ataturk225

Çözüm  Önerileri!

Erdoğan ve AKP sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin silkelenip, tekrar dirilip, dikilip, sağlıklı ve kalıcı bir biçimde hayata döndürülebilmesi için

ve hatta tüm ezilmekte olan, çok hızlıca köleleştirilen dünya halklarına da emsal oluşturulabilmesi için, acilen atılması gereken bir dizi temel adımlar var.

Bunun için ülkemizin ve vatandaşlarımızın her kesiminin ahenk içinde bu temel adımların şemsiyesi altında birleşip kenetlenmeleri gerekmektedir.

Bu ne bir “sağ” meselesidir, ne de “sol”. Her iki kavram ortak düşmanımızın hayali ürünüdür.

Yüzyıllar boyunca büyük başarı ile uyguladıkları bu “böl, çarpıştır, (kar et) ve ele geçir” kandırmacasının ürünü olan bu iğrenç “şablon”ları, aslında bizleri (yani tüm insanları) izleyip kontrol etmek amacıyla yaratmış oldukları  ”Sosyal Medya” ve serbest internet bilgi akımı sayesinde ortaya dökülmuştür ve kendi yarattıkları silah kendilerine karşı kullanılır hale dönüşmüştür.

Halkımızın her kesiminden milyonların koro halinde “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” diye sokaklarda haykırmaları ve ortak öfkelerini dile getirmeleri, ilk başlarda çok işlevsel olmakla birlikte, şayet zafer sonrası atılacak somut adımlar belirlenmemiş ise, maalesef bir noktadan sonra  etkinliğini yitirip, vızıltıya dönüşme tehlikesine girecektir.

Sahadaki duman ve sis kalktığında, bir millet olarak ne yapmamız gerektiğini hava halen pusluyken belirlemek ve bu koşullar üzerinde hemfikir olmak zorundayız.

Aksi taktirde, bizim dolduramadığımız boşlukları bizim aleyhimize düşman dolduracaktır, zaptedemediğimiz kaleleri onlar işgal etmeye devam edeceklerdir.

Aşağıda sıralanan adımların bir öncelik sırası yoktur, keza çoğu “eş zamanlı” olarak hayata geçirilmelidir :

1)   F-tipi, polis teşkilatı derhal lağvedilmeli, yeniden yapılandırılmalıdır. Bu süre boyunca ordu / jandarma devreye girip asayişi sağlamalı, vatandaşı ezmek yerine korumalı ve kollamalı ama yönetime dahil olmamalıdır. Yeni polis adayları yoğun psikolojik testlerle mesleğe uygunlukları tıbben ölçülerek seçilmeli ve akabinde öncelikle yurttaşlık görevleri konusunda eğitilmelidir. Özelleştirilmiş taşeron emniyet güçleri ortadan kalkmalıdır.

2)   “Özel TV” adı altında (Amerika elemanı) Turgut Özal ve sonra da Tansu Çiller zamanı ülkemize sinsice yerleştirilmiş olan bu sansür ve yalan makinaları yoğun denetim altına alınıp şeffaflaştırılmalıdır.

3)   Özellikle yabancı menşeli “NGO” şirketletlerin; özel taşeron teşkilatlarının faaliyetleri derhal dondurulup, denetim altına alınıp, şayet uygunsa, “milli”leştirilmelidir aksi taktirde kapatılmalıdır.

4)   Monsanto ve Bechtel başta olmak üzere, bu gibi, ülkemize ve dünyamıza tarif edilemeyecek boyutlarda zarar vermekte olan ve dünya halklarını köleleştirmek göreviyle faaliyette bulunup dünyanın her köşesine yaymakta oldukları “İsrail tohumları”yla insanoğlunu zehirleyen; ve gökten yağan, (hayati önem taşıyan) içme sularımızı kendi zimmetlerine geçirmeyi hedefleyen bu “emperyalist Ağa”ların global, mega uzantıları olan, bu gibi şirketlerin öncelikle Türkiye sınırları içerisinde faaliyetleri derhal engellenip durdurulmalıdır. Bu gibi şeytani oluşumlar zaman kaybetmeksizin tasfiye ve sınır dışı edilmelidir.

5)   “AKP” adı altında devletimizin ve milletimizin içine sızıp yerleşen, tüm varlığımızı ve geleceğimizi gasp etmek amacına hizmet edip bu doğrultuda üzerimizde tekel kuran, karanlık Emperyalist  odakların emriyle, özellikle son 11 yıl boyunca,  sözde “özelleştirip” milli varlıklarımızı, yani limanlarımızı, bankalarımızı, telekom’larımızı, demirçelik fabrikalarımızı, ormanlarımızı, madenlerimizi gasp edip yabancı odakların himayesine sunan, peşkeş çeken vatan hainlerinin bu emellerini terse çevirip derhal meşru sahiplerine, yani Türk Milleti’nin himayesine geri kavuşturmakla yükümlüyüz. Bu doğrultuda, gerektiği yerde alımlarında ödenen gülünç bedelleri gayri meşru “sahiplerine” iade ederek geri satın almaya mecburuz. Bu kaçınılmaz.

