sozcu kimin sozcusu 

Sözcü: Katliam Suriye’nin işi olabilir!

Saygı Öztürk, Suriye tarihi yoksunu bir gazetecidir. Aslında Sözcü Gazetesi’nde bölge ülkeleri uzmanı yazar da yok.

Ancak, tartışma götürmez gerçek şu ki, gazete çok etkili ve çok okunan yazarlara sahip. Amma velakin Suriye konusunda Sözcü zırcahildir. Arap medeniyeti tarihi ve kültürüne acemidir. Hz. Ali’nin “Nehcü’l-Belâga” sında geçen çok güzel bir sözü vardır; “İnsan bilmediği şeylere düşmandır” der. Bugün Sözcü Gazetesi’nde yazan, Hürriyet’in eski silahşoru Emin Çölaşan, “Araplar bizi arkadan hançerledi” yalanını yıllarca tedavülde tuttu. Akıllı kalem Yılmaz Özdil, o gün başına ne düştüyse, Halk TV’de röportajı yayınlanan Sayın Esad ve Suriye için ağza alınmayacak laflar etti. “Yılmaz Özdil İyi Halt Etti” yazımla gereken cevabı vermiştim. Müdrik ve makul davrandı, Suriye konusuna bir daha girmedi.

Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk, 11 Ekim’de neşrettiği köşe yazısında, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üst düzeydeki bir yetkilisine, “Böyle bir eylem bekliyor muydunuz?” diye sormuş. İsmi cismi sadece Saygı Bey tarafından bilinen yetkili ise “Evet” demiş. Yetkili ve Saygı Efendi, Ankara katliamının arkasında Suriye Devleti’nin de olabileceğini iddia etmiş. Bu iddiayı her ikisinin dillendirdiğini söylememizin sebebi, yazısının hangi bölümleri yetkiliye ait hangi kısımlarını kendisi derlemiş net değil. Yazısının ilk paragrafında yetkiliye ait olduğunu iddia ettiği sözleri tırnak içinde kullanmış. ‘Ankara terör eylemini Suriye Devleti’nin yapmış olabileceği’ iddiasının yer aldığı paragrafta ise başkasına ait bir alıntı işareti yok.

Ülkemizde bu sıfatta olan yetkili bu açıklamaları neden savcılara, müdürlerine, bakanlarına yapmaz da Saygı Bey’e ifşa eder? Emniyet Genel Müdürlüğü üst düzey makamlarında muvazzaf olan bir yetkili ulu orta konuşmaz. Canlar bir katliama maruz kalmış. Bu cinayet üzerinden, ülkemiz ve bölgemizi ilgilendiren siyasi, askeri hedefler arzulanıyor. Varsa bir bildiğin, bildiklerini destekleyecek veri, olgu, belge, ifade, ihbar varsa çıkarırsın, hukuk ve güvenlik mevzuatına uygun olarak, kamuoyunu bilgilendirirsin. Yetkili, hükümete güvenmiyor, çalıştığı Emniyet Müdürlüğüne itimadı yok ise, Saygı Öztürk Efendiye daha çok inanıyorsa, o zamanda söylediklerini destekleyecek güçlü kanıtlar sunar. Saygı Efendi de bu kanıtları talep etmekle yükümlüdür. Katliamla ilgili herkes bir şey söylüyor, bende bir bomba patlatayım kaygısıyla hareket edilirse, patlattığın bombanın yaratacağı tahribatın ağırlığı omuzlarında kalır. Çünkü bu iddia, psikolojik harp amaçlı iftiraya da girer, hedef göstermeye de girer, itibarsızlaşmaya da girer.

Saygı Efendi veya yetkili diyor ki;

“Esad rejiminin can düşmanlarına Türkiye uzun süre destek oldu. O yüzden, Suriye’nin hedefi durumundadır. Rusya’nın desteğiyle nefes almaya başlayan Suriye, geçmişte bütün ülkelere “terör ihraç eden, teröristleri koruyan, destekleyen” bir ülkeydi. İç karışıklıklardan sonra ülkemizde 2 milyondan fazla Suriyeli bulunuyor. Bunların arasında Esad rejiminin ajanları da bulunuyor. Böyle bir patlamanın arkasında o ajanların rolü de neden olmasın? Zor günlerinde Suriye’de rejim karşıtlarını silahlandırdığı bile öne sürülen Türkiye’ye karşı bir “intikam eylemi” gerçekleştirilmiş olabilir”.

Her daim gazeteciliği “olgu, veri ve belge” olarak izah eden Saygı Öztürk Efendi yetkiliden naklettiğini iddia ettiği bu açıklamaları elekten geçirmeden, sorgulamadan yazıya dökmesi normal değil. Kullanılan delillerin ne denli banal olduğunu, aynı argümanları kullanarak katliamın arkasında herkesin olabileceğini ve hatta Sözcü Gazetesi’nin bile olabileceğini göstermek mümkündür. Gazeteci Saygı Öztürk, imara acilen ihtiyaç duyan Türkiye-Suriye ilişkilerine büyük zarar verdiğini idrak edemeyecek kadar sorumsuz davranma hakkına sahip değildir.

Mehmet YUVA - 14 Ekim 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Partly cloudy

26°C

Istanbul