mustafa kemal basarinin sarti225 

Emperyalizm aşılabilir mi?

Emperyalizm gücünü ne silah ne de ekonomik yapılanmasından alıyor.

Onun tek gücü; “Böl ve Yönet” politikasıdır. Yani küçük devletleri parçalayıp ufalayarak, güçlerini sıfırlamak ve egemenliklerinin yerine geçmek! Dahası uygarlığın savunucuları Batılı devletlerin “icadı” emperyalizm ya da sömürgecilik, yeni bir oluşum da değil. Kökü ta Amerika’nın keşfinden de gerilere, köleliğin hüküm sürdüğü antik çağlara dek uzanıyor. Adı her çağda değişse de ne olursa olsun sömürgecilik; geçmişten günümüze miras kalan en büyük insanlık suçu ve gelecekte de insanlığa savaş felaketleri getirecek en yıkıcı beladır.

Sömürgecilik ya da emperyalizm, “en güçlü devlet” olma çabasının dışavurumu, uzantısıdır. Bunun da yolu başka/ öteki “devletleri” parçalayarak güçlenmelerinin yolunu kesmekten geçiyor. Ta Büyük İskender’in çağından günümüze dek bu bilinen bir gerçek: Büyük olabilmek için küçüğü ezmek; aslında “egemen güç” olmanın en basit, doğal kuralı. Bunu İngiliz düşünürü Hobbes; “İnsan insanın kurdudur” diyerek açıklamış. Hobbes, bu kadarla da kalmamış, bu görüşünü “devlet” denilen mekanizmaya da uygulamış: Mutlak güç ve yetkilere sahip egemen devlet; dünyaya bile hâkim olur! Ama böyle bir devletin adı artık “Leviathan”dır; bu kimin umurunda? Önemli olan, dünyanın doğal nimetlerini ele geçirmekse, Macchiavelli’nin de dediği gibi “Amaca giden yolda her şey mubahtır!” Bugün çok boyutlu teknolojik gücün de emperyalizm elinde siyasal amaçlı yalan üretme aracı olarak kullanılması gibi!

kici ciplak abd

“Önceleri biz insanların hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturulan devlet, zamanla büyür ve tiran olmak ister, asıl varlık nedenini unutarak, sosyal yararından çok sosyal maliyeti olan bir kurum olmaya başlar” diyor Hobbes, 1651’de yazdığı Leviathan adlı yapıtında... “İyiliksever Civitas (devlet), giderek despot haline gelir. Yüzyıllar despot devletin izlerini taşır” diyor. Bir başka düşünür Calhoun ise “Devletin, toplumun güvenliğini sağlama ve muhafaza niyetine rağmen, onun sahip olduğu gücü kötüye kullanmaya eğilimli bir kurum olduğuna tarihin hemen her sayfasında tanık olunabilir” diyor.

Günümüzün Leviathan’ı ise hiç kuşkusuz ABD’dir: Bugün “Tek Bir Dünya” hayaline ve dünya egemenliğine oynayan ABD devleti; gücünü “Gizli Dünya Devleti” denilen uluslar arası bankerlerin (Rotschild, Rockefeller vb.) ulusal merkez bankaları üzerinde kurdukları denetimden alıyor. Bu güç; Avrupa merkez bankaları dahil tüm ulusal bankaları ele geçirmiş durumda. Bu öyle bir güç ki, ABD eski başkanı Jefferson bile; “Bankaların, ordulardan daha tehlikeli olduğuna inanıyorum” demiştir. Bunun yanı sıra, silah denetimi de bugün bu “Gizli Dünya Devleti”nin elinde...

BÖLÜNMEYE KARŞI ULUS DEVLET!

Bölünerek ekonomisini sıfırlayan ya da yabancı sermayenin denetimine veren bir devlet ise hiçtir! Köledir! Emperyalizmin karşısına dikilecek olan tek güç de; ancak milli ve toplumsal çıkarları dayanışma içinde olan ulus-devletlerin bir yeni oluşum modeli olabilir. Emperyalizme karşı çıkacak solun, ancak ulusla bütünleştiği bir güç, onu yenebilir! Bu model Atatürk’ün dış politikasında izlediği yöntemler arasında da vardır. Balkan, Pakistan vb. devletlerle paktlar oluşturma çabası bunun göstergesidir.

Ulusal/sosyal devletin sol gücünü en iyi yine emperyalizmin başını çeken ABD biliyor. İşte bu yüzden tüm ülkeleri din, feodal etnisite, terör ya da gizli iletişim şebekeleri, internet dinleme ağları, bilgisayar donanımlarıyla altüst etme çabasında. Çünkü uluslaşamayarak dinsel, mezhepsel, etnik nedenlerle birbirini yiyen, ayrıca işçisinin sendikal savaşımını da, ordusunun teknolojik (istihbarat) gücünü de emperyalizme kaptıran ülke devletlerinin sosyo-ekonomik olarak ayakta kalamayacağının hesabında! Bu yöntem; Yeni Dünya Düzeni’nin “Böl ve Yönet” taktiğini her ülkede utanmazca uygulamasına dayanmaktadır.

Leviathan; ülkelere bölünmeyi/ köleleşmeyi dayatıyor. Bunu aşabilecek güç ise, yalnızca ekonomisine, parasına ve toprak bütünlüğüne sahip çıkacak olan ulus devletlerin, uluslararası omuz omuza dayanışma işbirliğidir. Günümüzde Çin başta olmak üzere kimi devletler bu gidişin sinyallerini vermekteler. Atatürk gibi bir yol göstericiye sahip olan bizler, ne güne duruyoruz?

Tansu BELE - 22 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

18°C

Istanbul