sule perincek newyork kahve toplantisi1 1

New York’ta kahve toplantısı!

Alışmışız duramayız. Taaa New York’a da gitsek kahve toplantısı yapmadan duramayız.

Esnaf gezdik. Söyleştik.

Kenarları kırmızı beyaz renkli çay tabaklarında tavşan kanı çayımızı yudumladık.

Parasını almadılar. Israr billah! Yok, hiç olur mu... Bizden!

-Bu çay tabaklarını nerden buldunuz?

Türkiye’den getirmişler.

İlahi!

Ama benim bile hoşuma gitmedi desem yalan olur. Çaya başka tat veriyor. Memleket havası!

Avrupa’daki ülkelerden farklı, burada memleketli kahveleri yok. Herkes karışık. Biraz gençler yaşlılar gibi ayrılıyor o kadar.

Laf aramızda lahmacunun en güzelini de buralarda yiyebilirsiniz, söyleyeyim... Vatan Partili olunca bir de hemen arkasından “bizden” ev yapımı sütlacınız da geliyor.

Biz nasıl bir milletiz. Kendini beğenmişlik gibi olmasın ama gerçekten bir başkayız... Hemen toplaşıveriyoruz. Ne olacak memleketin hali... Washington’un lüks lokantasında da... her yerde... Sorular Türkiye’dekilerle neredeyse aynı. Kimi 55 yıldır orada. Oranın vatandaşı olmuş. Öğretim üyesi, bilgisayar mühendisi ya da işsiz, TIR şöförü... Ama aklı bizim Vatan’da. Hatta bizi, burada Türkiye’dekileri beğenmiyorlar. Bizim kadar çalışmıyorlar, diyorlar.

sule perincek newyork kahve toplantisi1

Sorular sorular... bitmek bilmedi. Konferansa geç kaldık. Seçimlerde oy kullanacaklar. Onun sorumluluğu var.

Klasikler aynı: “Oyları bölecek misiniz...”, “Neden elini sıktı?”

Bölücülük derken, kötüleri de aynı.

PKK diyormuş ki, ASALA’yla birlikte 24 Nisan’da yeri yerinden oynatacağız.

24 Nisan’a hazırlıklar son hız sürüyordu.

Büyükelçilikteki toplantıya da katıldım.

Farklı düşünüyorlar.

Otobüslerde, reklam tabelalarından belli zaten. “Obama bizi birleştir, bölme!” Türk ve Ermeni bayraklı iki el elsıkışıyor: “Türk- Ermeni uzlaşması”

Birçok dernek, federasyon, kuruluş, cami, diyanet temsilcileri vb. vardı.

Fikirlerimizi söyledik.

Bizim en duyarlı olduğumuz bir konu, biliyorsunuz.

Zaten bizi bölenden, bizi birleştir talebinde bulunmak ne kadar anlamsız. Türkiye kendi sorununu kendi çözme geleneğine, mirasına ve birikimine sahip bir ülke. Tam tersine “Obama” aradan çekilse işler ne kadar kolay olur. Türkiye’deki Ermenilerin çoğunluğu, birkaç “Obamacılar” hariç bizim has vatandaşımız. Bizim bir sıkıntımız olsa onlar koşar. Olanı birlikte çözeriz. Ermenistan’la da öyle. Zaman içinde iki komşu çerçevesinde bir şekilde sorun halledilir.

Şimdi burada uzatmamak için ayrıntısına girmiyorum, ama ABD’nin derdini bilmiyor muyuz...

newyork duvar afisleri

Emperyalistler, “emperyalist yalanı” diri tutmak zorunda.

Hiç birleştirir mi?

Birleştirme “ricasında” bulunmak bize yakışıyor mu?

Neyse bu bir yanı.

Esas önemlisi.

Karşı taraf 24 Nisan’da ne diyor?

Soykırım yaptın!

Bizim uluslararası hukuk alanında kazandığımız bir mevzi var.

Bir başarı var.

Buna sahip çıkmıyoruz.

Türk devletinin elinde Doğu Perinçek’in tanımlamasıyla “kapı gibi” mahkeme kararları var. Bütün dünyanın kabul ettiği hukuk kurumları bunlar. Bu ülkelerin kamuoylarını bile değiştirmişiz.

“Soykırım diye tanımlanamaz!”

Kabul ettirdik.

Çatır çatır. Söke söke.

Bu uzun süreli bir mücadelenin sonucu oldu.

Bedeller ödendi. İnsanların yıllarca özgürlüklerine bedel oldu.

Feda olsun!

Ancak hak ede ede kazandık. Nasıl gerileriz!

Eğer öyle “ricacı” olunsaydı, ki o yönde baskı çok yapıldı, “emperyalist yalan” hedefine çoktan ulaşırdı. Belki de şimdi Türkiye topraklarının bir bölümü ikinci İsrail devletinin merkezi yapılma aşamasına gelmişti.

Tarihçiler diyorlar. Belgeleri uç uca eklesen Okyanus’u aşar mı? Hesaplamak gerek. Belki de. Bakın bu konuda bile “atmıyorum”, son derece bilimselim!!

Tarihçileri sayıyorlar.

Bizimkiler yok.

O saydıklarına sorun, Azerbaycan, İran, Rusya devletlerine sorun...

Kimlerin bu konuda adı anılabilir... diye...

Niyet önemli. İhtiyaç önemli. Arayan buluyor, biliyor.

Doğru yolu da, doğru bilgiyi de, belgeyi de, tarihçiyi de...

sule perincek newyork kahve toplantisi2

Her yerde belgeli...

Bir Ankara’da Yılmaz abimiz var. Bir de galiba her yerde Nasuh bey. Ellerinde fotoğraf makinesi, kamera. Nerede bizlerin, (“bizlerin” dediğimi Atatürk’te birleşenler diye tanımlayabilirim...) bir toplantısı olsa oradalar. Hemen belgeliyorlar. Bir elleri de facebookta, twitterda. Daha biz eve gelmeden dolaşıma giriyor. Onlardan alacaksınız haberi. Ajans gibiler. Bilmedikleri, duymadıkları yok.

Dün akşam Nasuh bey yazmış. Onun doğrucusuyuz. Defiledeymiş. Mankenler söylemiş. İçeride Vatan Partisi konuşuluyormuş...

Hazırlıklı olun.. Geliyor.

*** *** ***

Okurlarımdan rica!

Bütün okurlarımdan bir ricam var. Seçime kadar en az iki Aydınlık gazetesi alalım. 50 gün kaldı. Sizden başka hiç olmazsa her gün beş kişi daha doğru bilgilenir. 50X5 eder. Yanında akşamları bir de toplu televizyon seyredilebilecek yerlerde (maç akşamları hariç, elbette) Ulusal Kanal açtırabilirseniz yanında ballı börek olur...

Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

Ankara’da çaya çorbaya bekliyorum. İzmir demek yalnızca İzmir demek değil, biliyorsunuz. Bütün Türkiye’nin vekili olacağız.

Şule PERİNÇEK - 19 Nisan 2015 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly clear

26°C

Istanbul