sait yilmaz

Yeni bir yapılanma şart!

22 Temmuz 2015 tarihinden itibaren PKK terör örgütüyle mücadelede yeni bir çatışma dönemine girildi.

Terör örgütü, yurt içinde yaptığı eleman toplama, silahlanma, tuzaklama, örgütlenme, özerk bölge ilan ederek ve isyan çıkartarak yaptığı iç savaş provalarını hayata geçirmeye çalışıyor. PKK terör örgütünün yeni stratejisinin esasları şunlardır;

- Suriye’nin kuzeyinde örgütün özerk yapı kurmuş olması, Suriye’deki yapı ile Kandil’e bağlı kamplar ve köyler arasında fiziki bağlantının güvenli şekilde sağlanabilmesi için bölücü örgüt kendisi için İdil, Cizre, Silopi, Uludere hattında güvenli bir bölge oluşturmaya çalışmaktadır.

- Bölücü örgüt uzun vadede Hakkâri sınırından başlayarak Mardin-Nusaybin-Kızıltepe hattına kadar geniş bir hattın kontrolünü sağlamayı hedeflemektedir. Bu nedenle ilerleyen aşamada Silopi’deki olayların benzeri Nusaybin ve Kızıltepe için de planlanmış ve uygulamaya koyulmuştur.

-Terör örgütü Suriye’deki tecrübesini Türkiye’de de pratiğe dönüştürmeye, kanton kurma stratejisi ile kurtarılmış bölgeler oluşturmaya çalışıyor; bunun ilk deneme yeri Cizre oldu. Terör örgütünün Cizre’den sonra derin planlar yaptığı ikinci ilçe Silopi’dir. Silopi, kaçakçılık ve sınır kapısı açısından da çok kritik bir noktada bulunmaktadır.

- Silopi terör örgütünün kontrolü altında olursa, terör örgütü kontrolüne geçmesi bunun sonucunda sınır kapısı üzerinde veya çevresinde örgüt hâkimiyetini artıracak, bunun sonucunda da finansal açıdan örgüte büyük bir imkân sunacaktır.

- Ayrıca Cizre’den sonra Silopi’nin alan hâkimiyeti örgüte sınır hat kontrolü yönüyle büyük imkân sağlayacaktır. Çünkü Silopi üç tarafı yabancı ülkelere bakan, sınır kapısı bulunan yoğun kaçakçılığın ve kirli paranın döndüğü bir ilçedir. Bölücü örgüt buraya özel önem vermektedir

PKK, 22 Temmuz sonrası daha önce hiç kullanmadığı yerleri (Iğdır) ve yöntemleri (intihar bombacısı) kullanmaya başladı. Şehir örgütlenmeleri ile PKK’nın uzun süreli savaşı için gerekli barikat, mayınlama çalışmalarının önceden planlandığı ortaya çıktı. Patlayıcıların da çok önceden yerleştirildiği anlaşılıyor. KCK ve HDP’nin belediye yapılanması örgütün şehirlerde uyguladığı kanton kurma ve patlayıcı kullanma taktiğine altyapı teşkil etti. Sivil de olsa asker ve polislerimizin münferit şekilde şehit edilmesi, servis araçlarına yapılan saldırılar, PKK’nın şehir içi istihbaratının etkinliği olarak görülmelidir. IŞİD ile iç içe olan yabancı istihbarat servisleri PKK ile de ortak çalışmalar yürütmektedir. ABD, Türkiye’nin güvenli bölge oluşturmak istediği alanda PKK’nın Suriye uzantısı PYD ile altyapı oluşturuyor. PYD’ye sağlanan 50 ton mühimmatın PKK tarafından da paylaşılacağı ve Türkiye’ye karşı da kullanılacağı açıktır.

GÜVENLİK GÜÇLERİNİN DURUMU!

Terörle mücadele sürecinin başında güvenlik güçlerinin çok ciddi bir dağınıklığı söz konusu idi. Terör olaylarının başlamasıyla beraber özellikle polis teşkilatı bu sürece en zayıf olduğu ve hiçbir hazırlığı olmadığı anda yakalanmıştır. Polis teşkilatının kısa süre önce bölgede bir değişime girmesi, bölücü terör örgütünü tehdit kapsamından çıkarması, tüm faaliyetlerini paralel devlet yapılanmasına kaydırması, örgüte bu süreçte büyük bir hazırlık fırsatı sundu. Böylece, bölücü örgüt şehirlerde kalarak, rahatlıkla eylem yapabilme imkanı bulmuş, bir yandan da halk tabanı örgüte daha marjinal şekilde kaymaya başlamıştır. Güvenlik güçlerinin dağınıklığı henüz aşılamasa da, gittikçe sert bir şekilde ve kararlılıkla mücadeleye girilmiştir. Bu mücadele kapsamında düzenli ordu ve Jandarma Özel Harekât birlikleri dışında Özel Harekât Polisleri de sahaya sürülmüştür.

- 22 Temmuz’dan bugüne PKK terör örgütü önemli kayıplar verdi; ilk rakamlar içinde Cizre (150), Tunceli (60-70), Ağrı (50), Irak’ın kuzeyi (250) ile dikkati çekmektedir. Bunların dışında pek çok operasyonda her seferinde 20 civarında terörist bertaraf ve lider kadro içinde de örgüt için önemli bazı isimler bertaraf edilmiştir. Bu zayiatların verdirilmesinde Özel Kuvvetler Komutanlığı başta olmak üzere genç asker ve polislerimizin önemli bir rolü vardır.

- Tüm Türkiye’de görev yapan Özel Harekât polisleri geçici görevlendirmelerle terör bölgelerinde görevlendirilmişlerdir. Terör örgütü mensuplarının faaliyet gösterdikleri il ve ilçelerin (Hakkâri, Yüksekova, Nusaybin, Şırnak, Cizre, Silopi vb) giriş ve çıkışları tutularak, gerekirse sokağa çıkma yasağı uygulanarak, örgüt mensuplarının yerleri tespit edilmiş ve nokta operasyonlar düzenlenerek örgüt mensupları etkisiz hale getirilmektedir.

- Terör örgütü mensuplarının haberleşmelerinden, çok zor durumda oldukları, dayanacak güçleri kalmadığını ifade ederek yardım talebinde bulundukları da tespit edilmiştir. Bunun sonucunda da HDP milletvekilleri zor durumda olan örgüt mensuplarını güvenlik kuvvetlerinin elinden kurtarmak amacıyla çatışma alanlarına gitmek istemişler ancak güvenlik kuvvetleri müsaade etmemiştir.

- Henüz terör örgütü üzerinde inisiyatif ele geçirilemedi. Birliklerin karakol tipi yapılanmalar içinde hareketsiz kalması, izlenmelerini ve yola çıktıklarında pusuya düşmelerini kolaylaştırdı. Güvenlik güçleri uzun süre sonra tekrar örgütle mücadeleye ısınmakta ve gittikçe daha etkin hale gelmektedir.

- Terör örgütüne yönelik, hava araçlarıyla yapılan harekâtların uzun yıllardır devam etmesi nedeniyle, örgütün uzun süredir bu alanda gerek teorik gerekse de pratik deneyim kazanması, örgüte yönelik hava saldırılarının etkinliği azaltmakta, kara harekatı ile desteklenmediği için, verdirilen kayıplar sınırlı olmaktadır.

- Bu süreçte güvenlik kuvvetlerince, tüm teknoloji (Gece görüş, lazer pointer, İHA vb.) ve istihbarat etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak, MİT, bölücü terör ile mücadele için uygun bir yapılanmaya gitmedi, askerlerin ihtiyaç duyduğu operasyonel istihbaratı hiçbir zaman sağlayamadı. Terörle mücadele için askerlerin yeni bir istihbarat yapılanmasına ihtiyacı vardır.

*** *** ***

22 Temmuz sonrasında terör örgütü Suriye’de (PYD/PKK) yaşadığı şehir savaşı tecrübesini aktif şekilde Türkiye’de pratiğe çevirmek istemiş, kısa sürede devletin tüm güvenlik mekanizmalarını savunma konumuna getirmiştir. Ancak güvenlik kuvvetleri savunma konumundan hemen sıyrılarak terör örgütüne karşı yurtiçi ve yurtdışında karşı harekâtta bulunmuştur. Terör örgütü yaşanan önemli kayıplarının yanında Suriye cephesindeki PYD/PKK’ya da güç ayırmak zorunda olduğundan çok hassas bir konumdadır. Terör örgütünün Kandil’deki sözde yöneticilerinin ve yurtiçindeki taraftarlarının barış isteme ve ateşkes çağrıları ile yaptıkları gösteriler ve örgüt yandaşı sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı mitingler de örgütün verdiği büyük kayıplar ve hassas durumda olması nedeniyle bir an önce güvenlik güçlerinin operasyonlarına son vermesine yöneliktir. Mevcut kararlılığın devam etmesi durumunda terör örgütünün çok daha büyük darbeler alacağı görülmektedir. PKK ile mücadelede hareketli unsurlar ile inisiyatif ele geçirilmeli, alan savunması yerine saldırı stratejisi uygulanmalıdır. Bu kapsamda, terörle mücadeleye aynı kararlılıkla seçimlerden sonra ve Irak’ın kuzeyindeki yuvalarında da devam edilmeli ve özellikle lider kadrosu hedef alınmalıdır. PYD’ye yönelik operasyonlar ile cephenin genişletilmesi halinde örgütün askeri olarak nihai bir sona yaklaşacağı ve Suriye’deki planlarının da sona geleceği, bunun Türkiye’nin bölgeye ilişkin kaygılarının giderilmesine de büyük katkı sağlayacağı aşikardır.

Sait YILMAZ - 24 Ekim 2015 - Aydınlık 

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul