ahmet yavuz

Bir veda yazısı!

İki yıla yakın bir süredir aranızdayım. Bu süre içinde gösterdiğiniz sıcak ilgi en önemli mutluluk kaynağım oldu.

Aydınlık camiasının yüce gönüllü insanlarına içten şükran duygularımı sunarım.

Gördüğüm lüzum üzerine artık yazmamaya karar verdim. Zamanımı kitap çalışmalarıma ayırmak istemem de bu kararımda etkili oldu. Gazete yönetiminin ve okurların kararımı hoşgörüyle karşılayacağını umuyorum.

KAVRAMSAL OLARAK YAŞ’IN ÖNEMİ!

Son yıllara kadar ordu kendi içinde yaptığı değerlendirmeler sonucu terfilere karar vermekteydi. Artık siyasi otoritenin daha baskın bir rolünün olduğunu görüyoruz. Bu eğilim giderek daha da büyüyecektir. Özellikle jandarma subaylarına mülki amirlerin sicil vermesi önemli bir etken olacaktır.

Eskiden or seviyesinde etkisini gösteren siyasi iradenin daha alt seviyelere doğru bu arayışı artırması beklenmelidir. Bu durum TSK için iyi bir gelişme değildir. Devlet kademelerinde liyakatin geri plana itildiği bir ortamda, siyasi tercihlerin liyakat merkezli olmasını beklemek hayaldir. Bundan doğabilecek mahzurları gidermenin bir yolu, tuğ ve tüm seviyesinde yapılacak terfilerde siyasi otoritenin etkinliğini ortadan kaldırıcı yasal düzenleme yapılması olabilir.

İktidarların kor ve or seviyesindeki seçimlere ortak olması doğaldır. Bunu önlemenin gereği de, imkânı da yoktur.

YAŞ, asker-siyaset ilişkilerinin dengesi açısından özel bir yere sahiptir.

SORUN NEREDE?

TSK devlet yapısı içinde stratejik bir güç odağıdır. Tarihimiz açısından bakıldığında, devletin omurgası olduğunu da söyleyebiliriz. Bu güç odağının siyasi otoriteyle uyumlu olması gereklidir. Bunda şüphe yoktur.

Ancak siyasi otorite, orduyu kendi aynası hatta giderek uydusu haline getirirse, bunun iki tarafa da, toplamda ise devlet ve ülkeye zarar getireceği açıktır. Buna temas etmemin en temel nedeni, general/amiral kıyımı yapılan bir dönemde, 2013 Şura kararlarından anlaşılacağı üzere iktidarın en fazla güvenine mazhar olan Org. Akar Gnkur. Bşk. olmuştur. Bunun TSK’ya belli yararları da olabilir. Ancak zararlara açık bir yanı vardır.

Ergenekon ve Balyoz gibi antidemokratik denetim mekanizmalarının devreye sokulmasıyla asker-siyaset ilişkilerinin doğası tahrip edilmiştir. Bu durum askeri vesayetin sonlandırılması gibi sonuçlar doğurduğu gerekçesiyle demokrasiyi geliştiren bir olgu olarak topluma takdim edilmiş ve destek bulmuştur. Bir yanıyla doğru görünen bu sonuç, demokratik değerlerden bihaber bir iktidarın elinde, başka yanlışlara kapı aralamıştır. Son yıllar bunun olumsuz birkaç örneğini göstermiştir.

Genelkurmay Başkanı Org. Özel’in, “Açılım sürecinin ne olduğunu bilmediğini” ifade etmesi, somut bir göstergedir.

Yine Suriye politikalarının TSK’yı dinleyerek geliştirilmiş olabileceğine inanmak mümkün değildir.

Dolayısıyla siyasi iradeye yapışmış bir komuta yapısı, ülke için olduğu kadar, iktidar için bile son derece kötü sonuçlara yol açabilir.

