milli merkez logo2 225

Milli Mekez Bildirgesi (07 Ocak 2016)

Millî Merkez Kurumu, yakın geçmişte anayasa düzenini yıkım girişimine direnen ulusal halk kesimlerinin, hukuka saygılı bir güçbirliğidir.

Bir halk hareketidir.

Günümüzde ülkenin bölünmesine, özyönetim saldırılarına, silahlı başkaldırıya karşı halkımızla eşgüdümlü bir dayanışmaya mutlak bir gereksinme oluşmuştur.

Giderek “yeni bir anayasa” olgusu, tarifleri, metodları kurumsal nitelik kazanıyor. Karmaşa yaratıyor.

Anayasaların soyağaçları vardır. Türkiye’nin anayasa kurgusu 1918’de Kars’ta başlayan ve sayıları otuzu aşan ulusal ve yiğit kongreler eli ile başlamıştır. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin şanlı açılışı ile sürmüştür.

Türkiye Cumhuriyetini, Türk halkı adım adım kurmuş, 1921 anayasası ile devlet niteliğine eriştirmiştir.

Sevr Anlaşmasına göre, tarihî gerçekçilik ölçeğinde, bir Türk Cumhuriyeti kurulamazdı. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu ve kurulu iktidarı, münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Sevr’i aşmış, silip geçmiştir.

TBMM, bir devlet kuran halk hareketinin tek ve yegâne kaynağıdır.

Türkiye’nin kurucu iktidarı, parlamenter sistemi kurmakla kalmamış, 1924 anayasası ile de güçlendirmiş, kalıcı kılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti; Bir halk devleti, halkın devleti, parlamento devletidir.

Rejimin kurucu unsuru, parlamentodur. Millî Misak, Kuvayı Milliye, millî mücadele olguları ise bu rejimin yapı taşlarıdır. Parlamenter rejimi, savaşı kazanan ordu ve Başkomutan da tarihî ve hukuksal belgelerle içselleştirmiştir. Doksanbeş yılda, Millî Meclisimiz ara rejimlere muhatap olmuş, darbe liderleri geçici yönetimler kurmuş, ne var ki TBMM her ara rejimden dimdik yeniden ayağa kalkmıştır.

Bu süreçte bile parlamenter rejim inkâr edilmemiş, despotlar Başkanlık hevesine kapılmamış, yeni anayasalar tek kurucu iktidarın tesis ettiği parlamenter sisteme bağlı kalmışlardır.

Bugün, “yeni bir anayasa” başlığı altında istenen, gelişme değil, rejim değişikliğidir.

Anayasalar, dinamik hukuk belgeleridir. Ne var ki, bu dinamizm; Kurucu iktidarın kalıcı iradesini aşan sistem değişimlerine olanak vermez.

Her anayasada yıllar içinde oluşan ihtiyaçlar, millî üstü hukuk belgeleri doğrultusunda madde metinleri değişebilir, yenileri eklenebilir. Bunlar yeni anayasa niteliği vermez, veremez.

Nitekim, derhal Başkanlık değişimi istemine karşı öz yönetim projesi ile kökten bir ayrışma, bölünme istemi ortaya konulmuştur. Türkiye bölgesel iç savaş yaşıyor.

Kurulu iktidarın; Tek devlet, tek millet, tek bayrak üçgenine karşı federasyon benzeri bir rejim değişikliği öngörülmüştür. Dayatılmaktadır.

Parlamenter rejim ve TBMM; Ülkemize bir asra yaklaşan sürede, 80 milyon nüfus, bir Hatay Cumhuriyeti, bir Kuzey Kıbrıs devleti, yurtta barış süreci, kalkınma, millî gelir artışı ve Cumhuriyet uygarlığı getirdi. Laik Türkiye AB’ye aday ülke oldu.

Parlamenter rejimi buzdolabına koyanlar, yönetim hırslarını, kusurlarını yeteneklerinde eksikliklerde aramalıdır.

Bir Cumhurbaşkanının, bilgiye dayalı düşüncelerini dile getirmesi doğaldır. Ne var ki, parlamenter rejimde Cumhurbaşkanı aktif siyasete müdahale edemez. Muhtar konseyleri toplayıp, sisteme aykırı dayatmalar yapamaz. Mitingler düzenleyerek, hukuken yasaklı olduğu bir alanda, rejim değişikliği öneremez.

Türkiye’ye özgü diye niteliği belirsiz bir Başkanlık değişimini dayatamaz. Telefonla, sahada ilişki kurarak vatandaşlara rejim değişikliği propagandası yapamaz. Habercileri, gazetecileri, jandarma komutanlarını, polisi, savcıyı, yargıcı tutuklama ve yargılama baskısı kuramaz.

Cumhurbaşkanları, ihbarcı veya suçu tarif eden, ceza isteyen kişi değildir.

Aksine, anayasalara göre kesin cezaları affeden, bağışlayıcı bir kimliktir.

Bugün, cumhurbaşkanlığı, fiilen dördüncü kuvvet niteliğine gelmiştir. Cumhurbaşkanı, Beştepe’de donanımlı bir kadro ile basın sözcüsü, genel sekreteri, Devlet Denetleme Kurulu, koruma ordusu, Muhafız Alayı, geniş bütçesi, örtülü ödeneği, kontrol ettiği iktidar partisi ile mutlak bir otorite niteliğine gelmiştir.  

Yazılı basında ve ulusal TV’lerde, meteoroloji raporlarından daha fazla yer almaktadır.

Cumhurbaşkanlığı, kamu gücü olarak hesaba katılması zorunlu bir erk niteliğindedir.

Lâik, demokrat, onurlu, itibarlı bir Türkiye için, anayasa iyileştirmelerine destek vereceğimiz kuşkusuzdur.

Parlementer sistemden sapma, cayma girişimlerine karşı ise, bir geri direnişe hazır olmalıyız.

Diyoruz ki;

İNADINA İNADINA PARLAMENTER SİSTEM.  

İNADINA T.C.

Millî Merkez’in tüm bileşenlerine sevgiler, saygılar, başarılar....

Hüsamettin CİNDORUK

Millî Merkez Yönetim Kurulu Başkanı

milli merkez yonetim kurulu2016

Son Yazılar

Mostly cloudy

18°C

Istanbul