ahmet yavuz

Çivisi çıkan ülke!

Seçim ortamında yapılan propaganda konuşmalarında genel olarak seviye o kadar düşük ki, bu kadar sorunu neden yaşadığımız anlaşılıyor.

TV kanallarının çoğunda, sabahtan akşama nefret yüklü söylemleri sabırla dinleyebilme başarısı gösterenlerin sayısı sınırlı olsa gerek.

Hoşuma giden bir söz var. Mealen şöyle: “Gözlerin bana gerçeği o kadar iyi anlatıyor ki, söylediğin sözler kulağıma masal fısıltısı gibi geliyor.”

Bu masalları çok dinledik. Nitekim kendisi de iyi bir masal anlatıcısı olan ve yıllardır “açılım” masalıyla milleti uyutmada ustalık kesp eden AKP sözcüsü Beşir Atalay, herhalde tecrübesinden kaynaklı olarak, muhalefetin verdiği maddi temelli sözlerin 8 Haziran için bir anlamının olmayacağını ifade etmiş. Hatta bunları “rüşvet” olarak nitelemiş.

Doğru ya, AKP de iktidar olduğunda, vatandaşa “üstünlerin değil, hukukun üstünlüğü” sözünü vermişti. Bu sözün ne anlama geldiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Hatta “Yeni Türkiye” adı altında demokrasiye bile kavuşmuş olduk!

Kandırmaca bedava...

Bu arada, anlatılan hikâyelerin yarısı bile doğruysa, rüşvetin sıradanlaştığı kolaylıkla söylenebilir. AKP sözcüsü bu nedenle de rüşvet vurgusu yapmış olabilir. Bilinçaltı...

Amin Maalouf’un Doğunun Limanları’nda ( YKY ) anlattığı, Osmanlı’da yaşanan rüşvet çarkı yeniden son hız yaşanıyor gibi. Demek ki “Yeni Osmanlı” söylemleri havada kalmamış ve yerli yerine oturmuş!

Sokakta insanlarla konuşunca, dertlerinin geçim kaygısı olduğu ve değerlere ilişkin fazla bir endişe taşımadıkları anlaşılıyor. Temel sorunlara duyarsızlık buradan besleniyor olsa gerek.

Karamsarlık üretmek değil amacım. Önce gerçek durumu ortaya koymamız gerekiyor. Sorunlar büyük. Kafalar karışık. Çözüm inancı sınırlı. Fakirlik insanî değerleri öğütüyor.

Yalan söyleyenlerden, dış destekle ayakta kalma hayali kuranlardan, din tacirlerinden, etnik milliyetçilik ve mezhepçilik yapan ve sadece kendi dar çıkarını merkeze alan zihniyetten kurtulmadan rahat nefes alma olanağı yok.

Köklü dönüşümleri yapabilecek kadrolara ihtiyaç var. Tutarlı. İnandırıcı. Güvenilir. Büyük ve uzun bir yürüyüşe çıkmaya kararlı. İnsanları ikna etme becerisi yüksek. Kitleleri örgütleyebilen. Kendini halkına adamış.

Bu niteliklere sahip birçok arkadaşı Vatan Partisi saflarında görmek gelecek adına ümit ışığıdır. Ancak bu seçkin kişiliklere yenilerinin katılması gerekiyor.

ETME BULMA DÜNYASI...

Cemaatçi medyanın son zamanlarda en çok kullandığı kavram “hukukun üstünlüğü” oldu.

Sanki 2006’dan başlayarak bütün hukuksuzlukları yapanlar kendileri değilmiş gibi...

Teker teker çökmekte olan hukuksuz kararlar verilirken alkış tutanlar başkalarıymış gibi...

Haksız ve hukuksuz tutuklama kararlarını, günlerce TV ekranlarından, mahkemelerden önce kendileri açıklamamışlar gibi...

İnsanlara “darbeci, casus, fuhuşçu” yaftası vurup haysiyet cellatlığı yapmamışlar gibi...

Sahte darbe planlarını onlar değil de başkaları hazırlamış gibi...

Cezaevinde yatan insanların telefon konuşmalarını dinleyip saatlerce yayınlamamışlar gibi...

Şimdi, hukuk da hukuk diyorlar.

Onların bu tutumu, bir avukatın Balyoz duruşmaları esnasında söylediği şu sözleri hatırlattı: “Balyoz tertibini düzenleyenlere tavsiyem, çocuklarına hukuk tahsili yaptırmalarıdır. Çünkü babalarını savunmak zorunda kalacakları kesindir.” Demek ki söyledikleri kehanet değil, gücünü gerçeği savunmaktan alan tutarlı bir öngörüymüş.

Evet, bütün bu hukuksuzlukları yapanların da hukuka ihtiyacı var. Vatanseverlere yaptıkları bütün hukuksuzluklara rağmen onlara yapılan hukuksuzluklara da karşı çıkmalıyız. Onlar buna değmeseler de... Kendi değerlerimiz adına; çıkan çivileri yerlerine çakmak adına. ...

NOT: Okurlarımın Anneler Günü’nü kutluyorum.

Ahmet YAVUZ - 09 Mayıs 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly clear

21°C

Istanbul