ekrem kahraman

Pire için yorgan!

Benim bir torunum var: adı Çınar. İki ay sonra üç yaşını dolduracak.

Çoğu aile gibi biz de adı kadar uzun ömürlü, ulu ve kadim olsun istiyoruz doğal olarak. Ama aynı zamanda akıllı, düşünceli, kültürlü, görgülü, sevgili, saygılı ve adam gibi adam olmasını da istiyoruz.

Geçenlerde mikrop kapmış, doktora götürdüler. Serum bağlamak istemişler. Fakat heyhat bizimkisi bir türlü müsaade etmemiş, direnmiş koluna iğne batırılmasına. Bakmışlar olacak gibi değil ayağından vermişler. Birkaç saat sonra iyileşip çıktı hastaneden. Keyfi, neşesi yerine geldi. Şimdi kim yanında hastalıktan söz etse o da “Ben de ayağımdan hastalandım ama!” deyip anlatmaya başlıyor hemen. Fakat sanıyor ki, hasta olan herkes ayağından hasta ve serum verilince kendi gibi onlar da iyileşip düzelecekler.

Oysa onun yaşayacağı vatanın hükümetleri, taliplisi sistem partileri, o çok bilmiş sözde derin entelektüellerimiz bizim Çınar kadar bile olamıyorlar. Çocuksu masumiyetlerini de entelektüel namuslarını da kaybettikleri için ne kendilerine ne de toplumsal hastalıklarımıza doğru teşhis koyamıyorlar artık. En aklı başında bildiklerimizin bile son seçimden beri ısrarla Türkiye’nin sadece “Tayyip” yanından hasta olduğu gibi bir sanıya saplanıp kaldıklarını görünce şaşırıp kalıyor insan. Öyle ki elbette ABD var, NATO var, BOP var fakat o “Tayyip” var ya o, bir gitse her şey düzelecek sanıyorlar. Bu gidişle neredeyse pire için yorgan yakar gibi vatan da yakılabilir gibi davranıyorlar. Oysa -hep yazageldiğim gibi- “Tayyip” heyulası siyasi olarak çoktan bitti. Hala orada duruyor ve etkiliyse işte bu yanlış teşhis ve basiretsizliktir asıl sebebi.

BOP BOP! BİP BİP! SOS SOS!

Bağıra çağıra yazıp söyledik hep birlikte. Yapmayın etmeyin dedik. O insanlık dışı, çağ dışı hırslarınızı, niyetlerinizi, planlarınızı, “el şeyiyle gerdeğe girme” hesaplarınızı ABD’nin BOP hesaplarına entegre etmeyin, kendinizi kullandırtmayın dedik. Dinleyen, duyan yok! Yazık!

Bir tür siyasi, ideolojik, sanatsal, kültürel dış gebelik yaşıyoruz hep birlikte. Ulus olarak, halk olarak, Kürt ya da Türk olarak, Alevi ya da Sünni olarak, siyaset ve sanat olarak, akıl ve duyarlılık, hayal ve gerçek, birey ve toplum olarak. Fakat ne devlet kurumları, ne Meclis, ne sağ ya da sol siyasilerimizin, entelektüellerimizin teşhisleri yeterli... Türkiye tam olarak neresinden, neden hasta bir türlü anlaşamıyoruz. Öyle olunca tedavi de ilaç da birlik de nafile...

ABD, BOP projesi ile Ortadoğu’daki feodal aidiyetleri bir bir uyandırıp kullanışlı savaş enstrümanları haline getirdi. Ne yazık ki onlar da ağızlarına sürülmüş bir parmak bal ile buna çoktan meftun oldular.

Kimse kusura bakmasın: Meclis’teki sistem partilerini de, sözde sol ve cumhuriyetçilerin önemli bir bölümünü de bu oyuna razı ettiler. AKP de, HDP de, CHP de, MHP de, diğerleri de bu razı oluşun partileri artık. Artık Güneydoğumuzda, Kuzey Irak’ta, Suriye’de, Kıbrıs’ta, Ortadoğu çöllerinde kırk türlü emperyalist strateji ve her stratejinin kırk tilkisi dolaşıyor. Kim, hangi siyasi parti hangi iyi niyette ya da hesapta olurlarsa olsun sonuçta Türkiye’nin kaderini paylaşacak. Ya sağlıklı bir ameliyatla kurtulup hayatta kalacak ya da önünde sonunda siyasi olarak ölecek.

Anlamadığım şu: Türkiye’nin sınırları içerisinde yaşayan bir kesimin diğer kesimlere yönelttiği silahlardan, katliam ve öldürmelerden kim, nasıl bir “gelecek” çıkarabileceğini umabilir ki?

Bu aymazlıktan çıksa çıksa neşter çıkar, kan çıkar, ayrılık gayrılık, düşmanlık ve bölünme çıkar. Kazanılacak bir gelecek yerine kaybedilecek yaşamlar, hayaller, huzurlar, yıllar, süreçler gelir.

Yorgan gider, döşek gider, pire kalır; ayıkla ayıklayabilirsen?

Yazık!

Ekrem KAHRAMAN - 04 Ağustos 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Partly cloudy

25°C

Istanbul