ufuk soylemez3

40 kere dedi sonunda ‘darbeyi’ yedi!

Y-CHP Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin son Kurultayında yaptığı konuşma tam bir hayal kırıklığıydı.

Öyle ki, Ankara’ya yurdun dört bir yanından gelen delegeler ve partililer o konuşurken salonda sohbeti ve/veya çay almak için kuyruğa girmeyi tercih ettiler.

Ben yıllardır Ankara’da parti kongrelerini, kulislerini ve perde arkalarını yakından izlemeye ve anlamaya çalışıyorum. Son kongre CHP’nin benim tanık olduğum en coşkusuz ve sönük kurultayıydı.

Bunun ilk ve en önemli müsebbibi ise CHP’yi kurucu değerlerinden içi boş bir “demokrasi ve değişim” söylemiyle ısrarla uzaklaştırmaya çalışan ve her seçimde başarısız olan Genel Başkan Sn. K. Kılıçdaroğlu’ydu kuşkusuz ki. CIA bağlantılı Soros fonlarıyla desteklenen TESEV isimli, etki ajanı-gayrı milli vakfın” kurucu üyesi” olan K. Kılıçdaroğlu, Atatürk Cumhuriyetinin coşkusunu, milletin duyarlılığına ve değerlerine hitap edecek bir duygudaşlığı ne konuşmasına ne de salona yansıtabildi işte bu yüzden.

Konuşmasında en az 20-25 kere “darbe” “darbeciler” “darbe Anayasası” kelimelerini kullandı. Böylece ordu ve asker düşmanı çevrelerin “askeri vesayet” darbeciler vb” söylemlerine ister istemez iştirak etti.

Bu suretle ne kadar da demokrat olduğunu ispatlamaya çalıştı herhalde.

Hâlbuki kendisi oraya bu Anayasa kurallarıyla gelmiş ve yemin etmişti.

Hâlbuki bu anayasa 35 yıl önceki anayasadan bugün tamamıyla farklı biçimde değiştirilmişti. Neredeyse yüzde 75’i değiştirilmiş bir Anayasaydı. Ama hala ABD/HDP/PKK’nın talebi olan, Türk kimliğine yönelik, ülkeyi etnik bir cehenneme çevirmek isteyen, “bölücü anayasa” söylemi korosuna katılmakta bir sakınca görmedi Sn. Kılıçdaroğlu.

Ülkede mevcut 151 bini aşkın akademisyenin sadece 1128 tanesinin imzaladığı, Asker-devlet-Cumhuriyet ve milli birlik düşmanlığı yapan ve PKK ağzıyla yazılan bildiriyi “... Benim de katılmadığım yerleri var ama...” diyerek adeta akladı. Yani bir manada kısmen katıldığını teyit etti açıkça. Yine milletin büyük çoğunluğunun değerleriyle ters düştü böylece. Yavru vatan KKTC’nin, ABD/AB dayatmasıyla Rum’lara yamanması girişimlerine yönelik ise tek bir kelime dahi etmedi, edemedi. Bu “sönük” kurultay konuşmasında Türkiye’yi garantörlükten çıkarmak, TSK’yı adadan uzaklaştırmak ve Türklerin vizesiz giremeyeceği bir AB toprağı yapma girişimlerine karşı, yine milletin değer ve tercihlerini görmezden geldi. Varsa- yoksa içi boş bir “demokrasi” edebiyatı yaptı.

Laiklik olmadan demokrasiden bahsedilemeyeceğine hiç değinmedi. Ülke bir din -hatta mezhep devletine dönüştürülürken, buna karşı tek bir kelime bile etmekten kaçındı maalesef.

Türkiye’de laiklik ilkesini yerle bir eden, kuvvetler ayrılığını hiçe sayan, medyayı tek sesli hale getiren basit sandık demokrasisinin, ülkeyi medenileşmeye değil, gericiliğe ve bölücülüğe doğru götürdüğüne ilişkin hiçbir görüş ortaya koymadı, koyamadı. Güç odaklarının, ABD’nin ve CNN-Türk zihniyetinin kendisine biçtiği “Ilımlı Amerikancılık” rolünü çok da eğreti bir biçimde sahneye koymaya çalıştı. Öyle ki, kongrede oy kullanan 1238 delegenin 248’i oy pusulalarına ağır ifadeler yazarak Genel Başkanı protesto ettiler. Esas şoku ise, Parti Meclisi’ne sokmak istediği isimlerin yarısının kurultayda çizik yemesiyle yaşadı.

Çapsız-vizyonsuz-gayrı milli siyaset ağaları ve oportünist bazı adamlarını ve yardımcılarını, kurultay delegeleri listeden attı. Ne deve ne de kuş olamayan bir Parti Meclisine başkanlık edecek şimdi.

Milli duruş ve ulusal çıkarlar yerine, Sorosçuluk ve gayrı millilikle malul, sakat ve sakıncalı bir siyaset izlemenin bedelini, Cumhuriyetçi Atatürkçü ve Yurtseverlerin partisi olması gereken ve öyle de olan CHP’nin delegelerinden ağır bir “darbe” yiyerek ödedi bence

“Darbe darbe” dedi, sonunda CHP’lilerden Y-CHP’li elemanları “darbeyi” yedi.

Bu da umarım herkese ders olur!

Ufuk SÖYLEMEZ - 19 Ocak 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

9°C

Istanbul