babul mendeb

Bab’ül Mendeb’de boğazı sıkılan emperyalizm!

Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Bab’ül Mendeb Boğazı’ndan yılda 40 bin gemi geçiyor.

ABD, Suudi Arabistan’ın taşeronluğunda Yemen’e saldırarak Çin’e giden bu önemli ticaret yolunu kesmek istiyor.

ABD, Çin’e giden ticari ve ekonomik yolları kesebilmek için, yılda 40 bin geminin geçtiği Kızıl Deniz Boğazı’nı kontrol altına almaya çalışıyor. Böylece Hint Okyanusu’ndan Çin Denizi’ne ve Ümit Burnu’ndan Atlantik’e kadar uzanan geniş bir ticari ve siyasi alanı kontrol altına almak istiyor. Bütün hedef, Çin’e giden yolları kesmek, bu yolların başına kendi atadığı kukla yönetimleri yerleştirmek. Boğaz’ın Bab el Mendeb çıkışını Husi güçlerinden arındırmaya ve Suudi taşeronunu bunun için devreye sokmaya çalışıyor. Bu durum Yemen halkının mücadele azmini daha da biliyor. Yüzlerce uçakla yapılan sortilerle bombalamalar Sana halkını yıldırmıyor.

Yemen halkının kişi başına düşen milli gelirinin 9 dolar olmasına ve topraklarından petrol, altın fışkırmamasına rağmen ABD’nin ilgisinin ve Suudi Arabistan’ı kullanarak böyle bir vekâlet savaşı düzenlemesinin nedeni ne? Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan bu ülkenin en büyük zenginliğinin, yoksa Bab’ül Mendeb Boğazı olması mı? Bab’ül Mendeb Boğazı, Ortadoğu ve dünyanın tam anlamıyla can damarı. Yılda 40 bin geminin geçtiği Bab’ül Mendeb Boğazı, 2 trilyon dolarlık bir ticari hacme sahip. Afrika ile Asya kıtalarının ayrım yerindeki bu boğaz, petrol ticaretinin kalbi... 32 km genişliği bulunan Bab’ül Mendeb Boğazı, Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlıyor. Asya’dan Afrika’ya geçebilmenin tek yolu. Petrol ticaretinin yüzde 30’u bu yoldan sağlanıyor. Boğaz, Kızıldeniz’i Süveyş Kanalı’na bağladığı için Mısır ve İsrail de vazgeçemiyor.

Daha önce Mısır’ın saldırılara katılmayacağını ve saldırıları kınadığını açıklamasına rağmen, sözünü tutmamasının nedeni bu olsa gerek. İşte İran’ın Husiler vasıtasıyla boğazda kontrol kurması demek, emperyalistlerin ‘boğazını’ sıkmak anlamına geliyor.

RUSYA’NIN ARABULUCULUK TEKLİFİ!

Riyad ile Tahran arasındaki ilişkiler, Suudi Arabistan’ın Şii din adamı Şeyh Nimr El Nimr’i idam etmesiyle tamamen kopma noktasına geldi. Taraflar elçilikler üzerinden gerilimi iyice tırmandırdı ve Suudi Arabistan’ın İran’daki diplomatik temsilciliklerine saldırı sonucunda Tahran’la ilişkiler koptu. Bu durum karşısında Rusya, Suudi Arabistan ile İran arasında gerilimin tırmanmasından üzüntü duyduğu açıklamasını yaptı, “Gerilimin daha fazla tırmanmaması için İran’la Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapmaya hazırız!” dedi ve iki ülkenin de Suriye sorununun çözümlenebilmesi amacıyla yürütülen toplantılara katılmaları talebinde bulundu. Bu girişim şimdilik sonuçsuz kaldı.

Yemen halkı, Suudi ve koalisyona bağlı uçaklar tarafından vurulmaya devam ediyor. Sana ve çevresi kan gölüne döndü. Bütün bu saldırıların arkasında ABD ve İsrail saldırganlığı yer alıyor; onlar olmasa, ordusu bile olmayan Suudiler, paralı askerleriyle bu kadar gözü dönmüşlüğe girişemez. Topraklarında ve Körfez ülkelerindeki onlarca ABD üssünün verdiği güvenle etnik ve mezhepçi politikaların hizmetkârlığından ayrılmıyor.

HALKIN EN BÜYÜK SİLAHI ÖLÜMÜ AŞMAK...

“Kararlılık Fırtınası” diye nitelenen bu operasyon için, Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi Adil el-Cubeyr, Washington’da, Husilerin her zaman şiddet yolunu seçtiğini belirterek, “Yemen halkını ve meşru hükümeti korumak için gerekli her şeyi yapacağız” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Bernadette Meehan, “Bozulan güvenlik durumuna yanıt olarak Suudi Arabistan, KİK üyeleri ve diğerleri, Suudi Arabistan sınırını savunmak ve Yemen’in meşru hükümetini korumak için askeri eylem başlattı. KİK üyelerinin daha önce açıkladığı gibi, bu eylemi, Hadi’nin talebi üzerine yapıyorlar. ABD, Suudi Arabistan ve KİK partnerlerimizle onların güvenliği ve ortak çıkarları konularında yakın koordinasyon içindedir. KİK’in eylemlerini Husilerin şiddetine karşı savunma amaçlı olarak, ABD Başkanı Obama, KİK önderliğindeki askeri operasyonlara lojistik ve istihbarat desteği tedariki emrini verdi.

Bu eylemleri destekleme bağlamında, ABD güçleri Yemen’de doğrudan askeri eyleme girmese de ABD’nin askeri ve istihbarat desteğini koordine etmek için Suudi Arabistan ile Ortak Planlama Hücresi oluşturuyoruz” demesi, ABD’nin işin içinde tam anlamıyla yer aldığını ve Suudi Arabistan’ın dayandığı gücün boyutunun ne olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle bu savaşın bir anlamda İran ve ABD arasında yürüdüğünü algılamak zor değil. ABD, kurduğu etnik tuzaklar içersinde, ölümü hiçe sayan Şii liderler Nimr El Nimrlerin idam karşısında eğilmemeleri ve yüzde 30’u Şii Suudi vatandaşları ile yüzde 70’i Şii olan Bahreyn halkıyla diğer Körfez ülkelerindeki Şiilerin ayağa kalkması karşısında yenilmeye mahkum olacaktır.

Orhan ÖZKAYA - 11 Şubat 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul