mehmet yuva3

IŞİD petrol için Suriye Lirası istiyormuş!

Dini-dar tarikat şeyhleri ve köşe yazarları şunun veya filanın hadislerine binaen savaş

hallerinde yalan söylemenin normal olduğunu tavsiye ediyorlar. “Beyaz yalan” ve “hayırlı yalan” diye kavramlar türettiler. Yalanın kırmızı çizgileri rafa kaldırıldı. Gri çizgilerde artık ne kadar yalanın mubah olup olmadığı tartışılıyor. Bir müddet sonra “Kendi taifenden olanın dışında herkese yalan söylemek mubahtır” noktasına gelirsek şaşırmayın. Bu aşamadan sonra siz, “Allah’ın seçkin, korunaklı, dokunulmaz ve ne yaparsanız yapın cennetle müjdelenen” mübarek kişi, sizin taife dışında kalanlar “size hizmet ve itaat etmekle mükellef edilmiş mahlûklar” olur. Bu görevi usulüyle yerine getirmeyenin malı ve canı helal edilir.

Medeni insan olmanın en önemli faziletlerinden birisi yalan, takiye ve riyakârlıktan arınmış olmaktır. Yalan hiçbir yerde caiz olmaz. Yalanı Rabbimiz de, resulleri de kesin olarak yasaklamıştır. Buna rağmen ilahi ve beşeri emir ve tavsiyelerle kesin olarak uzak durulması emredilen yalan söylemenin bazı hallerde “caiz” olduğunu ifade edebilen sürüyle “din uzmanı” var. “Kendi yalanına inanıncaya kadar yalan söyle” deyiminin, yalan ile muamele ve yalan ile besleme sanatının arşa ulaştığı saha Suriye’dir.

Suriye savaşını körükleyen, fitne ateşine benzin döken ve bilgi kirliliği ile havayı ve vicdanları kirleten medya yalanları dışında etrafa yalan haber yaymakla görevli mahlûklar var. Zuhur ettiği dönemlerde IŞİD’e toz kondurmadılar. Aleni olarak köşe yazılarında, sohbetlerinde ve resmi açıklamalarında “mazlum ve ihmal edilen Sünni topluluğun haklı tepkisi” olarak sundukları IŞİD’i aklamak için sittin dereden su taşıdılar. Örgüt terör listesine alındığında ve dünya kamuoyunun tepkisi ve nefreti büyüyünce IŞİD’i terör örgütü olarak zoraki kabul eden en son ülkeler oldular.

Ansızın, katliamlarını, hırsızlıklarını, tarih yok eden yıkıcı eylemlerini görmedikleri IŞİD için “İran ve Suriye istihbaratının kurduğu, finanse ettiği, silahlandırdığı örgüt” demeye başladılar. En nihayet “Suriye ekonomisini kurtaran örgüt” yaptılar. Televizyon programlarında, ılımlı terör örgütleri propagandasında ve muhalefet sempatizanları arasında ciddi ciddi sohbet edilen gündemin konusu. Suriye Lirası savaş öncesi yıllarda 1 dolar 45-47 lira arasında mekik dokurdu. Savaşın en kritik döneminde 350-370 lirayı buldu, 400’e dayandı. Ekonominin tahrip edilmesi, liranın değerini düşürmek için yapılan dış müdahaleler, ekonomik ambargo ve daha nice iktisadi suikastlarla ülkeye diz çöktürülmek istendi. Ancak bütün bu çabalara rağmen, Suriye Lirası tekrar değer kazandı ve 1 dolar 200-215 sınırında sabit tutuldu. 5 senedir süren bu çok ülkeli, çok kimlikli tahripkâr savaşa rağmen bunu başarabilmek kolay değil.

Rusya, Çin, İran, Hindistan, Güney Afrika, Güney ve Latin Amerika ülkeleri, savaşa rağmen Suriye ile önemli ekonomik anlaşmalar imzalıyor. Önümüzdeki eylül ayında, Suriye devasa bir uluslararası ticaret ve yatırım fuarı organize ediyor. Suriye borcu olmayan, kendi kendine yeten, üreten, ihraç eden ve dünyanın her yerine yayılmış, daimi olarak ülkeye para ve yatırım aktaran 20 milyon göçmeni olan ülkeydi. Petrol, doğalgaz, fosfat, hayvancılık, ilaç ve tekstil sanayi, bereketli tarım ve zengin bir tarihi eser cenneti idi. Bu imkânlar savaş ekonomisine uygun tasarruf edildi. Suriye Merkez Bankası dünyada dolar rezervinin en bol olduğu kurumların arasında yer aldı. Şüphesiz, Suriye ile müttefik ülkelerin yaptığı mali yardımları unutmamak gerekir. Şimdi bütün bu veriler ortadayken Suriye Lirası’nın neden değer kazandığını, “Yalan bazı hallerde caizdir” diyenler, “IŞİD Suriye Lirası’nın değerlenmesi için petrolü dolar yerine Suriye Lirası ile satmaya karar verdi” diyor. Bunlar sadece bazı hallerde yalancı değil, bunların kendileri, varlıkları yalan.

Mehmet YUVA - 14 Mayıs 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Clear

25°C

Istanbul