ekrem kahraman

Sarhoş yıkılana kadar!

Böylesi bir ruh halini ifade etmek gerekir mi, gerekmez mi bilemedim. Edilirse ne, nasıl, niçin ve neresinden tutulur? Aslında bilirim de bilemedim işte! Bağışlayın!

Akla karanın, akılla aptallığın, söz ile sözsüzlüğün, barış ile savaşın, özgürlükle ihanetin, bağımsızlıkla köleliğin, hukukla keyfiliğin, insanlıkla ilkelliğin, merhametle vahşiliğin, bilgelikle cahilliğin, gerçekle yalan dolanın, dinle dinsizliğin, ahlaksızlığın, yiğitlikle puştluğun vb. birbirine karıştığı böylesine alabildiğine kör ama konuşkan bir noktada ne, nasıl, niçin? Var mı bir bilen?

Hayır, aksine aklım, ruhum, öngörüm pek bir iyimser! Ne demişler:

Sarhoş yıkılana kadar!

Sarhoş deyince; adamın birisi bir gece bir bara girer ve barın bankosuna yanaşıp neşeyle barmene seslenir:

“Barmen bana bir viski! Bardaki arkadaşlara da! Sen de iç! Benden!”

Bar tıka basa doludur. Barmen şöyle bir bakar, adam iyi giyimli, ciddi ve pek bir güven vericidir. Tereddütsüz doldurur bardakları ve herkese dağıtır. Mal bulmuş Mağribi gibi kendisi de içer. Bardaklar boşalınca adam yine aynı neşe ve ciddiyetle seslenir: “Barmen içkimi tazele, arkadaşlara da, sen de iç, benden!” Herkese bir canlılık gelmiş barın havası birden değişmiş gibidir sanki. Bu böyle tekrarlayarak gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eder. Herkesin keyfi yerindedir.

Adam bir saatten sonra aynı ciddiyet ve neşeyle toplanıp ayağa kalkar ve herkese iyi geceler diler ve “Haydi hoşçakalın, görüşürüz yine!” der. Barmen donup kalmıştır: “Hooop dur bakalım ya hesap?” diye celallenir. “Başka bir zamana inşallah!” deyip yine kapıya doğru yürür.

Barmen hemen barın fedailerini çağırıp talimatını verir: “Alın bunu ve hesabı tahsil edin!” Onlar da adamı yaka paça alıp götürürler. Herkes şaşkındır.

Bar bir süre sonra yine eski havasına döner. Tam o sırada barın kapısı açılır ve yine aynı adam üstünde sadece yırtık bir don, yüzü gözü, vücudu kanlar içinde yarı çıplak bara yaklaşır ve sanki hiçbir şey olmamış gibi yine aynı ciddiyet ve neşeyle barmene: “Barmen bana bir viski! Bardaki arkadaşlara da! Ama sana yokkkkk bu defa!” der. “Sen içince kavga çıkarıyorsun çünkü!”

ADAM KİM, BARMEN KİM, BAR NERESİ?

Ey okuyucu, inan ki fıkradaki adam kim, barmen kim, bardakiler, barın fedaileri kimler, bar neresi, hesap ne, kavga çıkaran kim, kim bilecek bilemedim itiraf ediyorum. Bütün eksiklik bende olsun kabul. Başka bir şey ima ettiğim falan da yok inan ki. Daha ne diyeyim Allah aşkına?

Benzer bir ruh hali sizde de olur mu bilmem, bilemem ama son zamanlarda Türkiye’nin ve bölgemizde yaşananlar karşısında sanki tuhaf bir yükle yüklenmişim de altında şaşkın şaşkın etrafıma endişeyle fakat umursuzlukla bakınırken buluyorum kendimi.

Hani bazen kendinizi ne kadar öngörülü, bilgili, güçlü, basiretli ve haklı hissetseniz de içiniz de yine de derin bir eksikliğin gurultusunu duyarsınız ya aynen öyle. Aslında yazılacak o kadar çok şey var ki, içimden gelmedi bugün itiraf ediyorum. Bağışlayın!

En iyisi ben size yine bir barmen fıkrası daha nakledeyim bari! Bugün içimden başkaca ciddi bir şeyler yazmak gelmiyor inanın ki!

Yine adamın birisi bir gece yarısı yanında bir deve kuşu ile birlikte bir bara girer ve barmene seslenir: “Hey barmen bize birer viski!” der. Deve kuşuyla birlikte içerler. Bir daha isterler onu da içerler. Adam hesabı ister ama daha hesap gelmeden elini cebine atıp çıkan parayı tezgaha bırakır. Barmen şaşkın, sayar parayı ki tam da adamın ödeyeceği hesap kadardır.

Ertesi gece yine gelirler, yine keyifle yiyip içerler ve hesabı isterler. Daha hesap gelmeden adam yine elini cebine atar ve çıkan parayı barmene uzatır. Barmen sayar ki hesap yine tamam.

Üçüncü gün aynı ikili yine gelir bara. Yine yer, içer, eğlenirler ve yine hesabı ister adam ve her zamanki gibi elini cebine atıp parayı bırakıp giderken barmen koluna kibarca yapışıp sorar: “Bunca yıldır burada çalışıyorum ama seni yeni gördüm, ben daha adisyonu hesaplamadan sen hesabı bırakıp gidiyorsun, üstelik de bıraktığın para - hesap her gece farklı olmasına rağmen- kuruşuna kadar doğru, sen bunu nasıl biliyorsun?” diye sorar adama.

Adam der ki barmene: “Şans bu ya, bir gün bir cinle karşılaştım. Hani cinler hep üç dilek tutmamızı isterler ya ben de istedim. İlk dileğim hep sağlıklı ve genç kalmaktı. Gördüğün gibi genç ve sağlıklıyım. İkinci dileğim cebimde hep lazım olan kadar para olmasıydı. İşte bu yüzden elimi cebime atınca hesap tutarı kadar para çıkıyordu.” demeye kalmadan, barmen hemen araya girer: “Peki bu deve kuşu da neyin nesi?” diye merakla sorar adama. Adam da “Ha o mu?” der, “Bu benim üçüncü dileğimdi. Hayatımda hep uzun bacaklı bir ‘piliç’ olsun istedim ama cin bu dileğimi yanlış anlamış sanırım? Kendisine bir rastlasam düzeltmesini isteyeceğim ama nafile!”

Bugün, -sözüm ona- dünya barış günü; Allah kolaylık versin!

Ekrem KAHRAMAN - 01 Eylül 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Clear

26°C

Istanbul