soner polat amiral

Yumruk gibi kenetlenen TSK ile kimse başa çıkamaz!

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), tartışmasız bu topraklardaki en büyük güvencemizdir.

Eğer arkasında güçlü bir tarih olan çelik yumruklarımız olmasaydı, Irak ve Suriye’nin kaderini yaşardık! TSK tabi ki en ileri teknolojileri başarı ile kullanan çağdaş ve modern bir teşkilatlanmadır. Ancak asıl gücünü birbiri ile etle tırnak gibi bütünleşen fedakâr ve cefakâr mensuplarından alır. Kutsal silah arkadaşlığı en büyük değerdir. Hiyerarşi, otorite ve disiplin baskı ve zorlama ile değil, kendiliğinden işler. Çünkü amir-mahiyet, ast-üst ilişkilerinin kökeninde sevgi, saygı ve gönül beraberliği yatar.

Subay, astsubay, uzman erbaş, erbaş, er, sivil memur ve işçileri ile TSK Türkiye’deki en etkin ve en güçlü örgütlenmedir. Bu çağdaş yapının statü grupları arasındaki ilişkilerin kalpten gelen dayanışma duyguları ile sürdürülmesi, hiç kuşkusuz TSK’nın göz kamaştıran muharebe etkinliğini daha da artıracaktır.

Üzülerek ifade etmeliyim ki fetret devrine dönüşen ve nefret duyguları ile beslenen karanlık süreç bu en güçlü yönümüzde, küçük de olsa lekeler oluşturdu. Güneş gibi parlayan bazı hasletlerimizin üzerine gölgelerdüştü! TSK’ya yönelik sahte davaları fırsat bilen fitne ve fesat çevreleri içimize nifak tohumları serpmeye çalıştı. Birlik ve beraberliğimize kasteden kötü niyetli çevreler statü gruplarını birbirine karşı kışkırttı. Kısaca bizi içeriden yıkmak için ellerinden geleni yaptılar…

TSK’nın sınır ötesinde gerçekleştirdiği, her Türk’ün gurur duyacağı muhteşem harekât, dağınık Türk toplumunu topladı, birleştirdi. Milletimizin birlikte yaşama azim ve iradesini pekiştirdi. Halkımıza büyük bir özgüven ve cesaret verdi. Daha da önemlisi emekli askerler ile muvazzaf aslanlar arasındaki dostluk ve dayanışma köprüsünün temelini kuvvetlendirdi.

Bu çerçevede atılacak bir adım daha var… Nasıl ki siyasi partilerimiz demokrasimizin vaz geçilmez unsurları ise astsubaylarımız da TSK’nın can damarı, hayat kaynağıdır. Bir fırkateyni düşünün! Topçu, torpido, güdümlü mermi (füze), radar, sonar, elektronik, elektrik, motorcu, atış kontrol, seyir, yara savunma, elektronik harp astsubayları olmadan bu gemiyi işletebilir misiniz? Kesinlikle hayır!

Naçizane TCG TURGUTREİS firkateyninin komutanlığını yaptım. İki üç ayı bulan uzun seyirlere çıktık. NATO görevlerinde bu süre bir seneyi buluyor… Fırtınalı havalarda dev gibi dalgalarla boğuşarak tatbikatlar yaptık. Cehennemi bu dünyada gördük. Seyir astsubayları ve güverteye çıkmak zorunda kalan astsubaylarımızı resmen kalın iplerle bağlıyorduk. Bir hafta boyunca patates ve leblebiden başka bir şey yiyemedik. Bir ömür boyunca gemide yapmak görev yapmak hiç de kolay değildir.

Bunları niçin mi anlatıyorum… Yeni mezun genç bir radar astsubayını gözünüzün önüne getirin! Bu genç meslektaşımız, yukarıda anlattığım koşullarda gemilerde en az 15-20 yıl görev yapacaktır. Ama hiçbirmesleki zorluğu ve riski olmayan bir büro memuru ile aynı derece ve kademede işe başlatılmaktadır.

İlave yetenekler olarak astsubay kardeşimiz lisans düzeyindeki Meslek Yüksek Okulu (MYO) mezunudur; emir verildiğinde hizmet bitene kadar görev yapma mecburiyetindedir. Nöbet, tatbikat, gece eğitimi ve özel görevler nedeniyle ayda ortalama 4-6 gün 24 saat esasına göre hizmet vermektedir.Tüm bu faaliyetleri için tek bir kuruş bile fazla mesai ücreti almamaktadır. Ayrıca, sefere/tatbikata çıktığında evinden uzun süreler ayrı kalmaktadır. Teröre karşı mücadele nedeniyle yaz-kış dağda yatanları düşünürseniz, bu çok büyük bir sosyal fedakârlık değil midir?

Ayrıca ortada gözlerden kaçırılamayacak kadar büyük bir haksızlık ve eşitsizlik vardır. Görev koşulları ve sorumluluk açısından astsubaylarla kıyaslanamayacak 9/2 lisans düzeyindeki MYO mezunu devletin diğer birçok sivil memuru8’inci dereceden memuriyete başlamaktadır.Sakın yanlış anlaşılmasın! Bu statüdeki memurlara yönelik yapılan uygulamayı kalben destekliyorum. Ancak elimizi vicdanımıza koyduğumuzda,daha ağır koşullarda, kellesini koltuğunun altına alan astsubay kardeşimizin 9’uncu dereceden başlatılmasını nasıl izah edebiliriz!

Bu şekildeki haksız bir başlangıç emeklilik dönemini de etkileyen ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Ama daha da önemlisi, bu yurtsever kitle kendisini devletin şefkatli kollarından mahrum hissetmektedir.

Doğal olarak bu sorun TSK’dan daha çok Türk devletinin ve T.C. Hükümeti’nin çözmesi gereken ciddi ve önemli bir meseledir. Ancak bu konuda TSK’nın da Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ve Maliye Bakanlığı ile ortak çalışmalar yapmasında büyük fayda vardır. Çünkü astsubayları her an harbe hazır bir bedeni ve ruhsal zenginlikte tutma sorumluluğu TSK’nın üzerindedir.

Konu hak, adalet ve eşitlik prensipleri çerçevesinde masaya yatırıldığında, kişisel olarak kolayca çözüm bulunabileceğini değerlendiriyorum. Çünkü Türk devleti, Türk milleti ve T.C. Hükümeti’nin hayatını ülke güvenliğine adayan astsubay evlatlarını gönülden kucaklayacağına yürekten inanıyorum. Bu konuda hiçbir kuşkum yok!

Bu yönde TSK’nın elinden geleni yaptığına inanıyorum. Çünkü TSK, her zaman ve her dönemde mensuplarının özlük haklarının iyileştirilmesi için yoğun çalışmalar yapmıştır. Bu uygulama TSK da devamlılık arz eden bir faaliyettir. Bu tür sorunları çözebilme beceresini gösterebilirsek, pusuda bekleyen fitne ve fesatçıların kirli oyunlarını kolayca bozabiliriz. TSK içindeki birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını daha da pekiştirebiliriz.

Kahraman astsubaylarımız her hal ve şartta vatan kavgasına ve şehit olmaya hazırdır. Bundan eminiz. Ama bizim de millet olarak onlara vefa duygularımızı gösterme zamanı gelmedi mi?

Soner POLAT - 08 Ağustos 2015 - Ulusal Kanal

Son Yazılar

Rain

10°C

Istanbul