6)   Bankacılık sistemimiz,  derhal “milli”leştirilerek, para basma yetkisi ve kredi oluşturma mekanizması, dünyamızı kanlı pençelerinin içinde tutup kontrol eden Emperyalist odakların tekelinden kopartılarak millileştirilmesi hayati önem taşımaktadır. Sıralama yapmak durumunda olursak, bu hamle 1′inci derecede önem taşımaktadır. Bu, aynı zamanda düşmanın en şiddetle karşı koyacağı koşuldur çünkü bu havadan para basıp tüm dünyayı borçlandırıp esir alma ayrıcalığı, yüz yıllar boyunca bu kan emici sülüklerin atar damarlarını oluşturmuştur. ABD başkanları Abraham Lincoln ve John F. Kennedy ve Rus Çarı Nikolas ve tüm ailesi dahil bir çok dünya lideri bu yüzden bu odaklarca katledilmişlerdir.

Bugünkü dünya sahnesinde (şayet en tepeye çöreklenmiş olan Rothschild ve Rockefeller ailelerini saymazsak) çok yakın geçmişte komşu Yunanistan’ı batıran kurmaylarından, Goldman Sachs firma ve ailesini incelememiz yeterli olur.

7)   “Politikacılık”, bir çıkar kapısı ve bir “meslek” konumundan çıkartılmak zorunda.  Milletimizin gelecekteki vekilleri, yöresel halklar tarafından, yani kendi içlerimizden seçilen kişiler tarafından “vatani görev” yaparcasına, dönüşümlü olarak, 6 ay-1 yıl süresince uygun bir maaş karşılığında denetlenmelidir.  Artık Batı tezgahı olan “multi-parti sistemi” adı altında faaliyet gösterip Emperyalist güç odaklarına hizmet eden, halka kendilerini birbirine muhalifmiş gibi tanıtıp oyalayan, kandıran, danışıklı dövüş yapan unsurların maskeleri düşürülerek tasfiyelerini sağlamak kaçınılmaz önşarttır. Kişisel menfaatleri doğrultusunda kendilerine ömür boyu ve yüksek maaş bağlayan, dokunulmazlıklar arkasına sığınan, kendilerine halka verilmeyen her türlü imtiyazı sağlayan bu “parazit” kitle ortadan kalkmak zorundadır.

8)   AKP tarafından hazırlıkları yapılmakta olan ABD tipi başkanlık ve eyalet sistemine dayalı, gücü tek merkezde toplamayı hedefleyen kölelik sisteminin iptali ile kalınmayıp, Turgut Özal döneminde yürürlüğe sokulan ve bir milletin varoluşunun temelini oluşturan T.C. Anayasa’mızı delik deşik edip kevgire çeviren  sinsi ve suni “Kanun Hükmünde Kararnameler”  zararları ve sakıncaları incelenerek gerektiği şekilde tez biçimde iptal edilmelidir.

9)   Karanlık, emperyalist güçler tarafından sahte, düzmece kanıtlar ve şahitlerle Silivri ve diğer yörelerimizde zindanlara tıkılan gerçek vatansever Türk Ordu mensuplarımız, yazarlarımız, gazetecilerimiz vb. derhal serbest bırakılmalı ve arzulayanlar gerektiği şekilde en kısa zamanda görev başına dönmelidir.

10)   Gerçek anlamda tamamen birbirinden bağımsız ve birbirini dengeleyip denetleyen bir Yasama-Yürütme-Yargı sisteminin yeniden oluşturulup şu an mevcut olan iktidarın sahte, partizancı, faşist sistemi derhal lağvedilmelidir. Dördüncü ve en önemli denetim organı olan “gerçek, şeffaf ve bağımsız bir medya”nın oluşumu özenle sağlanmalıdır. Hiç bir özel şirket ya da kuruluşun “toplam medya piyasası” içerisinde hisse payı asla yüzde beş (%5)’i geçmemeli; buna asla izin verilmemelidir.

11)   “Anonim Şirket” adı altında sahiplerini işledikleri suçlardan her hangi bir sorumluluk taşımaktan koruyan, kötülük yapanların ardına saklanıp gizlenecekleri her türlü suni ve yapay ticari istem ve araçlar (OffShore şirketler dahil) derhal  ortadan kaldırılmalıdır. Her vatandaş ve şirket sahibi, aldığı kararlardan, işlediği insanlık ve doğayı katletme suçlarından bizzat sorumlu tutulup, afişe edilerek Türk milletine hesap vermelidir. Tüm ihaleler şeffaf ve halka açık bir ortamda gerçekleştirilmelidir, isteyen katılabilmelidir.

12)   Halkımıza,  genç yaştan başlayarak gerçek bir eğitim verilecek, dünya düzeni, kimler tarafından ve nasıl çalıstırıldığı öğretilerek, özellikle yurttaşlık ve çevre bilinç ve sevgisi aşılanmalıdır. Özellikle emperyalizme karşı ve ebedi özgürlük uğruna kendilerini ve vatanlarını nasıl koruyacakları öğretilmelidir.

13)   Türkiye’miz gibi, kıskaca alınıp ezilip sömürülmekte olan tüm diğer ülkeler ile dayanışma içerisine girilip, işbirliği, tecrübe ve bilgi alışverişi yapılmalıdır. Emperyalizmin pençesinden sıyrılabilen diğer toplumlarla kader birliği yapılıp her türlü karşılıklı destek alınıp verilmelidir.

14)   AKP döneminde yaratıcı (ve saçmasapan) isimler altında oluşturulan her türlü sömürücü ve haksız vergilendirme,ceza,harç vb.,derhal geçersiz kılınmalıdır.

15)   Milletimizin, vatandaşlarımızın izlenmesi, fişlenmesi, köleleştirilip takibe alınmasına yönelik uygulanmakta olan “özel kimlik numaraları,  MOBESE kamera sistemleri, OGS, HGS gibi RFID araç çipleme sistemleri, cep telefonlarına zorunlu olarak yerleştirilen GPS takip yazılımları derhal tasfiye edilip ortadan kaldırılmalıdır. Vatandaşların özgür olma ve özelini koruma haklarına yeniden kavuşmaları sağlanmalıdır. İnternet ve Sosyal Medya üzerindeki baskı ve sansür derhal kaldırılmalıdır.

16)   Son 12 yıl boyunca vatanımıza, milletimize ve doğamıza kasıtla, sistematik bir biçimde zarar veren her şahıs belirlenip, işlemiş oldukları bu suçlardan dolayı halk önünde hesap vermelidir.

Bu “liste” burada bitmiyor, fakat yukarıda sıralanan maddeler,  gerçek ve kalıcı bir bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulabilmesi için mutlaka uygulanması gereken temel unsurları oluşturmalıdır.

Bu listedeki maddelere ilaveler ve gerekirse düzeltmeler yapılabilir.

Bu arada, batılı global ağaların “gelişmek, büyümek ve ilerlemek” gibi uydurma kelimeler kullanarak dayatmakta oldukları, talan ve yok etme üzerine kurulu kanserli sistemlerini bir an evvel yıkıp yerküremizi acilen tedavi altına alıp, onarıp kurtarmamız şarttır. Bu doğrultuda halkın özüne dönmesini sağlamak en uygun adım olacaktır.

Tanrı bizi bu dünya’ya getirdiğinde özgür ve mutlu yaşayabilmemiz için gereken herşeyi vermiştir. Bunların en başında Organik Gıda ve Temiz Su gelmektedir. İşte bu nedenle şeytani emperyalist odaklar bu iki temel “olmazsa olmaz” doğal kaynağı tekelleri altına almayı hedefleyerek tüm dünya halklarını ebediyen köleleştirmek amacıyla (başta  Monsanto ve  Bechtel gibi uzantılarını dünyamızın her bir köşesine kanser gibi yaymaktadırlar, insanoğlunu GDO İsrail tohumlarına bağımlı kılıp zehirlemektedirler.

İşsizlik ve açlık, zalim zulmünün rahat ve kolay  sürdürülmesi içindir..!!!

Tanrının yarattığı bu güzelim dünyada hiç, ama hiç kimsenin bağımlı, işsiz ya da aç olmasına gerek yoktur. Bunların var olmalarının tek sebebi bu durumları bizzat yaratan emperiyalist tekellerdir.

Yeter ki her vatandaş çalışkan olsun, toprağı sulayıp (gerçek) tohum serpsin, ne bir daha aç kalırız, ne işsiz oluruz ne de hiç bir güce bağımlı… Geriye sadece mutlu ve hür nesiller yetiştirmek kalır.

Haydi Türk Milleti, gözlerimizi biraz daha açalım, bu sinsi düşmana burada ve şimdi  DUR!  diyelim.

Cem  Hayrullah  ÖZBUDUN - 03 Kasım 2015

*** *** ***

“Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur. Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım.

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır.

Beni   hatırlayınız…”

Gazi  Mustafa  Kemal  ATATÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

25°C

Istanbul