ne abd ne ab tam bagimsiz turkiye

Bir oyum var Vatan’a...

Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Biz 1930’ların CHP’si değiliz” diye kendini ve partisini ifade ediyor.

1930’larda Cumhuriyet, kurduğu düzenin devrimlerini hayata geçirebilmek için mücadele ediyordu. Neydi o devrimler, birkaçını sayalım. 1)Tevhidi Tedrisat Kanunu 2)Tekke ve Zaviyelerin kapatılması Kanunu 3) Efendi, bey, paşa gibi lakap ve unvanların kaldırılmasına dair Kanun 4)Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun 5) İstiklal Mahkemeleri Kanunu.

Yeni Cumhuriyet aynı bugünün Türkiyesi gibiydi. Atatürk’ün CHP’si gericiliğe ve feodalizme karşı mücadele ediyordu. Ülkenin çıkışı bu devrimlerin ve peşi sıra gelecek süreli devrimlerin hayata geçmesi ile gerçekleşecekti. AKP iktidarı bakanı aracılığı ile devrim kanunlarının uygulanmadığını ve onlara karşı olduklarını açıkça ifade ediyorlar. Onların hedefi belli Cumhuriyeti yıkmak.

Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ne oluyor, “1930’ların CHP’si değiliz” diyerek neyi anlatmak istiyor? Atatürk Cumhuriyeti’nin hayata geçme süreci olan 1930’ları reddederek AKP’nin ‘Yeni Türkiye’sinden farklı bir ülke istemediği mesajını ABD’ye vermek mi istiyor, yoksa biz mi yanılıyoruz. Ana dilde eğitimi savunarak Tevhidi Tedrisat Kanunu’nu ortadan kaldırma anlayışı. Cemaatlerin ülke gerçeği olup birer sivil toplum kuruluşu olduğunu savunmak, laikliğin tehlikede olmadığını ifade etmek, türbanın serbest kalması için mücadele etmek ve sayelerinde serbest kaldığını başarı gibi göstermek gibi bir yığın örnek CHP’nin AKP’den farkının olmadığını ortaya koyuyor. Y-CHP “oylar bölünmesin” propagandası ile sistemin oluşturduğu baraja karşı imiş gibi gözüküp izlediği politika ile barajın yanında yer almaya devam ediyor.

Sistem halkın önüne düzeninin devam etmesi için baraj denen bir engel çıkartmıştır. Yıpranan ve halkın yıkmak istediği iktidara karşı, sistemin sözcülüğünü muhalefet cephesinde yapan partiyi ortaya çıkartıp, onu iktidar alternatifi olarak sunar. Mücadele eden ve sisteme karşı olan partiyi de, barajı geçemeyen ve oyların boşa gitmesine neden olacak bir parti olarak gösterir. Halbuki baraj sistemin, kendini yerle bir edecek partinin iktidara gelmesini engellemek için oluşturduğu bir yapıdır. Sonuçta barajlar halkın inanarak verdiği onurlu oyların birikimi ile yıkılacaktır.

Bu gerçeği halkımızın artık anlaması gerekir. Bugün mecliste bulunan partiler sistemin devamından yana partilerdir.

Bu arada sistem kendi yarattığı baraj engeline takılma tehlikesi olan HDP’yi de barajı geçmesi için halkın diline doluyorlar. Sistem partileri de söylemlerinde halkın iradesi ve demokrasi adına HDP’nin barajı geçmesinin doğru olacağı görüşünü savunuyorlar.

Baraj engelini ortadan kaldıran sistem karşıtı Vatan Partisi’nin de baraj altında kalması için oyları bölen parti olarak halkımıza anlatmaya çalışıyorlar. Yazıklar olsun.

Oylar bölünmesin deyip Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ e “kefere” diyen Mehmet Bekaroğlu’na mı oy verelim?

Oylar bölünmesin deyip “adaylığımın Ermeni Soykırımının 100. yılına gelmesinin simgesel bir anlamı var” diyen Selina Özuzun Doğan’a mı oy verelim? “Oylar bölünmesin” deyip hakkında bir takım söylentiler olan Sezgin Tanrıkulu’na mı oy verelim? Hiç birine değil.

Bin selam olsun Ata’ma, bir oyum var o da Vatan’a...

Hüsamettin GÜVENEL - 25 Mayıs 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Cloudy

27°C

Istanbul