tam bagimsiz turkiye225 

Dev-Genç yerli malı haftasında neler yapıyordu?

Yerli Malı Haftası (Resmî adıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası), 12-18 Aralık tarihleri arasında Türkiye'de tüm okullarda kutlanan belirli günler ve haftalardandır.

1.Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik darboğazın ardından yabancı ülkelere para akışının önünün kesilmesi ve toplumsal tutum bilincinin oluşması amaçlanmıştır. Bu amaçla Atatürk başkanlığında, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi toplandı. Bu kongrede yurdun bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde TBMM’de bir konuşma yaptı. Konuşmasında ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumlu olma konularını anlattı.

18 Aralık 1929’da "Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti" kuruldu. Başkanlığına TBMM Reisi Kazım (Özalp) Paşa seçildi. Cemiyetin bir numaralı üyesi Atatürk. O yıllarda (Aralık ayı ikinci haftasında) çıkan Cumhuriyet gazetesi sekiz sütuna manşeti "Yemin Ettik Yerli Malı Kullanmaya". Amerika'da benzer kampanya Buy American (Amerikan Malı Satın AI), bizden yedi yıl sonra 1936 yılında başladı.

1929’dan 1946’ya kadar “Milli İktisat ve Tasarruf haftası olarak; 1946-1983 arasında ise “Yerli Malı Haftası” olarak kutlandı. 1983 yılında adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirildi.

Haftanın amacı, yerli tüketimin bilinçli olarak artmasıdır. Bu hafta süresince tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemi vurgulanır. İnsanların parasını, malını, eşyalarını, zamanını ve sağlığını gerektirdiği gibi korumak ve dikkatli kullanmasına tutumlu olmak denir. İhtiyaçlara harcandıktan sonra artakalan para ile yatırım yapmanın önemi üzerinde durulur. Tüketilecek ürünlerin ülkede üretilen ürünlerden seçilmesinin gerekliliği anlatılır. Bu şekilde ülkenin zenginliklerinin artması amaçlanmaktadır. Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur.

Okullarda 12 – 18 Aralık tarihleri arasında kutlanan bu haftada tutum, yatırım ve Türk malları hakkında bilgi verilir. Şiirler okunur, konuşmalar yapılır, skeçler ve oyunlar oynanır.

1969 yılı Aralık ayında Türkiye Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (TDGF), kısa adı Dev-Genç, haftayı tüm toplumu kapsayıcı düzeyde ele almış ve toplumun gündemine taşımıştır.

Bir hafta süren etkinlik için yayınlanan ilk bildiri aynen şöyledir:

“Yerli Mallar Haftasında Emperyalizme Karşı İkinci Milli Kurtuluş Savaşını Hızlandıralım.

Emperyalizme karşı verdiğimiz 1. Kurtuluş Savaşında, emperyalizmin siyasi, iktisadi ve askeri hakimiyetine tüm Türkiye halkı olarak son verdik. Ancak tam bağımsızlığı elde etmek için askeri zaferleri iktisadi zaferlerle perçinlemek gerekiyordu. Kapitalizmin son aşaması olan emperyalizme karşı direnmek ve tekrar hakimiyetine girmemek için yabancı sermayenin yurdumuza girmesini önlemek gerekiyordu. Bunun için de ülkemizdeki bütün üretim güçlerini ve üretim kaynaklarını alabildiğine seferber etmek ve hızlı bir kalkınma seferberliğe girmek, yabancı malına muhtaç olmamak gerekiyordu.

İşte bunun içindir ki tam bağımsızlığı elde etmenin ve sürdürmenin temel şartının askeri zaferleri iktisadi zaferlerle perçinlemek gerçeğini halka maletmek ve halkı da bu yönde seferber etmek amacıyla yılda bir hafta YERLİ MALLAR HAFTASI olarak ilan edilmiştir. Bu haftadan maksat, halkımızın dikkatini emperyalizmin sömürü tehdidine çekmek ve bu yönde uyanık olmasını sağlamak içindir.

Ancak emperyalizme karşı kurtuluş savaşlarını sonuna kadar götürebilecek, ülkenin bütün üretim güçlerini ve kaynaklarını alabildiğine, en verimli bir şekilde seferber edebilecek tek sınıf olan şehir ve köy proletaryası (işçi sınıfı) ve onun doğal müttefiki köylüler, birinci milli kurtuluş savaşımıza teşkilatlı bir şekilde damgasını vuramamıştır. Kurtuluş savaşının örgütlü olarak önderliğini yapan asker-sivil-aydın kadronun sınıf olarak feodal beylere, toprak ağalarına ve eşraf tabakasına dayanmış olmaları, savaşın sonunda iktisadi zaferleri gerçekleştirecek bir faaliyete girmeyi ve üretim güçleriyle kaynaklarını alabildiğine ve en verimli bir şekilde seferber etmeyi mümkün kılmamıştır. Milli sanayi kuracak güçte ve sayıda yerli sermayedarların (kapitalistlerin) olmayışı ve çelik gibi disiplinli bir parti önderliğinde işçi sınıfının da bu sürede ortaya çıkmayışı birinci kurtuluş savaşı sonunda kazanılan askeri zaferleri perçinleyecek iktisadi zaferlerin kazanılmasını mümkün kılmamıştır. Süngüyle söküp attığımız emperyalistler sonunda yurdumuza tekrar gelmiş; siyasi, iktisadi ve askeri alanda hakimiyetini kurmuş ve tam bağımsızlık kazanılamadan elden gitmiştir.

