ufuk soylemez3

Kumarhane kapitalizmi budur işte!

Türkiye belirsizliklerle dolu ve siyasal istikrarsızlığa gebe bir seçime gidiyor.

Ülkenin dilinden, rejimine, kimliğinden, sınırlarına kadar neredeyse tüm bekası tehdit ve tartışma konusu.

Toplam dış borçlar 403 milyar doları aşmış, cari açık kontrol edilemiyor. Büyüme yüzde 3’ün altına inmiş. *** İşsizlik yüzde 11-12 bandına yükselmiş. İş bulmaktan umudunu kesenler dahil edildiğinde yüzde 18’lere fırlamış durumda.

Irak ve Suriye sınırlarında, cihatçı çetelerle, Kürtçü çeteler cirit atıyorlar. Mısır’da, Bağdat’ta, Şam’da, Trablus’ta büyükelçi dahi bulunduramayacak kadar kötü bir dış politikasızlığa batmış durumda. Kıbrıs’ı bir AB toprağı haline getirerek Türkiye’yi garantörlükten uzaklaştırmak için, AB-ABD-Rum ve Yunan yine iştahlanmış vaziyette.

Ülke mezhepçilikle, cemaat görünümlü çetelerle, siyasallaştırılan yargıyla, ayaklar altına alınmış laiklikle tam bir kaotik görüntü sergiliyor. Peki, yabancı yatırımcı ya da para taciri bu şartlarda seçimin sonuçlarını görmeden, milyarlarca doları böyle bir ekonomiye getirir mi?

Bu risklerin en azından azalacağını görmeden paralarını Türkiye’ye gönderir mi?

Normal şartlarda, ekonomideki karışıklıklar, siyasal istikrarsızlık beklentileri, hukuk devletinden uzaklaşan uygulamalar ve yatırım ikliminin müsait olmaması nedeniyle en azından seçime kadar “bekle-gör” tavrına girerler.

Nitekim Türkiye’de 2012 yılında 155 milyar dolar olan sıcak para 2013 yılında 125 milyar dolara, 2014 yılında ise, 131 milyar dolara ulaşmışken, Nisan 2015 itibarı ile bu rakam son 5 yılın en düşük düzeyi olan 112 milyar dolara inmiş durumda.

Ama buna ters olarak doğrudan yabancı sermaye, ihracat, müteahhit gibi kaynağı belli olan değil, tersine kaynağı ve sahibi meçhul para girişleri, hem de seçim öncesi yine hız kazanmış durumda.

Şubat 2015 itibarı ile bu ülkeye, kaynağı ve sahibi meçhul 4.6 milyar dolar para girişi olduğu görülüyor.

İçinde bulunduğumuz Mayıs 2015 ayı itibarı ile henüz resmi istatistiklere yansımasa da dolar, kurunu aşağıya çeken ve borsayı yükselten düzeyde büyük para girişleri olduğu anlaşılıyor.

Sınırları Kürtçü-bölücü terör örgütleri ve cihatçı- tekfirci vahşi örgütler tarafından delik deşik edilen Türkiye’nin, mali sınırları da gümrükleri de delik deşik olmuş vaziyette.

Ne kaynağı ve sahibi meçhul milyar dolarlık giriş çıkışların, ne hayali ihracatın, izahı ve/veya denetimi yapılmıyor, yapılamıyor.

Daha yakınlarda, yolcu beraberinde getirilen 10 bin doların üzerindeki nakit paralara gümrükte beyan zorunluluğunun kaldırılması nedeniyle tam bir kara para cennetine dönüştürülüyor ülke ekonomisi.

Böyle kaynağı ve sahibi meçhul para girişleri ancak “Muz Cumhuriyetlerinde” görülür.

Türkiye bu gidişle FAFT’ın kara/riskli listesine giren tek üye ülke olma ayıbıyla tekrar yüz yüze gelebilir. Çünkü bu paraların kirli ve kara para olma ihtimali oldukça yüksektir.

Yabancı servislerin ve/veya Arap şeyhlerinin yönlendirdiği ve ekonomiyi manüple etmek, mevcut iktidarı yüzdürmek, seçim öncesi elini rahatlatmak ve/veya zamanı geldiğinde çıkış yaparak köşeye sıkıştırıp dalgalanma yaratmak için sokulan dövizler de olabilir.

Bütün bu ihtimalleri bir komplo teorisi olarak düşünemeyiz. Paranın kaynağı, sahibi, amacı bilinmediği, kayıtlı ve şeffaf olmadığı sürece bu tür ihtimallerin güçlü olarak akla gelmesi kaçınılmazdır.

Bizim yıllardır yazıp konuştuğumuz “kumarhane ekonomisi” tam da budur işte!

Ufuk SÖYLEMEZ - 21 Mayıs 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

21°C

Istanbul