vive la patrie nation liberte1908

Vatan savunması mı yoksa sınıf mücadelesi zamanı mı?

1945 sonrası vatan savunmasından vazgeçildiği için mi demokratik devrim sürecini CHP yöneticileri sürdüremedi.

Emperyalist çağda ezilen milletlerin, ezen devletlere karşı ayakta kalmasının koşulu, ezilen devletlerin vatan savunmasında birlikte duruş almalarından geçer. 1945 sonrası vatan savunması çağına giriş sürecidir. İşçi sınıfı, devrimin esas gücüdür. Bu çağda işçi sınıfı tek başına emperyalizmle baş edemez. “Dünyanın bütün işçileri birleşin” çağırısı yerine “ezilen milletler birleşin” emperyalist çağın olmazsa olmazıdır.

EMPERYALİZM VE MAZLUM MİLLETLER...

İçinde yaşadığımız süreçte emperyalizm, dünyamızda, milletleri devletsiz kılmakta, vatanları parçalamakta ve insanlığı yeniden Ortaçağ karanlığına itmektedir. Balkanlarda Yugoslavya, Afrika kıtasında Mısır ve Libya komşumuz Irak ve Suriye’de mazlum milliyetlere yapılanları en kanlı şekilde gözlemlemekteyiz. BOP eşbaşkanlığı düzleminde vatanımıza yönelik tehditlere karşın, Türk milleti vatan sathında direnmektedir. Bu durum ezilen devletlerin kaçınılmaz olarak birlikteliğine yol açacaktır. Genel Başkanımızın çağımıza denk düşen Avrasya teorisinde ezilen devletlerin birlikteliğe yönelmelerini işaret etmektedir. Ezen devletin bu zulmüne karşın, “devletler bağımsızlık, milletler kurtuluş, halklar devrim” yapma sürecine girmiştir. Bu üç dinamiğin üçü de, esas olarak milli demokratik devrim görevlerine işaret etmektedir. İnsanlık yeniden bağımsızlık ve aydınlanma yolunda ilerlemektedir. Günün görevi mazlum milletlerin emperyalizme karşı birlikteliğini sağlayıp, emperyalizmi en zayıf halkasından kırarak zalimin zulmünü sona erdirmektir.

Sayın Yıldırım Koç 9 Hazıran 2015 tarihli Aydınlık’ın Özgürlük Meydanı sayfasında “Emperyalist sömürüye karşı sınıf çıkarları gereği işçi sınıfı mücadele edecektir” diyor. Sayın Koç 21 ve 22. yüzyılın emperyalizm çağı olduğunu, ezilen ve ezen devletler arasında vatan savunması çağı olduğunu, bu çağda işçi sınıfının tek başına emperyalizmi zayıf halkasından kıramayacağını,ezilen devletlerin ayrımsız birlikte emperyalizme karşı duruşla bağımsızlıklarına kavuşacaklarını bilmektedir. Sayın Koç saf proletarya anlayışı ile strateji çizmekte. Bu düşünce de emperyalist çağa denk düşmemektedir.

emperyalizm ve savas

Kapitalist çağın verilerini, emperyalist çağa uygulama olanağı var mıdır?

Oysa Lenin, 1910’lu yıllardan başlayarak, dünyanın ezen ülkeler ile ezilen ülkeler diye iki kampa ayrıldığını saptadı. Ve yine Lenin, artık devrimin 19. yüzyıldaki gibi bir ülkenin iç çelişmelerinin ürünü olmayacağını, devrimin emperyalizmin zayıf halkalarında gerçekleşeceğini, başka deyişle emperyalist sömürü sistemiyle bir ülkenin halkı arasındaki çelişmenin ürünü olacağını belirledi.

KOMİNTERN’İN TEMEL AYRIMI!

Lenin, Komünist Enternasyonal’in 2. Dünya Kongresi’ne sunduğu ve Komintern kararı haline gelen 26 Temmuz 1920 tarihli Milletler ve Sömürgeler Sorunu Komisyonu raporunda ezen-ezilen ayrımını şu şekilde saptıyordu: “Emperyalizmin karakteristik özelliği, bütün dünyanın, şimdi gördüğümüz gibi, çok sayıda ezilen millet ile muazzam zengiliklere ve güçlü silahlı kuvvetlere sahip bir avuç ezen millet arasında ikiye bölünmesidir. Dünyanın toplam nüfusunu 1 milyar 750 milyon olarak alırsak, bu nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan bir milyarı aşkın, hatta belki 1 milyar 250 milyon insan, yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde yetmiş kadarı, ezilen milletlerin insanlarıdır. Bu millet ya doğrudan doğruya sömürge bağımlılığı içindedirler, ya İran, Türkiye ve Çin örneğinde olduğu gibi yarı-sömürgedirler ya da büyük bir emperyalist devletin saldırısına yenik düşerek barış anlaşmaları yoluyla o devletin hükmü altına girmişlerdir. Bu ayrım, milletlerin ezen ve ezilen milletler olarak birbirlerinden ayrılmaları düşüncesi, bütün bu tezlere hakimdir...”

Doğu Perinçek, çoğu kez yazımlarında döne döne “emperyalist çağda devrimler yurt savunması ile olur” der. Neden Suriye, İran, Irak, Mısır ve Azerbaycan gibi ezilen ülkelerin ABD emperyalizmine karşı birlik olmalarını savunuruz. Ezilen ülkelerin birliği, oradaki işçilerin birliği değil...

Mustafa Kemal Atatürk ve dünya devrim önderleri, 21. yüzyılda emperyalizmin zayıf halkasını, Türkiye olarak tespit etmişlerdir. Bu nedenledir ki emperyalizme karşı topyekün direnmişlerdir. Sayın Koç, “O zaman mili mücadele sınıf mücadelesidir. Milli demokratik devrim nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan ve çok büyük mücadele birikimine sahip işçi sınıfımızın emperyalizme ve sermayedar sınıfa karşı vereceği mücadele temelinde gelişebilir ve gelişecektir”der. Emperyalist çağda, bu duruşun dek başına mümkün olmadığını çağın değerleri yazmışlar ve bizlere yol göstermişlerdir. Emperyalizmi yıkmanın yolu; ezilen devletlerin zulümden pay alan sermaye sahipleri, işçi sınıfı, memur ve köylü ayağa kalkarak topyekün ezilen devletlerin vatan savunma savaşından geçer.

Ali Kemal ALP - 15 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

18°C

Istanbul