ataturkun chpsi degiliz225 

Atatürk çöpe atılırsa ne olur?

Atatürk’ün portresi, Atatürk’ün partisinde çöpe atılırsa o partinin disiplin kurulu sadece çöpe atanı mı yargılamalı

yoksa onu partiye dahil edip, üstelik en üst organlarda görev verip, bir de milletvekili yaptıranı mı?

Bir partiye üye olurken o partinin programını kabul etmek gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi için de bu böyledir. Atatürk’e küfredenlerin, ilkelerini ve devrimlerini reddedenlerin, kurduğu ülkeyi parçalamak isteyenlere destek olanları, üyesi olarak kabul eden, anayasadan Türklük tanımını çıkartmaya çalışan bir CHP yönetimi, tartışmasız disiplin kurulluk olmalıdır. CHP yönetimi truva atı içine saklanmış Akha askerleri gibi.

“Atatürk portresi çöpe atılsa ne olur?” diye düşünebilirsiniz? Bir bakalım ne olur veya Atatürk’ten koptukça neler olmuş?

Cumhuriyetin sanayii atılımı olarak kurduğu neredeyse tüm KİT’ler bir bir satıldı. En stratejik olanları da dahil. Devlet üretim yapmaz denilerek KİT’lerin halkın yaşam kalitesini ve alım gücünü yükselttiği, büyük bir istihdam sağladığı, çalışanının maddi ve yasal haklarını, sendikal örgütlülüğünü en üst düzeyde koruduğu gerçeği örtülenerek, yerli ve yabancı yandaşlara peşkeş çekildi.

Özelleştirilmesi kanunla yasaklanan maden ocakları “Rödovans” kılıfıyla özelleştirildi; binlerce maden işçisi azgın sermayenin kâr hırsına kurban edildi.

Eğitim ve sağlıkta dönüşüm adı altında devletin sosyal olma vasfı ortadan kaldırıldı. Yurttaşlar özel sermayenin ellerine müşteri adıyla teslim edildi. Pekçok önemli hastalığın ilaçları SGK tarafından karşılanmaz oldu.

Bilimsel ve laik eğitim sistemi neredeyse sıfırlandı hemen hemen tüm orta dereceli okullar imam hatip okuluna dönüştürüldü. Ders kitaplarının içeriği değiştirildi.

Bir ülke için olmazsa olmaz birliğin ve kardeşliğin içine dinamit yerleştirildi.

Gençliğe hitabe ve andımız kaldırıldı.

Kamu kurumlarından “TC” ibaresi kaldırıldı.

Genç kızlarımız saldırıya uğradı, katledildi. Gerekçe olarak ya kıyafeti yada geç saatte sokakta olması gösterildi.

9 yaşındaki kız çocuklarının evlenebileceği bile utanmadan, sıkılmadan söylenebildi.

Basın-yayın organları her türlü operasyona tabi tutularak yandaşlaştırıldı ve kamuoyunu bilgilendirme görevi yerine iktidarın reklam ajanslarına dönüştürüldü.

Komşularla olan bütün ilişkilerimiz düşmanlığa dönüştürüldü.

"YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ" OLDU İNADINA BARIŞ!

Daha pekçok yazılacak konu var ama “Yurtta Barış, Cihanda Barış”ın yerini ülkenin birliğine, bağımsızlığına ve kardeşliğine sıkılan, “İnadına barış” kurşunları almışken Atatürk’ün portresinin çöpe atılması sizce çok açık ve net mesajını vermiyor mu?

Sizce de demiyor mu?: “Biz Atatürk’ün önderliğinde emperyalizmin istilasına, talanına, sömürüsüne karşı verilen kurtuluş savaşını reddediyoruz. Biz bilimi, aydınlanmayı, uygarlığı, bağımsızlığı, kamuculuğu, sosyal devleti, vatandaşın güvenli yaşamını, refah içinde kalkınmış bir Türkiye’yi reddediyoruz.”

Hadi şimdi soralım bakalım TBMM içinde asıl ihanet eden kimler? Parlamentoda acaba kaç parti var dersiniz? Bence 1 tane var. Liderlerinin ismi değişse de hepsi aynı şeyi söylüyor ve hepsi Atatürk’ün portresini çöpe atıyor. Atana değil attırana bakmalı artık!

Esin ERGENÇ - 29 Ocak 2016 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Sunny

30°C

Istanbul