mehmet yuva3

Yanlış hesap Şam’dan döner!

Babam, köşe yazarlarının önemli bulduğu tespitlerini makasla keser ve saklardı.

Ardından işlettiği bakkaliye dükkânına doluşan dostları ile kahve içme ve okuduklarını yorumlama faslı başlardı. Dükkânımız bir siyasi medrese gibiydi. 1995’te kaybettiğimiz karikatürist Nehar Tüblek’in çizimlerini çok beğenirdi. Petro-Dolar Körfez Şeyh hanedanlıkların gazıyla galeyana gelen ahmak Saddam idaresindeki Irak, en nihayet İran’a savaş ilan etmişti. 1980 Eylül ayının son haftasında infilak eden Irakİran savaşı üzerine, henüz savaşın ertesi günü, müthiş bir karikatür çizmişti. Resim, Bağdat’tan hareket eden tankın Tahran’a doğru yol alırken birden U dönüşü yapıp tekrar Bağdat’a yöneldiğini gösteriyor. Resmin altına da, “Yanlış Hesap Bağdat’a Döner” diye yazmıştı. Rahmetli Tüblek, derin tecrübesi ve öngörüsünü çizgilere yansıtmış ve bir cümle ile taşı gediğine koymuştu.

YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR!

Suriye sahasında, Suriye ordusu ve milis kuvvetleri dışında üç ana silahlı cephe bulunmaktadır: İslam Devleti (İD), El-Nusra Cephesinin öncü kuvvet olduğu Fetih Ordusu ve etnik temelde örgütlenen YPG. Lider kadrosu ve militanların ezici çoğunluğu yabancı savaşçılardan oluşan IŞİD ve El-Nusra Cephesi sahada en etkili örgütler olduğunu ibraz etti.

İdlib ve Cisr El-Şuğur Fetih Ordusu’nun eline geçti. Halep, Kuzey Lazkiye ve Hama kırsalının düşmesi için Davutoğlu hükümeti bütün imkânlarını seferber etti. Buna ilaveten, ABD öncülüğünde onlarca ülkenin havadan hormonla bombaladığı İslam Devleti (İD) faaliyetlerini sorunsuz sürdürmeye devam etti. Ürdün ve İsrail operasyon merkezlerin planlamasıyla başlayan “Güney Cephesi Taarruzu”, Golan bölgesinden gelen kapsamlı saldırılarla Şam’ın daimi olarak meşgul edilmesi hedeflendi.

Hizbullah, ardından Rusya ve İran’ın en nihayet Çin kuvvetlerinin askeri müdahalesi, ABD-Davutoğlu-Sinirlioğlu-Suudi-Katar hanedanlığı ve sahadaki ılımsız-ılımlı tüm silahlı yapılanmalara karşı topyekûn bir savaş ilanıdır. Ne ABD ne de NATO Suriye’de savaşan militanları veya Davutoğlu’nun hayali için RusyaÇin- İran’ın önderlik ettiği cepheye karşı savaşmaz. Mide bulandıran protesto söylemleri dışında sarılabilecekleri tek alternatif, Sünniciler Cephesi formülü ile Suriye’yi Y-Afganistan yapacağız tehditleri savurmaktır. Türkiye’nin Pakistan, Suriye ve Irak’ın Afganistan olduğu bir mekân hayali içinde yaşayanlara Çin atasözü ile cevap verelim: “aynı nehirde iki kez yıkanılmaz”.

NATO’DAN MEDET AHMAKLIĞI!

Maalesef uzun zamandır yaptığımız uyarıları nazar-i dikkate almayan Sayın Davutoğlu Suriye konusunda ahmakça davranmaya devam ediyor. Müflis siyasetçinin, Türkiye’yi bölgesel kaosun içine atan ABD ve NATO’dan halen medet umması ahmaklığın daniskasıdır. Dilinden düşürmediği rahmetli Menderes’in Suriye macerasının sebep ve sonuçlarından ders almamakta ısrarlı. Türkiye’yi, bütün bölge ülkeleri ile düşman olma pahasına, ABD ve NATO’nun cenneti haline getiren Menderes’in son merhalede “dost” bildiği bu kuvvetler tarafından nasıl yüz üstü bırakıldığını bilmiyor mu?

“Akademisyen ve hoca” kimlikli bir kişinin, Türkiye’ye büyük zararlar veren dış politikalarında taviz vermemesi ahmaklıktan öte bir durumdur. Davutoğlu ve Dışişleri Bakanlığı makamında olan Feridun Sinirlioğlu ABD-İsrail projelerinde görevli gibi davranmaktadır.

Saddam’ın ahmaklığı, yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, 150-200 milyar dolar maddi hasara, İran ve Irak’ta ağır yıkımlara yol açtı. Ahmak Saddam, kendisini gaza getiren Körfez Şeyh hanedanlıkları ve efendileri ABD’nin kumpaslarında boğuldu. En nihayetinde yanlış hesapların bedelini pahalı ödedi. Irak ve bölge bu ahmaklığın faturasını halen ödemeye devam ediyor. Türkiye’nin ahmak siyasetçilerden bir an önce kurtulması hava kadar elzem oldu.

Mehmet YUVA - 08 Ekim 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Scattered thunderstorms

27°C

Istanbul