ufuk soylemez3

Washington’dan bağış bekleyen, Eurovatancı Yes be annemciler!

Dünkü Hürriyet gazetesinde, KKTC Dışişleri Bakanı Emine Çolak’ın Washington’da KKTC’yi Rum’a ve AB’ye yamama çalışmalarına hız verdiği belirtiliyordu.

Aynı gazete haberinde “KKTC’nin ABD’den 100 milyar lirayı toprak ve tazminat bedeli olarak Rumlara ödemek üzere bağış beklediği” yolunda yüz kızartıcı bir haber daha yer alıyordu. Tabii gazetede Emine Çolak bir “insan hakları savunucusu” olarak da parlatılıyordu ne hikmetse. Kendi bağımsız devletini Kıbrıs Türkünün ve şehitlerimizin haklarını doğru dürüst savunamayan birisi için oldukça yadırgatıcı bir tanımlamaydı doğrusu bu.

Emine Çolak’ın geçen gün yine bir TV kanalındaki söyleşisini de izledim. Bu hanımefendi, aynı M. Akıncı ağzıyla konuşuyordu. “Bize Yavruvatan demeyin, her yavru büyür biz de büyüdük” anlamında laflar geveliyordu.

Ne dramatik bir çelişki ki aynı günlerde Türkiye’nin 500 milyon dolar harcayarak gerçekleştirdiği ve KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak, su taşıma projesinin açılışı yapılıyordu.

Anneler yavrularına sütlerini vererek can verirken, Anavatan Türkiye de Yavruvatandaki soydaşlarını Anadolu’dan yaşam demek olan can suyunu götürerek destekliyordu.

Öte yandan, Rum Dışişleri Bakanı ise Emine Çolak hanımı futbol deyimiyle ve tam anlamıyla ters köşeye yatırdı. Rum Dışişleri Bakanı, dün yaptığı açıklamada, Almanya Başbakanı Merkel’in son Türkiye ziyaretinde gündeme getirilen “AB ile bazı müzakere fasıllarının” açılmasına kesinlikle onay vermeyeceklerini açıklayıverdi. Böylece, Emine Çolak hanımın hevesini adeta kursağında bıraktı.

Hal böyleyken, bu gayrı milli, Rum ve AB muhibi, aşağılık kompleksi içinde “Bize yavruvatan demeyin” diyen, “yes be annemci” ekip, utanmadan bir de “Euroya geçiş” çalışmalarını başlatarak KKTC’yi bir AB toprağı yapmak yolunda büyük bir gayretkeşliği sürdürmeye çalışıyor. Ne hazin değil mi?

Evet, biz, yüzyıllardan beri Türk olan, Akdeniz’de asla batmayacak bir uçak gemisi olarak gördüğümüz Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin büyük tarihi, siyasi, askeri, ekonomik, sosyal hak ve çıkarlarının bulunduğu, şehit kanıyla sulanmış KKTC’yi ve soydaşlarımızı, Anavatan olarak Yavruvatanımız olarak görüyor, onları kucaklıyor, her alanda ve konuda korumaya ve kollamaya özen gösteriyoruz.

Ama bugün KKTC’de, ne yazık ki milli benliğini yitirmiş, para ve AB pasaportu almak hırsıyla gözü dönmüş, Milli Kahramanımız Rauf Denktaş’a bile vefasızlık ve kalleşlik yapmaktan çekinmeyen “yes be annemci” bir güruh, “bize yavruvatan” demeyin, biz “Eurovatan olmak istiyoruz” anlamına gelen asla kabul edilemez söylem ve eylemlerin içine giriyorlar maalesef.

Hepsine yazıklar olsun. Kendi bağımsız devletlerini, ekonomileri borca ve dibe batmış Rum / Yunan ikilisinin kucağına -AB paravanıyla- oturtmak isteyen bu zihniyete karşı, hem KKTC’de, hem de Türkiye’de Millicilerin, Yurtseverlerin, Demokratların ve Cumhuriyetçilerin derhal bir savunma hattı oluşturması ve etkin bir demokratik Kuvayı Milliye mücadelesi başlatması gerekiyor.

Talat Paşa Komitesi ve Sn. Doğu Perinçek’in AİHM’de, Ermeni soykırımı iftiralarına karşı elde ettiği büyük başarı hepimizin önünü aydınlatıyor ve bizleri cesaretlendiriyor.

Derhal bir “Rauf Denktaş Komitesi” kurulmalı. Sağ sol demeden, parti ayrımı gözetmeden, “Kıbrıs vatandır” diyen herkesi ve her kesimi kapsayacak, Milli Anayasa Forumlarındaki ruhu yaratacak bir geniş Kuvayı Milliye cephesini bu kez yavruvatan Kıbrıs için oluşturmalıyız.

Hem de hiç gecikmeden, hemen şimdi...

Ufuk SÖYLEMEZ - 20 Ekim 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul