ufuk soylemez3

Bunu da gördük ya!

Hatırlayın; yakın geçmişte, TBMM’deki partiler, bir ‘’Bölünme Anayasası Masası’’ kurmuşlardı.

Ama önce bir avuç vatansever, demokrat, Atatürk milliyetçisi ve Cumhuriyetçi isim, sağ-sol demeden, parti ayrımı gözetmeden Atatürk’te Birleştik diyerek bir araya geldi.

Milli Anayasa Forumu adı altında, büyük bir Kuvayı Milliye hareketini ortaya çıkardı.

200’ü aşkın il ve ilçe merkezinde 180 bini aşkın yurtseverin katılımıyla “Bölünme Anayasası’na Hayır” toplantıları düzenlendi.

Yüzde 100 milli, yüzde 100 yerli olan bu Milli Anayasa Forumları, 23 Nisan 2013 tarihinde binlerin coşku ve katılımıyla Milli Merkez’e dönüştü.

Sıfırdan yeni bir anayasa yapmaya Türkiye ve Atatürk Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini yok etmeye, ülkeyi etnik bir cehenneme dönüştürmeye, dilimizi, üniter yapımızı değiştirmeye kalkışmanın, hiç kimsenin -Meclis’teki partiler başta olmak üzere- haddi ve hakkının olmadığını ilan etti.

Sonuçta, Milli Anayasa Forumları ve Milli Merkez tam bir milli zafer kazandı. Bu bölücü fesadının önünü açmak için işlenen anayasal suçları da örtbas etmeye yönelik, ayrışma ve çözülme sürecinin en vahim girişimi olan “Yeni Anayasa yapımı” girişimi millet tarafından geri püskürtüldü.

Bölünme Anayasası masası devrildi. Bu zafer parlamento dışı muhalefetin yurtseverlerin-Atatürkçülerin başarısıydı.

İşte o zor günlerde 23 Nisan 2013 tarihinde, Ankara’da toplanan 13 bini aşkın yurtseverin huzurunda ve Ulusal Kanal’ın canlı olarak yayınladığı “Milli Merkez yüzde 100 Millidir, yüzde 100 yerlidir. Hiçbir güç ve çıkar odağıyla ilgisi yoktur. Hiçbir parti, dernek vb. arka bahçesi de değildir” şeklinde özetlenebilecek bir konuşma yapmıştım.

Bu konuşmam Ulusal Kanal’da birçok kez yayınlandı. Ben de köşe yazılarımda 2013 yılından bugüne defalarca aynı cümleleri kullandım.

Yıllar geçtikten sonra bugün buruk bir memnuniyetle görüyor ve dinliyoruz ki, T. Erdoğan’dan, K. Kılıçdaroğlu’na kadar herkes “milli ve yerli” olma beyan ve yarışına girdiler.

Bu lafların, oy kaygısıyla söylendiği ve samimiyetleri tartışılsa da, zamanlamaları manidar bulunsa da, bu noktaya gelmiş olmaları ve/veya gelmek zorunda kalmaları iyi bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

Hoş, bir yandan PKK/HDP taleplerini “Meclis’te” çözeriz diyerek bölücülere göz kırpıp ya da çözüm sürecini “Şimdilik buzdolabına kaldırdık” diyerek, yine dolaptan çıkarabileceğini ima etmek bu “milli ve yerli” söylemlerin inandırıcılığını ciddi bir biçimde sarsıyor ama olsun, en azından “milli ve yerli” olmanın isteseler de istemeseler de kaçınılmaz bir gerçek ve doğru olduğunu söylemek zorunda kalmaları bile bence olumlu.

Bu laflar buza yazılmıyor. Arşivlerde ve hafızalarda yerini alıyor.

Dün, yüzde 100 yerli ve Milli olan Milli Merkezi ve Milli Anayasa Forumlarını yok sayan, davetine icabet etmeyen ya da aleyhinde konuşanların bugün milli ve yerli olduklarını beyan etmeleri gerçekten de çok ama çok ilginç.

Seçim süreci ve sonunda millilik ve yerlilikten ne anladıklarını ise hep beraber göreceğiz.

O nedenle, “dün de bugün de yüzde 100 milli ve yerli olan” esasında bizleriz demiyoruz, demeyeceğiz. Kim ki, milli saflarda yerini almak isterse, milli-gayrı milli saflaşmasında bölücülüğe, gayrı milli parti, oluşum ve kişilere karşı milli duruşun yanında olursa ondan ancak memnun oluruz.

Ufuk SÖYLEMEZ - 06 Ekim 2015 - Aydınlık 

Son Yazılar

Mostly cloudy

10°C

Istanbul