hakki keskin3

Ulusal Çıkarlara Uygun Politikalar İzlenmeli!

Türkiye`de yaygın bir kanı oluştu. Özellikle de AKP`ye oy verenlerle görüştüğüm kişilerin yaygın inancı:

“ABD Dünya’da belirleyici güçtür. ABD isteklerine karşı duran, iktidar olamaz ve iktidarını koruyamaz!” Bu tavır aynı zamanda , AKP yönetiminin ABD teslimiyetçisi politikalarına ilişkin savunma mekanizması. Çünkü özellikle dış politikada, Suriye, Irak, Mısır, Lübnan, Libya’ya ya karşı izlenen politikaların yanlışlığını görmemek olası değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eski Dışişleri ve şimdiki Başbakan Davutoğlu’nun, bu ülkelere ilişkin adeta bağnazca izledikleri politikanın, siyaseti biraz olsun izleyenler tarafından Türkiye’yi tam anlamıyla duvara toslattığı, yaşadıklarımızla en açık biçimde görülmektedir. Ne var ki buna gerekçe olarak, ABD’nin yaptırım gücü ve bundan doğan zorunluluk öne sürülmektedir.

Bunun en yeni örneği, İncirlik hava üssünün ABD’nin buradan yapabileceği saldırılara açılmasıdır. ABD İncirlik’ten kalkan uçaklarla sadece IŞİD’e karşı savaşacaktır. Terör örgütü IŞİD’e karşı Türkiye’nin kendini ve vatandaşlarını savunması en tabii hakkıdır. Ne var ki Arap halkları tarafından baş düşmanı olarak görülen ve bilinen ABD’nin, Türkiye toprakları üzerinden böyle bir savaşa katılması, Türkiye’yi çok yönlü hedef konumuna sokmaktadır. ABD’nin Irak ve Suriye` ye uzaklığı hava yoluyla 11.135 km’dir. ABD’ye gidecekler sıkı bir araştırma sürecinden ve kontrolden geçirilmektedir. IŞİD’in bu nedenle ABD’de bir terör olayına girişmesi oldukça zordur. Oysa Türkiye’nin bu iki ülkeyle artık kontrol edilmekten çıkmış olan 1242 km’lik sınırı bulunmaktadır. Ayrıca iki milyon civarındaki savaştan kaçan Suriyeliler arasında kimlerin IŞİD yanlısı olabileceğinin denetlenmesi mümkün değildir.

ABD’NİN KÜRT DEVLETİNE İNCİRLİK DESTEĞİ!

Öte yandan ABD’nin IŞİD’a karşı savaşında izlediği strateji de son derece açıktır. Son aylarda açıkça görüldüğü gibi, IŞİD mevzileri bombalanarak PKK ve onun Suriye kanadı PYD’nin Suriye’de Akdeniz’e kadar açılan bir alanda Irak benzeri özerk bir Kürt bölgesinin oluşumunu sağlamaktır. Bu konuda artık hiç kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasa gerek. ABD ve İsrail`in Ortadoğu` da öteden beri izledikleri strateji bilinmektedir.

Amaç bölgenin petrol kaynaklarının kontrol altına alınması ve İsrail’e yeni bir yardımcı ülke olarak, ABD ve İsrail` in yardımıyla ayakta durabilecek bir Kürt Devletinin oluşmasıdır. PKK tarafından 30 yıldır izlenen uzun vadeli hedef de, koşulları oluştuğunda Türkiye, Irak, Suriye ve İran Kürtlerini bir devlet çatısı altında bir araya getirecek bir oluşumu adım adım izlemektir. ABD’nin yönlendirmesiyle yıllardır hükümet tarafından PKK ile sürdürülen “Kürt Açılımı”nın varmak istediği hedef gerçekte budur.

Açıkça söylemek gerekirse ayrılıkçı Kürtlerin böyle bir strateji izlemeleri, bu nedenle de başta ABD olmak üzere diğer ülkelerden bu yönde destek arayışında olmaları doğaldır.

Çözüm, Türkiye hükümetlerinin, çok yönlü bu girişim ve oluşumları doğru analiz ederek, başkaları tarafından aptal yerine konmadan, ulusal çıkarlarının gerektirdiği strateji ve politikaları izlemesidir.

ULUSAL ÇIKARLARA UYGUN POLİTİKALAR İZLENMELİ...

Öncelikle Türkiye’nin ABD veya bir başka ülke güdümlü politika izleme zorunluluğu asla yoktur. Bağımsız politika izlenmesi için, Türkiye’nin çıkarlarının her zaman kısa süreli parti ve seçim hesaplarının önünde değerlendirilmesi gerekir. Günümüzde anlaşılması zor ve ağır koşullarda bile Türk halkı, Mustafa Kemal önderliğinde bir çok sömürge ülke tarafından örnek alınan bir ulusal kurtuluş savaşını kazanmıştır. Kurulan Türkiye Cumhuriyeti, yine çok zor finans, ekonomi, alt yapı, eğitim, sağlık koşullarına karşın, tam bağımsız politikasını 1945’lere kadar izlemeyi başarmıştır. Günümüz Türkiye’si de, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini karşılıklı çıkarlara saygı çerçevesinde sürdürebilecek güçtedir. Özenle bu özgüvene vurgu yapmalıyız ve halkımızın gücüne inanmalıyız. Yöneticilerin şahsi çıkarları için halkımıza yanlış enformasyon ve bilgileri enjekte etmelerine karşı dik durmalı ve direnmeliyiz.

Türkiye dış politikasında yeni atılımlarla bu bağımsız politikasını daha da güvence altına alabilir. Türkiye’nin son yıllarda yeterince önemsemediği ve hatta ihmal ettiği Türki Cumhuriyetlerle çok yönlü ilişkilerini ivedi olarak geliştirmesi büyük önem taşımaktadır.Türkiye ve Türki Cumhuriyetler çok yönlü potansiyelleriyle dünyada etkin bir güç olma şansına sahiptirler. Ayrıca başta komsu ülkelerimiz Rusya, İran olmak üzere Çin, Hindistan gibi geleceğin önemli güçleriyle de ilişkilerimizi hızla geliştirmemiz gerekmektedir.

Hakkı KESKİN - 07 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul