mehmet yuva3

Suriye devletlerin kaderini belirleyecek!

ABD’ye şükür olsun, korkunç El-Kaide çağını bitirdi.

En muazzam Hollywood yapımı Rambo filmlerine meydan okuyan bir operasyonla Usame Bin Ladin’in evine girdi. Eski pornocu Y-Vietnam kahramanı Rambocu Sylvester Stallone misali askerler birkaç dakika içinde dünyayı titreten, ABD’ye yıllarca eziyet çektiren Bush Oğlu Bush’un iş ortağı Bin Ladin ailesinin efradı Usame’nin hayatına son verdi.  “Kimse cesedini istemediği, vatandaşı olduğu Suudi hanedanlığı da bana vermeyin de ne yaparsanız yapın” dediği için kıymetini ya haluk pilur ya da paluk diyerek denize atmışlar. Dünya tam rahat nefes alacak ve artık gelsin ebedi huzur ve istikrar diyecek iken, şişeden El-Bağdadi hazretleri zuhur etti. Çağımızın yeni tehdidi IŞİD-DAEŞ imiş,  öyle emretti efendiler.

Dünyayı bu beladan kurtarırsak rahat edeceğiz diyorlar, bize de yeniden ümit etmek, inanmak düşer. Bu kara bela artık sadece Irak ve Şam bölgesini katletmiyor, Türkiye’yi, Fransa’yı, ABD’yi, daha nice mühim ülkeleri ve hatta Suudi hanedanlığının varlığına saldırıyor, öyle buyurdular. Onlara itaat etmek gerek. Yoksa hafazanallah bu kurtarma operasyonundan nasibiniz olmaz.

IŞİD’E KARŞI SEFERBERLİK Mİ İLAN EDİLDİ?

Dünya çağımızın kara belasına karşı teyakkuzda. Hükümetlerden IŞİD-DAEŞ’e karşı mücadele için süratle kararlar çıkartılıyor ve bu kararlar birkaç dakika içinde yerine getiriliyor. Türkiye, Musul’a asker gönderiyor. Irak hükümeti Türkiye’yi tehdit ediyor. “Egemenliğimi takmadın” diyor. IŞİD-DAEŞ tehdidi varken kim takar senin iznini, egemenlik haklarını. Suriye semaları artık cinsiyetini türünü sayamadığımız ateş püskürten tayyarelerle dolu. En nihayet bu curcunaya Fransızlar, İngilizler, Almanlar da katıldı. Herkesin acelesi var. Tek gayeleri dünyayı kara beladan kurtarmak. Düşündükleri tek şey karakaşlı kara gözlü olan bizlerin zenginliği ve mutluluğu. Kimi İncirlik’ten, kimi Akdeniz’e demir atmış uçak gemisinden, kimisi Kıbrıs’taki İngiliz hava üslerinden, Ürdün’den, Katar’dan yakın ve uzak üslerden tüm Suriye ve Irak Muhibbileri Cemiyeti üyeleri çağımızın biyo-kimya laboratuvarında üretilmiş IŞİD-DAEŞ’e karşı hava seferberliği başlattı.

‘Hava yetmez biraz da kara lazım’ demeye de başladılar. Rusya, İran, Türkiye ve zaten sittin ülkeden devşirilmiş bir sürü ordu Suriye ve Irak’ta artık karada. Henüz karaya ulaşmamış ordular da varınca curcuna partisine doyum olmaz. Yeme de yanında yat. Ortak düşman IŞİD-DAEŞ olunca cephede sorun yok. Düşmanı hallederken ve hallettiklerinde kozlar nasıl paylaşılacak? Kimin eli kimin cebinde kimin süngüsü kimin kursağında olacak? Kim nereyi kapacak? Petrol ve doğalgaz nasıl pay edilecek? Taşeronlara ne düşecek? İsrail’in Barzanistan ile buluşması olan tarihi hülyası nasıl tahakkuk edecek? Toplumlar, top yekûn yok olmadan, doğmakta olan yeni dünya nizamının şekli şemalını görecek mi? İşte Suriye ve bir kez daha tarih sahnesinde kalacak ve yok olacak kuvvetleri belirleyecek. 

ESAD İRAN’A MI KAÇIYOR?

Püsküllü bela medyamız halen ‘Esad bu sefer kesin iktidarı terk eder’ umudu ile yatıyor ‘Esed kâbusu’ ile uyanıyor. Bir müddet Esad konusunda hayal kırıklığı ile yaşayan medyamız tekrar umutlandı. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Esad tarafından Şam’da kabul edildi. Ardından Lübnan’da Hizbullah lideri Hasan Nasrullah ile bir araya geldi. Velayeti El-Mayadeen TV’ye verdiği mülakat esnasında Esad’ı İran’a davet ettiğini söyledi. Bu daveti “sığınma”, “ülkesini terk ederek kaçma” olarak anlamak isteyenler haberin üzerine bodoslama atladı.

İlginçtir, Velayeti’nin açıklamasını doğru anlamakta zorlanmayan Fransa ve ABD, bu ifade üzerine, “Esad’ın Suriye için ulaşılan ittifak dâhilinde geçiş süreci tamamlanıncaya - yani seçimlere- kadar iktidarı bırakmak zorunda olmadığını” açıkladılar. Esad, IŞİD tamamen yok edilmeden siyasi sürecin sağlıklı işlemeyeceğini söylüyor. Rusya hemfikir. İran da öyle. Karada önemli kazanımlar elde ediliyor. Bu sürecin engellenmesini istemiyorlar. Öbür tarafta, İran, aslında siyasi süreç planlandığı gibi başlar ve de Esad’ın seçimler oluncaya kadar iktidarı terk etmesi zorunlu hale gelir ise, Esad’ı, “Tahran’da kahramanlar gibi ağırlayıp seçimden sonra seçilmiş Başkan sıfatı ile tekrar Suriye’ye uğurlamak “ istediğini ifade etmiştir. İran-Suriye ilişkilerinde Ali Ekber Velayeti’nin sözlerini böyle okumakta akıl karı vardır.  En nihayet bu davetin cevabını Ali’nin Ekber olduğunu Velayeti’den daha iyi idrak eden Esad verecek. Medyamız daha birçok hayal kırıklığı yaşamadan hatırlatalım istedik.

Mehmet YUVA - 06 Aralık 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul