meralar halkindir

Tarımın bitirilmesi terörü beslemektedir!

Seçim sonuçlarına göre PKK’nın uzantısı HDP, Doğu ve Güneydoğu’da büyük hakimiyet sağladı.

AKP iktidarının politikaları sonucu bölgede tarım ve hayvancılık bitirildi ve bölge, örgüte terk edildi. Meraları ranta açan Torba Yasa da bunun örneklerinden...

AKP iktidarı tarafından geçen sene gece yarısı çıkartılan “Torba Yasalarla” mera, yayla, otlak, yaylak, kışlak, harman yerleri gibi tarım alanlarının önce kiralanıp sonra da satılabileceği ve bunun için Kırklareli’nin 70 köyündeki meralarda bu işlemin başlatıldığı ortaya çıktı. Hayvancılığın bel kemiğini teşkil eden mera, otlak, yaylak ve harman yerleri ve diğerlerinin mevcut yasaların emrettiği hükümlere göre satılması, kiralanması olanaksız olmasına karşın bu hükümler iktidar tarafından aşılmış durumda. Bu yerler mevcut yasalarda, “Mera, yaylak, vb gibi yerler devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir; özel mülkiyete konu olması mümkün değildir” demektedir. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti yasalarında belirlenmiştir. Satacak kamu varlığı, halkın malı bırakmayanlar işi, devletin arsalarına, tarihi okullarına kadar indirgediler. Sıra meralara, yayla, yaylak, otlak, harman yerleriyle kışlaklara geldi.

MERALAR ŞİRKETLERİN İNSAFINA TERK EDİLİYOR!

4234 sayılı ilk Mera Yasası ve 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 16. maddesi, “Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullandığı yerlere denir. Yetkili makam tarafından ayrılan veya böyle bir ayırma bulunmamasına karşın başlangıcı bilinemeyen zamandan beri (kadim), ilgili kasaba ve köy tarafından mera olarak kullanılagelen ve hak sahiplerinin mevcut kullanma (intifa) hakları dışında üzerinde eylemli ve yasal iyelikte bulunmadıkları arazilerdir” diye tanımlamaktadır. Meraların hiçbir koşulda özel iyeliğe konu olamayacağı devletin ve kamunun ortak malı yerler olduğu belirtilmektedir. Bütün bu devlet ve kamusal engelleyici, caydırıcı önlemlere karşın meralar satış tahtasına konmaktan kurtulamamış ve imar yağmasına, talanına uğramışlardır.

Bu alanlar üzerindeki yapılaşmalar, yerel yönetimlerin görev ihmalinden ya da TOKİ işgalinden doğmuştur... Ayrıca 3. Boğaz Köprüsü ile Kuzey Ormanları ve bölgede bulunan meralar köylünün elinden alınarak yok ediliyor, aynı uygulama 3. Havalimanı inşaatı için de geçerli... Bu alanlar yabancı çok uluslu emperyalist şirketlerin “Yap-İşlet-Devret” yasası ile tam bir “kapitülasyon” uygulamasına tabi tutuluyor. Yine meralar yabancı inşaat şirketleriyle, tarım işletmelerinin yağmasına açılıyor. Bu alanlarda da, 2004 yılından önce yapılan yapılar affa uğrayacaktır. Yetkililer, “Buralarda yıkılmasında yarar bulunmayan; çok katlı binalar, siteler yıkıma tabi tutulmayacak, “derme-çatma” yapılaşmaya ise izin verilmeyerek yıkılacaktır” diye konuya yaklaşmaktadır. Yani yine toplumun en altta kalan kesiminin gözünün yaşı, çeşmeler gibi akmaya devam edecek! Karadeniz yaylalarıyla, Tekir ve Toros yaylalarındaki villalar, çok katlı yapılar korunacak. Bu durum, Özal’ın “siyasi rant “ haline getirdiği “imar affı” uygulamalarının birer kötü kopyasıdır. Uygulama, dünyamızın çevre yıkımlarıyla ısınarak geldiği bu ürkütücü aşamada, dünya ve Türkiye çevrecilerinin feryatlarına aldırış etmeden gerçekleştirilmekte. Ne köylü ve ne de çiftçi düşünülmekte, tarımın her kolu öldürüldüğü için, hayvancılık da payına düşeni alıyor. Kuraklık ve açlık, bir süre sonra ülkemizde de ölümlere neden olursa, herhalde ona da alıştırılacağız!

BİR ÜLKE BU KADAR DENGEDEN ÇIKARTILIR MI?

Daha önce, 5462 sayılı “Organize Sanayi Bölgeleri Yasası”, 2634 sayılı “Turizmi Teşvik Yasası”, 2924 sayılı “Orman Köylülerini Kalkındırma Yasası”, 4915 sayılı “Kara Avcılığı Yasası”, 3213 sayılı “Maden Yasası”, 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirler ile Yapılacak Yardımlara Dair Kanunlar” tarafından da meralar vasıflarını kaybediyordu. Yine “Serbest Bölgeler”, “Endüstri Bölgeleri” ve son çıkartılan “Kentsel Dönüşüm Yasası”gibi yasalarla meralar özel mülkiyete veya 49-99 yıllığına kiralamaya açık hale getirilmişti. Ancak bütün bu durumlara karşın, mevcut Mera Yasası’na göre mahkemeyle bu uygulamalar iptal ettirilebiliyor yani mahkeme yolları açıktı. AKP’nin geçen sene çıkardığı “Torba Yasa”yla bu yol tamamen kapatıldı. Şimdi bu alanlar da satılarak yabancıların eline tamamen geçmiş olacak. İnsan, bir ülkenin ekseni ve dengesiyle bu kadar oynanır mı, diye düşünmeden edemiyor? Onlar, kendi tarımını koruma altına alırken biz, en stratejik sektör olan tarımı yine onların dayatmalarıyla yok etmemizin acısını gelecek kuşaklara taşımış olmayacak mıyız?

SONUÇ :

Ülkemiz erozyon, çölleşme, susuzluk gibi evrensel çevre yıkımlarıyla karşı karşıya gelmiş durumdadır. Bu sorunları aşabilmenin en önemli kaynağını oluşturan ormanlarımızı, mera, yaylak, kışlak, otlak, harman yerlerimizi ve hatta “SİT” alanlarımızı yok ederek sadece kendimize değil; insanlığa, insanlık kalıtına ihanet etmiş olmayacak mıyız? Su havzalarının en büyük beslenme ve korunma alanları olan bu yerleri yok etmekle, bir süre sonra dünyanın karşılaşacağı iklim değişiklikleri hızlanmayacak mı? Her türlü yaşamı geliştirmeyi amaç edinmiş insanoğlu için, doğal yaşamın korunmasını ve sürdürülmesini dahi olanaksız hale getirmeyecek mi? Ülke ormanlarını, derelerini pervasızca yandaş sermayeye peşkeş çekenler, şimdi de yemyeşil mera alanlarını özelleştirme adı altında yok ederek, zaten tükenmiş olan hayvancılığı tamamen tasfiye ediyorlar. Halkın sağlığını hiç düşünmeden ithal et skandallarıyla ülke hayvancılığını dinamitlemeyi daha ne zamana kadar sürdürecekler? Kırklareli köylüsünün ayağa kalktığı gibi bütün bu tahribatı yapanlara karşı halkımızın HES’lerde olduğu gibi ayağa kalkması ve örgütlü mücadele etmesi, varlıklarına kıskançlıkla sahip çıkması gerekiyor. Ülkenin her tarafı beton yığınına döndü. Bu gidişin sonu halkın “dur!” demesinden geçiyor... Doğu’daki terörün bir anlamda nedeni bölgedeki hayvancılığın ve tarımın bitirilmesi, köylünün tarım dışına itilerek “göçe” mahkûm edilmesi ve bölgenin terör örgütüne terk edilmesidir.

Orhan ÖZKAYA - 10 Haziran 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

21°C

Istanbul