mehmet yuva3

Türkiye-Suriye Savaşı’nda Allah ne yapar?

Henüz hadiselerin vuku bulduğu ilk aylarda, Erdoğan-Davutoğlu sultasının Suriye vaziyetini Menderes’in, Anglo-Amerikan gazıyla, Suriye’ye karşı takındığı tutum ve muamele ile kıyasladım.

Her iki dönemin çok yakın benzerlikler taşıdığını yazdım. Karşılaştırmalı tarihin en hayati vazifelerinden biri de ‘tarihten ders alınması ve benzer hadiselerin tekerrür etmemesine hizmet’ etmesidir. 1957’de Menderes sultası da tanklarımızla Halep’ten girer Şam’dan çıkarız gibi Anglo-ABD gazıyla uçmuş ve Suriye’ye “One Minute ve artık yeter” çekmişti. O zaman Suriye’de ne BAAS, ne Esad ne de Öcalan vardı. Erdoğan-Davutoğlu sultası da 5 senedir Suriye’ye “One Minute ve artık yeter” diyor. Emevi Camiinde namaz kılmak istiyor. Birileri hamasi söylemlerle Suriye’nin en az 8 bin yıllık kenti Halep’i 82.ci vilayet ilan ediyor. Hatay konusunda, Kürt kantonları meselesinde çok hassas olanlar Halep, Bayır-Bucak ve hatta Şam diyarı bizimdir edebiyatında çok cömert ve hatta savurganca davranabiliyor.

SUUDİ ARABİSTAN’IN İŞGAL HAYALLERİ...

Aralık 2015’te, Suudi Arabistan liderliğinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 34 ülke ‘Teröre Karşı İslam İttifakı’ adıyla yeni bir “Vahhabi-Sünni” koalisyon kurmuş. 3 milyon asker ve binlerce tank ihtiva edeceği iddia edilen Sünni Kutsal İttifak başta IŞİD olmak üzere Suriye’nin kâfir ve gaddar “Esad diktatörlüğüne” karşı mücadele edecekmiş. Bu kutsal koalisyonda İran, Irak, Suriye yer almayacakmış. Gerçi isimlerini listede gören birçok ülke konudan haberdar olmadığını deklere etmiş ama önemli olan katılımın ne kadar geniş olduğunu sunmakmış.

Kutsal Katar Dışişleri Bakanı Halid El Atiyye , “Suriye halkını ve Suriye’yi bölünmekten korumak için Suudi ve Türk kardeşlerimizle birlikte elimizden geleni yaparız. Suriye halkını rejimin gaddarlığından korumak için askeri bir müdahale gerekiyorsa, bunu yaparız” diye konuşmuş. Kutsal Suudi ordu sözcüsü Tuğgeneral Ahmet El Asiri, “Suudi Arabistan Krallığı, koalisyonun IŞİD karşıtı kara operasyonlarına katılmaya hazır. Eğer koalisyon yönetimi de aynı fikirde olursa, Suudi Arabistan mücadeleye katkı koymak istiyor, çünkü hava operasyonlarının ideal çözüm olmadığına inanıyoruz. Hava ve kara operasyonları birlikte yürütülmeli” demiş. Kutsal Suudi postalı altında koltuğunu muhafaza eden Kutsal Bahreyn Krallığı da bu Kutsal Sünni savaşına katılmaya hazır olduğunu deklere etmiş.

DAVUTOĞLU’NUN RİYAD ZİYARETİ!

Önce Erdoğan, ardından Davutoğlu yanına Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ı da alarak Riyad’a kutsal bir ziyaret yapmış. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, “Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahaleye hazırlandığına inanmak için ciddi nedenler var. TSK’nın Suriye topraklarında aktif eylemler gerçekleştirmek için gizli bir hazırlık içinde olduğunu gösteren işaretler giderek artıyor” demiş. Erdoğan, Moskova’dan gelen bu açıklamaları “gülünç” bulmuş. Gündem değiştiren “işgalci” Rusya’nın, “önce Suriye’de ne aradığını cevaplaması gerekir” demiş.

Rusya, özellikle Türkiye’yi, Suriye’de en stratejik savaş uçaklarını hazır hale getirerek uyarıyor. Suriye’de askeri denklemler tepe taklak olmuş. Suriye ordusu sahada hızlıca üstünlük kuruyor. IŞİD, El-Nusra ve küçük mücahit kovboylar darmadağın ve perişan halde. ABD’yi Suriye ordusu ya Batı Fırat sınırında durmaz Doğu yakasında da damarımıza basarsa telaşı içinde. Erdoğan-Davutoğlu’nun Suriye hülyası Lazkiye-Halep hattında kâbusa dönüşmüş.

Sahi olası bir Türkiye-Suriye savaşında Allah kimden yana olur? Kimin muzaffer olmasını arzular? Bu soruyu Şam Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden bir dostuma bugüne benzer savaş tamtamlarının çalındığı 1998’de sormuştum. Sorumu bir ilahi nükte ile cevaplamıştı: “Haşa, teşbihte hata olmaz. Yüce Allah baş melekler ile toplantı halindeymiş. Rahatsız edilmemeleri konusunda baş postacıya emir vermiş. Lakin buna rağmen baş postacı mekâna dalmış. “Allah’ım Dünya’da kan gövdeyi götürüyor” demiş. Dünya’nın maruz kaldığı bütün savaşları saymış. Allah baş postacıya çok kızmış. Beni bu tür konularla rahatsız etmemeni emretmiştim. Ne halleri varsa görsünler, mekânı hemen terk et ve bizi rahat bırak demiş. Baş postacı çıkmış. Bir müddet sonra tekrar mekâna dalmış. “Allah’ım Türkiye-Suriye savaşa gidiyor” demiş. Bunu duyan Allah yerinden fırlamış. Baş Melekler bu duruma çok şaşırmışlar. “Yüce Allah biraz önce baş postacıyı verdiği rahatsızlıktan dolayı paylamıştınız. Şimdi ne oldu da durum değişti” diye sormuşlar. Allah, “bilmez misiniz ki, Türklerle Suriyeliler bütün işlerini bana havale ederler. İş başa düştü, müdahale etmek gerek” demiş.

MÜDAHALENİN ANLAMI!

Kutsal “Sünni” İttifakının olası bir müdahalesi aslında Suriye’nin en az üç parçaya bölünmesi, Kürt kantonları, IŞİD’in işgal ettiği bölgeler ile Türkiye’nin arzuladığı Lazkiye-Halep hattını hayata geçirmek olduğunu düşünmek için kâhin olmak gerekmiyor. Kuzey Irak kırmızı çizgi idi çizgiyi yüzlerce kilometre aşağılara çektik şimdilik Batı Fırat oldu. Evdeki hesabı dikkatle yapmadığınızda çarşıda parasız kalmak, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak ihtimali de var. Çok önemsediğiniz Menderes’in tarihi hatalarından ders alın ve NATO, ABD, Suudi, Bahreyn ve Katar gazına itimat ederek savaşa girmeyin, siz en iyisi işi Allah’a havale edin.

Mehmet YUVA - 07 Şubat 2016 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Thunderstorms

27°C

Istanbul