Eğer siyasi otorite TSK’nın jeopolitik aklına ve birikimine saygılı davranabilse ve orada üretilen fikirlere uygun tavırlar alabilseydi, bugün yaşadığı iki temel açmazın -PKK ve IŞİD- doğurduğu sonuçlara katlanmak zorunda kalmazdı.

YAŞ KARARLARINI NASIL OKUMALIYIZ?

Önce bir iletişim dersinin öğrettikleri...

Dersin yerini ve zamanını hatırlamıyorum. Öğretmen henüz iki kelime etmeden, hepimizin önüne koyduğu masaya aramızdan dört kişi davet etti. Masanın dört köşesine birer kişi oturttu. Cebinden bir kâğıt çıkardı. Masanın ortasına koydu. Oturanlardan sırayla okumalarını istedi. İlk okuyan M harfi olduğunu, ikinci okuyan E harfi olduğunu, üçüncüsü W olduğunu, nihayet sonuncu ters E harfi olduğunu ifade etti.

Öğretmenin derdi, faklı açılardan bakıldığında, meselelerin farklı görülebileceğini bizlere aktarmaktı.

Uyarıcı oldu.

Her YAŞ toplantısıyla birlikte bu dersi anımsarım.

Yüksek Askeri Şura kararları da onu bakan kişiye göre farklı farklı okunur.

Ben de bu son yazıda kararları nasıl okuduğumu paylaşmak istedim.

KARARLARA BAKIŞ!

Üç husus dikkatimi çekti.

Kararlarda Cumhurbaşkanı ve yeni genelkurmay başkanının etkili olduğunu düşünüyorum. Org. Hulusi Akar’ın geçmişte birlikte çalıştığı, kendine yakın bulduğu ve güvendiği birçok generali ve albayı terfi ettirdiği anlaşılıyor. Bu bir ölçüde normal olsa da diğer YAŞ üyelerinin doğal tercih haklarını gönüllü olarak devrettikleri anlamına da işaret ediyor. Geçmişte de bunun olumsuz örnekleri olmuştu. Gelecekte de olacağını şimdiden anlıyoruz.

Genelkurmay II. Başkanı Org. Yaşar Güler’in geleceğin genelkurmay başkanı olarak belirlendiği söylenebilir. Bu bir öngörüdür. Bugünün geçerli değerleri üzerinden bu okuma yapılabilir. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği iki yıl sonra daha iyi anlaşılır.

Kararlarda sevindirici olan, üç kıymetli Balyoz mağdurunun terfi ettirilmiş olmasıdır. Karar hukukun üstünlüğünü çağrıştırmanın ötesinde bir anlam ifade ediyor. Sembolik de olsa moral değerler açısından olumludur. YAŞ üyelerini kararlarından dolayı kutluyorum. Terfi edenler kadar kıymetli birçok arkadaşın da terfi etmeleri beklenirdi. Özellikle TSK’da Gülenci yapılanmanın varlığı aşikârken...

SONUÇ :

Komutanları büyük yapan, olaylar karşısındaki tavırlarıdır. Bu tavırları görmeden kimseyi ne övebilir ne de yerebiliriz. Ancak yaşadığımız coğrafya, komutanların güvenilir olduklarına inanmaktan çok onların güvenilir olmasını gerekli kılmaktadır.

Atatürk’ün büyük komutanlarda bulunmasını zaruri gördüğü üç olumlu özelliği hatırlatarak değerlendirme ölçütünün niteliğine gönderme yapalım: Çok yüksek sorumluluk duygusu, fıtri (doğuştan gelen) bir cesaret ve çok iyi insan tanıma. (Ayrıntı için Medeni Bilgiler kitabına bakılabilir)

Kararlar ülkemize, TSK’ya ve ilgili her bir bireye hayırlı olsun. Her birinin görevlerinde başarılı olması vatanseverler için mutluluk kaynağıdır. Özellikle bu zor dönemde...

Ahmet YAVUZ - 08 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul