mehmet yuva3

ABD-Rusya Münih’te Suriye’yi bölüyor mu?

Her zahirin bir batıni her batınin bir zahiri var. Zahiren ikinci atomlu Dünya savaşı başlamak üzere.

Zahiren Türkiye her an Suriye’ye sazan gibi dalabilir. Zahiren Erdoğan hazretleri ABD’ye, “Bre kene biz biraz antekyeliyik (Antakyalı) ...Bre Anteke köşe köşe Bre içinde billur şişe Bre oğlumuza göz değirenin Anasını horuz keke” diyerek kükremiş “ya ben ya da PYD-YPG teröristleri” demiş ve restini çekmiş. Bu rest anında ABD’nin diz bağlarını çözmüş.

Zahiren Suudi Dış İşleri Bakanı El-Jubeyr, üç ay, altı ay, üç sene veya 50 sene sonra IŞİD ve Esad yok edilecek mealinde saçmalamış. Söyledikleri zahiren Emevi camiinde 6 ay içinde kılınacak namaz vaktine benzemiş. Suudililer mi bizimkilere bizimkiler mi onlara bulaştırmış bilemeyiz ama

El-Jubeyr sultanın eşeğine yabancı dil öğreteceğini iddia eden Nasrettin hocanın hikâyesindeki aktöre benzemiş. Açıklaması, bu zaman nihayetinde ya eşek, ya sultan ya da el-Jubeyr ölür misali olmuş. Suudi Savunma Bakanı Müsteşarı Tuğgeneral Ahmet Asiri, “Esad gitmeden IŞİD bitirilemez. Suriye’ye kara gücü göndermeden bu iş hal olmaz. Bu işi Mart ya da Nisan’da yapacağız” demiş. El-Jubeyr hazretleri dün Münih Güvenlik Konferansı esnasında, “Suudi hanedanlığı hududu dışına bir tecavüzde bulunmaz” demiş.

Hariciye Nazırımız Çavuşoğlu IŞİD’e karşı savaşmak üzere Türkiye’ye Suudi savaş uçaklarının gelmeye başladığını söylemiş. Zahiren aylardır koalisyon partneri olarak IŞİD’e karşı hava operasyonları yapan Suudi kartalları herhalde netice alamayınca birde şu IŞİD’i Türkiye’den vuralım demiş. Daha önce IŞİD’e hormon bombası atıyorlardı gayri yetti artık misket bombası atacaklarmış.

Zahiren, ABD için Suudi hanedanlığı ve Erdoğan-Davutoğlu sultasının sadık bir dostu ve vazgeçilmez müttefiki. Bâtınin de ise Suudi hanedanlığı ile kankası Erdoğan-Davutoğlu sultası ABD’ye artık yeter diyen, yumruğunu masaya vuran ve ya ben ya da Esad artık tercihini yap diyerek meydan okuyan iki kükremiş aslan. Biz anlatmaktan yorulduk onlar halen anlamamakta ısrarlı. Tekrar izah edelim

Amerikan usulü Müslüman Obama hazretleri Suriye için Rusya ve İran ile bir savaş yerine Rusya ve İran ile uzlaşma yolunu seçmekten başka akıllı bir alternatifi yoktu. Zahiren kankaları olan Suudi, Katar, İsrail ve Erdoğan-Davutoğlu üzerinden Suriye’yi bölmek istedi. Ama fazla riske girmedi. Bu işi vekâleten kankaları üzerinden yürüttü. İti ite kırdırma stratejisinde başarılı oldu. Suriye’nin geleceğinde ne Suudi ne de Türkiye’nin nüfuzunu istiyor. Bu sebeple aslında Rus hava operasyonları ve Suriye ordusunun malum bölgede başarılı olmasından çokta rahatsız değil. Ancak buna karşılık Suriye Kürtleri üzerinden Suriye’nin geleceğinde söz sahibi kalsın amacı güdüyor. Rusya şimdilik bunu kabul etmişe benziyor. ABD ve Rusya arasında süren Kürtleri kazanma mücadelesi devam edecek. Ne ABD ne de Rusya Türkiye’nin “Kürt” hassasiyetlerini çok önemsemeyecek. Aksine Türkiye’den taviz koparmanın aracı olarak kullanacak.

Münih Güvenlik Konferansı bana 1938 Münih Barış ittifakını hatırlattı. Hitler Avusturya’yı Almanya’ya katmak istiyor. İngiltere ve Fransa “ver Avusturya’yı al barışı” teklifini kabul ediyor. İngiltere ve Fransa Hitler’in saldırmazlık sözüne karşılık Avusturya’yı Almanya’ya altın tabak içinde sunuyor. 2016 Münih Konferansı’nda tescil edilen ABD-Rusya ittifakının şifresi şudur; “Ver Suriye’nin Kuzeyini, petrol ve doğal gazının bir miktarını, al Esad’ı, Halep’i ve İdlib’i.” Bir nebze Suudi Hanedanlığı ama özellikle Türkiye ve sahadaki kovboyları buna çomak olmaya çalışacak. Ancak zahiren paylaşılan Suriye’de son sözü batıni de hafife alınan ama yüksek derecede sabırlı ve kararlı olabileceklerini gösteren Esad ve Hizbullah söyleyecek.

Esad’ın, Fransız haber ajansına verdiği demeçte esas savaşın henüz yeni başladığının idrakinde olduğunu gayet net gösteriyor: “Tüm ülkeyi geri almaya kararlıyız, ordumuz bunu tereddütsüz deneyecek. Ancak bölgesel aktörlerin işin içinde olması nedeniyle bu zaman alacak ve ağır bir bedeli olacak” sözünü çok ciddiye almalı.

Avusturya’yı “Hitlerin barış vaatleri için” kurban eden İngiltere ve Fransa misali, Suriye’nin ABD ve Rusya arasında iç edilen masaya konulan bir ziyafet kurbanı olmadığını kim gösterecek. Suriye’nin bölünmesi tehdidi Türkiye’nin milli güvenliği için esastır diyen hükümet erbabı Suudi uçaklarını ülkeye davet ederek mi, halen ruhlarında musibet haline gelmiş Esad hastalığında debelenerek mi Türkiye’yi bu illet bataklıktan kurtaracaklar. Zahiri de evet Batınide, “biz antekyeliyiz haydi oradan bre keneler” deyik.

Mehmet YUVA - 14 Şubat 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul