ferit ilsever

Savcı cinayetinde Gladyo soruları...

Seçime doğru gelişen olağanüstü olayları anlamaya çalışalım. Burada daha çok öne çıkan,

savcımızın öldürülmesi ve AKP Kartal binasına yönelik eylem üzerinde durmak istiyorum. Elektriklerin tüm Türkiye’de saatlerce kesilmesiyle, bazı uçaklara bomba ihbarı gibi olayları da bu kapsamda irdeleyebiliriz.

Berkin Elvan Haziran şehidimiz. Onun soruşturmasını yürüten savcının esir alınarak öldürülmesini, “Berkin’in katledilmesine cevap”, “Solcular Berkin’in intikamını alıyor” şeklinde sunabilirler. Nitekim olay duyulduktan hemen sonra sosyal medyada böyle bir kampanya yürütüldüğüne de tanık olduk. Ama kuşkusuz bu olay geniş kitlelerde büyük tepki doğurdu. Bu olayı planlayan ve yapan merkez mutlaka bu tepkileri hesaba katar, katmıştır. Ancak tarih boyunca sabittir, bu tepkileri yöneten bir öncü merkezi güç yoksa, terör yapanın işine yarar. Onu güçlendirir. Çünkü silahlı güç odur. Eylem bir sindirme, yıldırma aracına dönüşür. Yapan merkez de zaten bunun böyle olacağını düşünerek harekete geçmiştir.

AYDINLARA TEHDİT...

Savcımızın öldürülmesiyle aydınlarımıza, yargı camiamıza, tüm sola ve topluma böyle bir tehdit yapılmıştır. Amaç, aydınımızı, solu parçalayıp sindirmek ve az da olsa teslim alınmış bir kuvveti, terörün arkasındaki büyük gücün politikalarının hizmetine sokmaktır. Gladyo merkezinin gerilim politikası şayet bu politikayı boşa çıkaracak bir güç yoksa, her zaman o merkezin o günkü politikalarına hizmet eder.

Önceki günkü eylemle bir dürüst savcımızı ortadan kaldırıyorlar. Onun iyi niyetle sonuca götürdüğü soruşturmanın önünü kestiklerini de hesaba katıyorlar. Ama en önemlisi, bir kuvveti terör örgütünün ve onun arkasındaki gücün hizmetine soktuklarını düşünüyorlar.

MEZHEP GERİLİMİ...

Kartal’daki olay da böyle. Açıkça bir mezhep çatışması kışkırtılıyor. AKP binasından sallandırılan, “Alevi bayrağıyla” bir mezhep gerilimi yaratılarak, bir kısım Alevi kitlesi yine o silahlı merkezin hizmetine sürülüyor.

Şimdi bütün bu gerilimin son günlerde pompalanan “HDP’ye destek” çağrılarının hemen sonrasına denk getirildiğini de anımsatalım. Malum; ne 68’liyi, ne Solu, ne de Alevi’yi temsil eden bazıları son günlerde medyanın da abartmasıyla ortaya çıktılar ve “seçimlerde HDP’ye destek” çağrıları yaptılar. Hiçbir güce dayanmıyorlardı. Ancak ABD’nin dayatmasıyla, HDP’ye barajı aşırtma politikasında görev yapıyorlardı. Hem de son dönemde hızla zayıflayan ve kitlesinden uzaklaşan, kendi içinde parçalara ayrılan HDP’ye.

“Açılım” kapsamında TSK’nin PKK’yle savaşmasının yasaklandığı, buna karşılık “Ergenekon”, “Balyoz” vb. kumpaslarından hesap sorulmasının önünün açıldığı bugünlerde, terörün yeniden düğmesine basılarak, yaratılan gerilim ortamında HDP güçlendirilmeye mi çalışılıyor? Terörle sindireceklerini hesap ettikleri kuvvetleri HDP’ye yönlendireceklerini mi hesap ediyorlar? Özetle, medyada yapılan çağrılardan sonra, şimdi de HDP’ye silahla barajı aşırtma oyununa mı tanık oluyoruz?

GLADYO’NUN REİSLİĞİ...

İşin içinde DHKP-C olunca insan bunları düşünmeden edemiyor. Yıllardır, hatta on yıllardır MİT tarafından kullanılan bir “solculuk”tan söz ediyoruz. Gladyo’nun operasyon merkezi bu örgütleri MİT üzerinden kullandı. Son dönemde tüm bu Mafya-Gladyo örgütlenmesinin reisliğini Hakan Fidan yaptı. Hakan Fidan’dan üç adet ok çıkartın. Biri İmralı Adası’na, Abdullah Öcalan’a uzanır. Diğeri sahte Sol örgütlere. Üçüncüsü ise Hizbullah ve diğer İslamcı terör örgütlerine.

Hakan Fidan son dönemde “Babası” Tayyip Erdoğan’a ihanet ederek, A. Gül- A. Davutoğlu cephesine geçti. “Milletvekilliği” vb. hikaye. Açıkça Gladyo Merkezinin projeleri doğrultusunda saf değiştirdi. Şimdi yeniden Tayyip’in yanına dönmesi bir anlam ifade etmiyor. Bunların aleminde böyle ikili oyunlara yer olmaz. Artık son olarak kendisine verilen görevleri yerine getiriyor.

O MERKEZİN AMACI!

Kuşkusuz o merkezin dayattığı en önemli görev seçimlerden bir yAKP-yCHP koalisyonuyla çıkmak. Bunun hemen yanındaki görev HDP’yi Meclis’e sokmak. Böylece “Yeni Anayasa”yı garanti görüyorlar. Yani Türk Milleti’nin, Türk Vatandaşlığı’nın olmadığı, özerkliği ilk paragrafında yazan Bölücü Anayasa!

Yaşadığımız olağanüstü olaylar kanımca en çok bu tabloya, bu hesaba oturuyor. Ama o merkezin bir önemli noktayı iyi hesap edemediği kanısındayım. O da bu tür oyunlara karşı aşılı, güçlenen Vatan Partisi gerçeği... Yukarıda neyi vurgulamıştım? “Gladyonun terörüne karşı doğacak tepkileri yöneten bir öncü güç yoksa, terör, yapanın işine yarar”. Ama ya böyle bir güç varsa? O güç, o merkezin oyununu bozar.

YENİLENLERİN SON OYUNU...

Bir örnek 1977 seçimleri ve CHP Genel Başkanı Ecevit’in tutumudur. Ecevit “12 Mart’tan ve Kontrgerilla’dan hesap sorma” sloganıyla iktidara yürüyor. Güç kaybeden Kontrgerilla ise, 1 Mayıs katliamı ve birçok tertiple, kitlelerin uyanışını ve Ecevit iktidarını önlemeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in suikast yapılacağı uyarısıyla Taksim’e gelmemesi çağrısına Ecevit, yüzbinlerle Taksim’e çıkıyor ve CHP o seçimde yüzde 41 ile, tarihinin en yüksek oyunu alıyor. Ecevit “Kontrgerilla’dan hesap sorulmasında” ve daha birçok konuda tutarlı davranmadı. Ama bu tutumuyla Kontrgerilla’nın oyunlarının bozulması konusunda güzel bir örneğe imza attı. Vatan Partisi işte bu mücadele mevzisinde... Göreceğiz, kararlı duruşuyla, yıllardır yaptığı gibi, Gladyo’nun bu son saldırısını da püskürtecek. Bunlar yenilen kuvvetlerin son oyunlarını oynuyorlar.

Ferit İLSEVER - 02 Nisan 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

22°C

Istanbul