mehmet yuva3

Şam’da bitirecek Cenevre’de dikte edecek! (1)

25 Ocak’ta Cenevre’de yapılması planlanan Suriye görüşmelerinin vuku bulmayacağı birçok sebepten dolayı aşikârdı.

En önemli engel hiçbir tarafın sultayı öteki ile paylaşma niyetinin olmamasıdır. Birçok kimse için garip gelebilir ama siyaseten uzlaşma kültürü, görüşerek, konuşarak sorun çözme mantalitesi bu coğrafyanın en has ve temel yaşam tarzı. Ancak Suriye sahasında temelden farklı ve onlarca yıldır çatışma ve savaş halinde olan iki önemli dünya anlayışının kavgası ve rekabeti yaşanıyor. Her iki tarafta ötekinin varlığına tahammül edemiyor. Ötekini ortadan kaldırma zihniyeti çok daha ağır basıyor. Bunun için geçerli sebepleri var. Bu kavga, Arap Ulusal Birliğini amaçlayan, laik, cumhuriyetçi, sosyalist, ılımlı İslam değerleri ile toplumu 53 senedir yöneten BAAS zihniyeti ve bolca liberal söylemlere rağmen yönetimi salt radikal İslami değerlerle tanzim etmeye çalışan Müslüman Kardeşler Örgütü (İhvan hareketi) zihniyeti arasındadır.

İHVANCILIK ALTERNATİF OLAMAZ...

Bu zihniyet geçmişte, bugün de ve gelecekte de BAAS zihniyetine alternatif oluşturamaz. BAAS, “laik” bir düzen içinde yaşadığını iddia eden birçok ülke ile kıyaslandığında dini çevrelere vecibelerini özgürce yerine getirme ve kimliklerini yaşama hakkı tanıdı. Buna ilaveten İslam’ı referans olarak kabul etti. Anayasaya binaen devletin resmi dini olarak İslam’ı ve mezhep olarak da Hanefiliği kabul etti. İhvan hareketi ise bunun yerine devlet eliyle tatbik etmek istediği radikal İslam arzusu dışında bir argüman geliştiremedi. Terbiyesini mezhep düşmanlığı ile yoğurdu. Salt Sünni kesime hitap ederek milyonlarca vatandaşı otomatikman kaybetti. Laik veya ılımlı Sünniler için de ne cazip ne de güvenilir oldu.

Ekonomik alanda, sosyalizmi hedef edindiğini iddia etmesine karşın, BAAS karma ekonomiyi temel edindi. Bağımsızlığını kazandığı 1946’dan sonra ama özellikle BAAS yönetimi esnasında daha çok çiftçi ve emekçilerin haklarını gözeten sistem, savaş öncesi dönemde “özelleştirme”, “yabancı sermayeyi teşvik” ve “ekonomide liberalleşme” programlarıyla sistemi allak bullak etti. Bazı önemli kazanımlara rağmen ne yeni bir ekonomik sistem inşa edilebildi ne de bu sisteme ciddi bir ekonomik-siyasi alternatif ortaya çıkabildi. İhvan hareketi ise ekonomik bir alternatif sunmak yerine var olan ekonomik sorunlar üzerinden radikal mezhepçi söylemlerle siyasi iktidarı yıpratma yolunu seçti. Ekonomik sorunları deşifre edecek, çözüm sunacak ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak bir siyasi alternatif ortaya çıkmadı. Suriye’nin bu iki kuvvetinden Cenevre çıkarmak tavuğa öküz doğurtmakla eş anlamlıdır.

Bütün bu handikapların yanında bir de Suriye’nin işgal ettiği bölgesel ve evrensel ehemmiyeti her daim devredeydi. Sahada büyük ve onlara tabi bölgesel kuvvetler Suriye ve Suriyelileri hiç yalnız bırakmadılar. Zaten savaş sonrasında ortaya çıkan tablo ve bağlantılar söylediklerimize iyi bir gösterge teşkil ediyor. ABD Dış İşleri Bakanı Kerry’nin Laos gezisi esnasında, “Cenevre görüşmeleri neden ertelendi?” sorusuna cevaben sarf ettiği, “Suriye Suriyeliler arasında görüşülmeli” ifadesi bir yanılsama ve palavradan ibarettir.

Cenevre görüşmeleri neden ertelendi ve çözüm nasıl sağlanacak sorularına yarın açıklık kazandırmaya çalışacağız.

Mehmet YUVA - 27 Ocak 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

SP_WEATHER_BREEZY

12°C

Istanbul