kilicdaroglu2CHP nereye koşuyor?..

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı, 12 Eylül referandumu için düzenlenen kampanya döneminde hep Tayyip Erdoğan’ın ezberini bozmakta olduğunu iddia etmişti ve biz de buna inanmıştık.

Meğer Kılıçdaroğlu biz Atatürkçülerin, yurtseverlerin, tüm ulusalcıların ezberini bozmaktaymış da gerçeğin farkında değilmişiz.


Siz hiç Kılıçdaroğlu’nun o propaganda süresince AKP’nin en yumuşak karnı olan “Deniz Feneri” yolsuzluğundan, Habur’da yaşanan rezaletlerden ve orada kurulan çadır mahkemelerinden bahsettiğini duydunuz mu?

Kılıçdaroğlu, Almanya’da bulunduğu 21 Eylül günü Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya ile yaptığı söyleşide, “Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum” demiş.

Aynı Kılıçdaroğlu, daha önce de “Cemaatlere saygılıyım, yeter ki siyasallaşmasınlar” demişti.

Kılıçdaroğlu’nun, RP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül’ün İngiliz gazetesi The Guardian’a 27 Kasım 1995 tarihinde verdiği röportajda, “Türkiye’de laik sistem başarısız olmuş ve Cumhuriyetin sonu gelmiştir” dediğinden habersiz olduğu düşünülebilir mi?

O Abdullah Gül şimdi devletin en üst katında değil mi?

Gül laiklik için şimdi bir tehdit oluşturmuyor mu?

Saygı duyduğu cemaatlerin siyasallaştığını ve devleti ele geçirdiğini hâlâ görmüyor mu Kılıçdaroğlu?

“Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) AKP konusunda verdiği bir karar var, laiklikle ilgili. Ben bugün için laikliğin tahlekede olduğunu düşünmüyorum. Din alanında özgürlükleri daha da genişletmek gerektiği de görülüyor” diyen Kılıçdaroğlu ne yapmak ve CHP’yi nereye götürmek istiyor?

Din ve ibadet alanında bir kısıtlama mı var Türkiye’de?

Bir de Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin söylemlerine bakalım;

“Elhamdülillah şeriatçıyım” (Milliyet, 21 Kasım 1994),

“Bütün okullar İmam Hatip yapılacak” (Cumhuriyet. 17 Eylül 1994),

“Ben İstanbul’un imamıyım” (Hürriyet, 8 Ocak 1995),

“Bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. Millet isterse tabii ki gidecek be. Sen bunun önüne geçemezsin ki. ‘Ben Müslümanım’ diyenin aynı zamanda ‘ben laikim’ demesi mümkün değildir. Hem nedir şu laiklik? Ne menem bir şeydir?”, “İnsanlarımıza din diye Kemalizmi dayattılar. Bu sistemde başka inançlara yer yok.”

Bu sözler Kılıçdaroğlu’nu hiç mi rahatsız etmiyor?

Anayasa Mahkemesi, AKP’nin kapatılması için açılan davayı karara bağlarken “AKP, laikliğe karşı eylemlerin (söylemlerin değil, bizzat eylemlerin) merkezi haline gelmiştir” dememiş miydi?

Danıştay’ın türban kararına karşı çıkarken “Efendi, sen kim oluyorsun, buna ‘mecelle’ karar verir” diyen Tayyip Erdoğan değil miydi?

Mecelle’nin şeriat hukuku olduğunu Kılıçdaroğlu bilmiyor mu?

Eşsiz insan Atatürk’ün kendi el yazısıyla yazdığı “Medenî Bilgiler” kitabında laiklik, “Din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır” şeklinde tanımlandığı halde laiklik düşmanı gerici partiler gibi CHP de laikliği “Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmaması” şeklinde algılamaya başlamıştır.

Bu tavır, Kılıçdaroğlu’nun saygı duyduğu cemaatlerin dünya işlerine karışabileceği, din adına insanların yaşamına müdahale edebileceği, yön verebileceği anlamına gelmez mi?

AKP iktidarı, geçtiğimiz Temmuz ayında Resmi Gazete’de yayınlanan “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) çok önemli yetkiler vermişti.

Kendi personelini kendisi seçebilen birkaç kurumdan biri olan DİB, bu kanun düzenlemesiyle televizyon ve radyo kurabilme, internet sitelerini denetleyip gerekli gördüğünde kapattırabilme, basılı yayınları toplatabilme gibi yetkilerle donatılmıştı.

Laikliğe ve hukuka aykırı bu kanunun iptali için CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmadı ve kanun yürürlüğe girdi.

İşsizlik sorununu, kadınları iş ve çalışma hayatından çekerek eve kapatıp onların yerine erkeklerin işe başlatılmasıyla çözülebileceği zihniyetini taşıyan AKP iktidarında iş saatlerinin namaz saatlerine göre programlanmaya başlandığını Kılıçdaroğlu görmüyor mu?

Bütün bu somut gelişmelere karşın Kılıçdaroğlu laikliğin tehdit altında olmadığını söyleyebiliyorsa bunda bir bit yeniği vardır.

Sefer ÇETİNKAYA - 04.10.2010 - İlk Kurşun

http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar