mehmet yuva3

YPG, Suriye ordusuna katılır mı?

Demokratik Birlik Partisi (PYD) 2003’te Suriye’de kuruldu. Ortaya zuhur ettiği tarih, ABD’nin Irak işgaline denk gelir.

Kuruluşunda Mesut Barzani’nin liderliğini yaptığı Kürdistan Demokratik Partisi (KDP)’nin siyasi ve mali desteği esastır. Bu olgular, ABD’nin Irak için tasarladığı üç veya daha çok parçalı planın, Suriye için de tasarlandığını göstermektedir. ABD işgali altındaki Irak’ta devreye sokulan sürecin bir benzeri aslında hemen Suriye’de tatbik edilecekti. Irak’ın kuzeyini Barzani iktidarına pay eden ABD-İsrail menşeli üst akıl, Suriye’de Barzani’nin kontrolünde bir Kürt siyasi-askeri yapılanmayı teşvik etti. İlk prova Mart 2004’te Kamışlı’da sahneye kondu. Suriye’nin kuzeyinde vuku bulan “Kürt ayaklanması” kısa bir süre zarfında ülkenin diğer kentlerine serayet etti. Şam ve Halep’te polisle çatışmalar yaşandı. Her iki taraftan çok kişi öldü. Ancak silahlı eylemler ve ona destek veren sivil gösteriler büyümeden bastırıldı. Bu olaylarda ABD ve Barzani’nin rolü, takdim ettiği silah ve mali destek Suriye devleti tarafından not edildi.

Suriye devletinin, topraklarında vuku bulan bu ilk ciddi silahlı Kürt isyan provasını çok zorlanmadan zapturapt altına alabilmesinin iki ana sebebi vardı; Birinci sebep, isyanın patlak verdiği ve Suriye Kürtlerinin daha kalabalık yaşadığı Kuzey bölgesi aslında Kürtlerin çoğunluğu teşkil ettiği bir bölge olmadığıyla ilgilidir. Bölge, Kürtlerin sayısından çok daha fazla, aslında akraba topluluklar olan Süryani ve Arap nüfus barındırmaktadır. Süryani ve Arap toplulukların Kürt isyanına destek vermemesi, Suriye ordusunun yanında yer alması ve isyanın bastırılmasına aktif katılması ilk Kürt provasının başarısız olmasını sağladı. İkinci sebep, Suriye, işgalin mağdur ettiği her kesime kapılarını açtı. Bunların Suriye’den Irak içinde ABD’ye karşı süren mukavemete destek vermelerine izin verdi. Ayrıca, özellikle ABD’ye karşı “cihat” etmek için Irak’a gitmek isteyen dinci yapılanmaların önünü açtı.

SURİYE’Yİ IRAKLAŞTIRMA PROJESİ!

Bu taktik kısa ve orta vadede, ABD ve Barzani’nin Suriye planlarını bozdu. ABDİsrail arzusu olan, Barzanistan’ı Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açma planı ertelendi. Ancak uzun vadede, Arap Baharı projesinin devreye girmesiyle, Suriye’nin Iraklaştırılması projesi tekrar devreye sokuldu. Bu projenin üzerinde çalıştığı en önemli husus, Suriye’nin Kuzeyinde ABD-İsrail menşeli Kürt varlığına çomak sokan üç unsurun zayıflatılması veya tamamen tasfiye edilmesidir;

Birincisi, bölgedeki Süryani Hristiyan nüfusun, özellikle “Avrupa ve ABD sizin için daha huzurlu ve güvenlidir” propagandası ile tehcire teşvik edilmesi veya IŞİD gibi dini-dar oluşumlar tarafından şiddet ve terör saldırılarıyla yurtlarından zorla sökülüp atılması. Kalmakta ısrar edenlerin, siyasiekonomik haklar vaatleriyle Kürt silahlı yapılanmaların içine alınmasını sağlamak.

İkincisi, önemli bir varlık arz eden Sünni Arap aşiretlerin IŞİD ve benzeri yapılanmalar içinde yer almasını sağlayacak imkanları seferber etmek. Onları çalınan petrol gelirine ortak etme, Sünni mezhepçilik üzerinden selefi üst yapıya eklemleme ve aşiret liderlerine siyasi nüfuz kazandırma yoluyla Suriye devleti ve ordusundan koparmak.

BARZANİ Mİ, PKK MI KAVGASI!

Üçüncü ve en karmaşık husus, aykırı davranan Kürt yapılanmaların nüfuzunu kırmak ve yerine ABD-İsrail-Barzani denetimini sorgulamayan bir Kürt yapılanmasını egemen kılmak. Barzani çizgisinde olan PYD eş-başkanları Salih Müslim Muhammed ve Asiya Abdullah’ın, “PKK ile operasyonel bir bağımız yoktur” demesi, YPG komutanlarının, “PKK ile bir bağımız yoktur” açıklamaları, Davutoğlu’nun, PYD’yi PKK’dan ayrı tutan ifadeleri, Barzani’nin “PKK Irak’ı terk etsin” çıkışları, PYD-YPG içindeki Barzani mi, PKK mı kavgaları, Suriye’nin kuzeyi için planlanan haritanın hayata geçmesini zorlaştırmaktadır. Şüphesiz ki, Suriye ordusu ve müttefikleri esir alınmadan bu projeler üst aklın ütopyalarını süsleyecek tatlı hayaller olarak kalmaya mahkum olacaktır.

Bu olgulardan hareketle, “YPG Suriye ordusuna katılabilir” söylemi özellikle Türkiye’ye verilen bir şantaj mesajıdır. Barzani diplomasisi kokan bu söylemin tercümesi, “Bizi tanıman ve bizimle hareket etmen çıkarınadır. Aksi davranışların düşman bellediğin Esad’a yakınlaşmamızı sağlar” demektir. Katılmak isteyen medyaya izahat yapmaz; Şam orada, gider katılır. Özetle yutulur cinsten değil!

Mehmet YUVA - 13 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

22°C

Istanbul