorumlu yurttaş olarak tanımlıyorum. Bundan rahatsız olan hükümet, AKUT’u baskılıyor. Ama hayatın her yerinde, halkla içiçeyiz, AKUT’u engelleyemiyorlar.

ARKA PLANDA BAŞKA GÜNDEMİMİZ YOK!

“AKUT tamamen iyi niyetle ortaya çıkan bir proje. Bu iyi niyetini ve baştan yaptığımız taahhütten geri adım atmadık. Bir bir ileri, ne bir geri adım! Gelen insanlar da tutarlı ve istikrarlı duruşu görüyor. Herkes, koyduğu emeğin tekrar Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne döndüğünü görüyor. “Mış gibi” bir şey yok AKUT’ta. Ne söylediysek, neye inanıyorsak o çerçevede hareket ediyoruz. Arka planda gizli bir gündemimiz, kendi içimizde bir çıkar çatışmamız falan yok. Yönetim kurulu olarak aramızda işbölümü uyguluyoruz.”

İLERİ GİDENLER GERİDE KALANLARI ÇEKMELİ...

Gençlere sosyal sorumluluk projelerine daha çok dahil olmalarını öneririm. Sonuçta örgütlü toplum, güçlü toplum. Oradaki örgütlü toplum dinamiklerini öğrenen insanların daha fazla sosyalleştikleri, insan ilişkilerini geliştirdikleri, hem ürettikleri işten gurur duyduklarını hem de sosyal fayda sağlayarak kendilerine de saygılarını artıracaklarını söyleyebilirim.

Hepimizin birbirine ihtiyacı var. Toplumun daha az şanslı kesimleri için toplumdaki daha imkanı olanların diğerleri için birşeyler yapması lazım. İleri gidenlerin, geride kalanları çekmesi gerekiyor. Toplumsal barış ve ilerleme ancak bu şekilde sağlanabilir.

ÖLÜMLE YAŞAM ARASINDA...

‘99 depreminde toplumdan büyük destek gördük. AKUT’un tamamen gönüllülük, tamamen karşılıksız yardımseverlik ilkeleriyle bunu yaptığı, gencecik bir avuç dağcıdan oluştuğu, kızlar ve erkekler beraber çalıştığı, büyük bir disiplinle, takım çalışmasıyla, bilinçle hareket ediyor olması toplumu çok etkiledi. Hele ölümle kalım arasında bir meselede! Bu bir çevre konusu değil, çöp temizliği değil, huzur evi ziyareti değil. Bu gerçek hayat: Ölüm yaşam arasında bir mücadele ve bizim kendi hayatlarımızı tehliyeke atarak girdiğimiz bir mücadele. Özellikle gerçek Türk insanının değeri buydu. Gönüllü, karşılıksız olarak, bir daha hiç görmeyeceğimiz insanların hayatı ve sağlığı için kendi hayat ve sağlığımızı ortaya atmamız. Ki, Türklerin gerçek değeri de bu...

Söyleşi - Füsun İKİKARDEŞ  - 14 Mart 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

13°C

Istanbul