İşte bu andan itibarendir ki artık yerli mallar haftası fındık-fıstık haftası haline gelmiş ve senede sadece bir gün, o da ilk okullarda fındık, fıstık, vs. yiyerek kutlanır hale gelmiştir.

Bu hale gelmiştir çünkü, Amerikan emperyalizmi ve yerli ortaklarıyla toprak ağalarının üçlü ittifakı bugün ülkenin üretim güçlerini ve kaynaklarını tamamen Türkiye halkının aleyhine ve kendi lehlerine bir şekilde sömürmektedir.

Şöyle ki:

1- Bütün madenlerimiz Amerikan emperyalistleri ve diğer yabancılar tarafından işletilmekte ve Etibank’ın ve Maden Tekkik Arama’nın faaliyet alanları gittikçe daraltılmaktadır.

2- Bütün petrol yatakları ve sahaları Amerikan ve diğer yabancı şirketler tarafından kapatılmakta, çarçur edilmekte ve Petrol Ofisi ile TPAO’nun çalışmaları baltalanmaktadır.     

3- Ağır sanayinin kurulamayışı sonucu bir türlü gelişemeyen milli sanayimiz, Amerikan ve diğer yabancı montajhanelerle devamlı baltalanmakta ve milli üretim güçlüklerine ve kaynaklarına dayanan bir yerli sanayi kurulamamaktadır.

4- Tamamen Türkiye Halkı’nın ve diğer dünya halklarının haklı savaşlarını yürütmek ve desteklemekle görevli olan ordumuzun bütün araç ve gereçlerini sağlamak zorunda olan milli harp sanayimiz NATO, CENTO ve Amerikalılarla olan ikili antlaşmalar yolu ile devamlı baltalanmaktadır.

5- Halkımızı hasta yatağında soyup soğana çeviren ve çoğunda tedavi edici bir özellik bulunmayan, kökü dışarıda ilaç firmalarının yaptıkları ilaçların ve fiyatlarının durumu ise herkesçe bilinmektedir.

6- Bütün bunlara ilaveten yabancı sermayenin hakimiyetini perçinlemek ve yerli sanayiyi kurma çabalarını tamamen ortadan kaldırmak üzere son olarak Ortak Pazar oyunu oynanmaktadır.

O halde bugün yapılması gereken şey, bu haftayı tekrar canlandırmaktır. Daha önce emperyalizme karşı uyanık olmayı sağlamak amacını taşıyan bu haftayı, bundan böyle emperyalizmle savaşmak için bir araç olarak kullanmalıyız. Bu hafta içinde bütün öğretmenler öğrencilerine yabancı şirketlerin yurdumuzu nasıl soyup soğana çevirdiğini, yurdumuzun bağımsızlığı ile nasıl oynadığını anlatmalıdır. Bütün yurtseverler yabancı şirketleri, yabancı malları ve reklamlarını gördükçe emperyalizme karşı İkinci Bir Milli Kurtuluş Savaşı vermenin gereğini kavramalı ve Amerikan emperyalizmi ile yerli ortaklarına karşı mücadeleye hız vermelidir.

Kahrolsun yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı çar-çur eden yabancı maden şirketleri.

Kahrolsun petrol sahalarını kapatan yabancı petrol şirketleri.

Kahrolsun milli sanayi kurulmasını önleyen yabancı ve yerli montajcılar.

Kahrolsun halkımızı hasta yatağında sömüren ilaç firmaları.

Kahrolsun yabancı sermayenin hakimiyetini kılan ve harp sanayimizi ortadan kaldıran NATO, CENTO ve İkili Antlaşmalar.

Kahrolsun yabancı sermayenin silahlı bekçiliğini yapan Amerikan emperyalizmi ve yerli ortakları.

Yaşasın Amerikan emperyalizmine ve yerli ortaklarına karşı savaşan tüm Türkiye halkı. Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu.”

Turhan FEYZİOĞLU - 20 Aralık 2015 - Odatv

Son Yazılar

Cloudy

22°C

Istanbul