mehmet yuva3 

“Kahrolası madalyon hep iki yüzlü”

“Tahrip olan bir halk ve tahrik olan Türkiye” yazısında gazeteci Fehim Taştekin,

Doğu Türkistan meselesini irdelerken, “Dünya Uygur Kongresi lideri Rabia Kadir Türkiye’ye gelmek için vize alamazken Uygur gençlerin Türkiye üzerinden kolayca Suriye’ye geçip IŞİD gibi örgütlere katılıyor olması... Evet dedim ya kahrolası madalyon hep iki yüzlü” diye yazmış. ‘Kahrolası madalyon hep iki yüzlü’ sözünü buradan iktibas ettim. İki yüzlü siyaset Türkiye’nin tüm dış ve hatta külli politikalarında bariz zuhur ederken bir tek istisnası Suriye’dir. İki yüzlü siyaset Suriye’nin altı oyulurken yürürlükteydi. Suriye ile ilişkileri tekrar tesis etme konusunda şu ana kadar iki yüzlü davranmıyor. Türkiye’nin kurtuluş reçetesini oluşturan Şam ile yeniden masaya oturmak yerine, iki yüzlü politikaların kadim ustası parçalanma duvarına toslamak için tam gaz yoluna devam ediyor. Suriye ve bölgemizin yaşadığı tüm felaketlerden sorumlu olanlar Suriye konusunda iki yüzlü davranmayı gururuna yediremiyor. Bizimkiler bu kadar iki yüzlü.

Suriye için “kardeş ve emsal teşkil edecek işbirliği numunesi” fotoğrafı sunan eski BOP eşbaşkanı Erdoğan iktidarı, ABD planının Şam’a tatbik edilmesiyle, Suriye’nin önüne iki yıkıcı alternatif koydu; ABD’nin global ve bölgesel isteklerine uygun ve uyumlu davran, dini-dar İhvan hareketini ülkenin idaresine yama veya Suriye’nin cinayet ve harami şebekeleri ile topyekun bir savaşa maruz kal. Suriye, ABD ve Batı’nın dayattığı bu formülün son merhalede ülkeyi yıkıma götüreceğini, kadim dostlarından koparacağını ve haklı davaların temsilcisi Suriye tarihine leke süreceğini idrak ediyordu. Bu yüzden zoru seçti ve en hayırlı alternatif olan direnmeyi ilke edindi.

Türkiye, kurucu lider Mustafa Kemal’in vefatından sonra her daim işin kolayına kaçtı. Kendi kaderini eline alacağına, ayakları üzerinde duracağına ve zoru seçip aslında kolay olanı seçeceğine her daim başkalarına yaslandı. En nihayet kucaklarına oturdu. Başkalarının kucağında debelendi. Hoşuna gitmese de elim olsa da katlanmak zorunda kaldı. Halen girdabın içinde savrulup duruyor. Suriye savaşı bir nevi Türkiye’nin aklını başına devşirmesi için bir fırsat yarattı. Yakılan, katledilen ve direnen Suriye, Türkiye için ilham kaynağı olabilirdi. Türkiye’de iki ülkenin kaderinin tarih ile tescil edildiği şuuru nüksedebilirdi. Bunu idrak edenler ilk günden itibaren uyarılarını yaptılar. Suriye ile yaşanan savaşı bitirmek, diplomasi krizine son vermek ve ilişkilerin tekrar tesis edilmesi için canla başla çalıştılar.

Türkiye bu yalın gerçeği halen idrak etmemektedir. İdrak edenler halen korkularını üzerlerinden atamamaktadır. Davutoğlu, sınırlı “Kürt koridoru” formülü ve Esad düşmanlığı siyaseti üzerinden ABD ile ittifaklar yapmaya devam etmektedir. ABD’nin, “biz Suriye PKK’sı PYD’yi (YPG) dizginleriz. Aranızı bulur karşılıklı güvenin olması için çalışırız” beyanatından hemen sonra Ankara siyaseti ve istihbaratı PYD liderlerinden Salih Müslim’i gizlice ağırlıyor. “Suriye’yi Irak gibi Türkiye’nin eliyle bölelim, Esad’ı yıkamazsak iktidarını felç edelim, bu sayede hem amacımıza ulaşmış hem ABD nezdindeki itibarımızı korumuş hem Türkiye’yi böldürmemiş oluruz” istismarcı formülü bataklıkta debelenmek ve ecnebinin kucağında acı çekmeye devam etmektir. Muhalefet bir bütün olarak Türkiye’nin bu kucakta daha çok ıstırap çekmesi için canla başla çalışmaktadır.

Esad ile anlaşmak, Suriye ile Türkiye’nin her alanda işbirliği yapması ve Türkiye’nin artık iki yüzlü davranışlar yerine halkına yakışır onurlu ve ahlaklı bir dış politika seyri izlemesi olmak veya olmamak meselesi haline gelmiştir.

Mehmet YUVA - 15 Temmuz 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Scattered thunderstorms

27°C

Istanbul