ekrem kahraman

Arnold Toynbee: Bir ‘Psikolojik Harp’ elemanı!

Cumhuriyet devrimi sonrasında “ulus devlet”e ve “aydınlanma devrimi”ne karşı başlatılan bir

dizi etnik ve feodal isyanlar sürecinde bir “psikolojik harp” malzemesi olarak kullanıldığı sonradan ortaya çıkan “Ermeni Soykırımı” yalanı, son yıllarda adım adım yükseltilerek yeniden küresel bir propaganda enstrümanına dönüştürülmüş durumda.

Bu “büyük yalan” uzunca bir süredir artık BOP için kullanılan bir “psikolojik harp” manivelası. Asıl dikkat çekici olansa bunun tam da açılım/çözüm kumpası merkezli -silah da dahil- bir Mustafa Kemal, Milli Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi saldırısıyla birlikte yürütülüyor olması.

“Ermeni Soykırımı” iddialarının en tartışmalı yazılı argümanlardan birisi olarak gösterilen ve asıl adı “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yönelik Muamele 1915-1916” olan ünlü “Blue Book-Mavi Kitap”ın (1916) iki yazarından birisi olan İngiliz tarihçi Arnold Toynbee ölmeden önce (1975) yazıp yayınladığı ve Türkçe’ye de çevrilen hatıralarında, söz konusu kitabın “İngiliz Hükümeti tarafından Alman karşıtı propaganda amacıyla hazırlatıldığını, eğer baştan bilselerdi bunu yapmayacaklarını” itiraf ediyor ki hiç de inandırıcı değil. Fakat günümüz için oldukça uyarıcı. Toynbee de birçok benzer propaganda görevlisi/enstrümanı sözde yazar ve tarihçi gibi son günlerinde günah çıkarmaya çalışıyor sadece.

Toynbee söz konusu hatıralarında 1915’teki Ermeni Tehciri’nin (Mavi Kitap’taki soykırım kavramı yerine bu kez tehcir kavramını kullanıyor) esas amacının “güvenlik önlemi” olduğunu, ABD’nin de aynı uygulamayı ünlü Pearl Horbour baskını sonrası Japon asıllı Amerikalıları Pasifik’ten uzaklaştırıp Mississippi havzasına yerleştirerek yaptığını da yazıyor.

Toynbee Birinci Dünya Savaşı sırasında ülkesinin ünlü edebiyatçıları ve yazarlarından bazıları gibi Savaş Bakanlığı’na bağlı “psikolojik harp” dairesinde çalışmış, bu görevi sırasında da birçok yalan haber ve bilgiye dayalı “propaganda” metni ile benzer içerikli kitaplara imza atmıştı. Bunlar arasında “Mavi Kitap” benzeri kitaplar da bulunmaktaydı.

Burada asıl merak edilmesi gereken ise Cumhuriyet Devrimi sonrasında bir görevlisi olduğu İngiliz gizli servisinin ve bizzat kendisinin Doğu’da cumhuriyete karşı kışkırttıkları -günümüzde yine bir manivela olarak kullanılan- şeyhli, şıhlı, feodal aşiret/cemaat isyanlarındaki rolü neydi ve hangi düzeydeydi acaba? Toynbee bir de bunları itiraf etmiş olsaydı keşke?

POSTMODERN KAVRAMI DA BİR TOYNBEE TASARIMI!

Yine aynı Toynbee’nin “küreselleşme” nin temel ideolojik altyapısını oluşturan postmodern kavramının hem entelektüel alana hem de ABD derin devletine bir Kültürel Soğuk Savaş ideolojisi olarak ilk pazarlayıcısı olması da oldukça manidar.

O yüzden Toynbee hatıraları bağlamında da, tarihçiliğinde de hiç inandırıcı değil. Çünkü bilimsel değil, bir bilim saptırıcı. Fakat günümüz için oldukça uyarıcı. Benzer çoğu propaganda enstrümanı sözde yazar ve tarihçi gibi son günlerinde günah çıkarmaya çalışıyor sadece.

Sanırım burada sorulması gereken asıl soru şu aslında: Toynbee söz konusu postmodern kavramını entelektüel bir kaygıyla mı yoksa yine bir devlet görevi gereği mi tasarladı? Bu sorunun cevabı ise sonrasında saklı. Postmodern kavramını Toynbee tam da Hitler faşizminin hüküm sürdüğü yıllarda yazıp yayınladığı birkaç ciltlik “Tarih Çalışması” kitabında dillendirdi. Savaş sonrasında ise söz konusu sözde tezlerini geliştirip, yeniden örgütlenen Amerikan derin devletine pazarladı. ABD’de de bu tezleri alarak Yeni Dünya Düzeni programının resmi, ideolojik temel argümanı haline getirdi ve tepe tepe kullandı.

Toynbee o sırada hala İngiliz Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde bir devlet görevlisiydi ve ABD derin devletiyle birlikte bir dizi çalışma içerisindeydi. Postmodernizm konusundaki tezleri de aslında tümüyle entelektüel kılığa sokulmuş sipariş bir derin devlet çalışmasından başka bir şey değildi. Hatırlayınız, “küreselleşme” kavramının asıl ideolojik zemini “postmodernizm” Türkiye’de de, “modernizm tıkandı, sona erdi” iddiasıyla birlikte pazarlandı ve dünya tarihinin son 50 yılının en parlatılan, en kafa karıştıran belirleyici bir başka “yalanı” oldu.

Burada altı çizilmesi gerekli ve trajik olan bizim gibi ülke aydınları ve entelektüellerinin aslında daha baştan birer “derin devlet” çalışması olan bu tür tasarlanmış propaganda malzemelerinin, sözde kavramların ve içeriklerin etkisine hemen kapılmaları ya da doğrudan distrübütürleri olmayı kolayca benimsemiş olmaları.

PKK, PYD, IŞİD gibi bölgesel son siyasi, ideolojik, askeri kumpaslara bir de bu açıdan bakın derim.

Ekrem KAHRAMAN - 09 Temmuz 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly clear

26°C

Istanbul