ufuk soylemez3

Yeni psikolojik harekât, bölücülere baraj atlatmak!

Seçimler öncesinde yeni bir psikolojik harekât başlatıldı.

Kuzu postuna büründürmeye çalıştıkları, kanlı- bölücü PKK’nın sivil uzantısı ve maşası HDP’ye baraj aştırmaya çalışıyorlar.

Demokrasi-barış-özgürlük gibi modern kavramları maske olarak kullanarak, Kandil’den meydan okuyan silahlı-terör örgütünün, düz ovadaki militanlarını TBMM’ye sokmaya çalışıyorlar. Sonra da AKP ile bir olup “bölücü Anayasa” yapma tezgâhını planlıyorlar.

Amerikancı, yandaş, çıkarcı tüm medyada, hep bir ağızdan koro halinde HDP’yi “masumsempatik- demokratik” göstererek pazarlamaya çalışıyorlar. TSK’ya, milli aydınlarımıza, Atatürk Cumhuriyet’ine kasteden Ergenekon-Balyoz operasyonlarında, F tipi örgütün sivil ayağını teşkil eden ve kamuoyunda Amerikancı etki ajanı olarak nam salmış, o bildik-karanlık- şaibeli ve dönek isimler hep bir ağızdan HDP’ye oy vereceklerini söylüyorlar. Türk milletinin sahneye konulmak istenen bu fesat senaryosuna kanacağını zannediyorlar. Öte yandan, Cumhuriyetin kurucu değerlerine, başta laiklik ilkesi olmak üzere, gönülden bağlı Atatürk sevdalısı, vatansever-demokrat ve milli devletten yana olan Alevi-Bektaşi inancına sahip büyük çoğunluğu Oğuz-Türkmen kökenli olan yurttaşlarımızın, kanlı-zalim Yavuz- Ebu Suud ve onların maşası ve işbirlikçisi Kürt derebeyi İdris-Bitlisi zihniyetinin bugünkü versiyonu olan HDP/AKP işbirlikçiliğine oy ya da destek vereceklerini hayal ediyorlar.

Uzatmadan söyleyelim. Bunların hepsi ham hayaldir. Türk milleti, Alevi-Sünni demeden, köken mezhep ayırmadan, Cumhuriyetine ve birliğine kasteden, bu bölücü- gerici ittifakına ne oy verir, ne de selam. HDP’ye oy vermenin kanlı-bölücü terörist Öcalan ve PKK’ya oy vermek anlamına geleceğinin ayrımında olmayacak kadar, aklını da izanını da yitirmedi bu millet, çok şükür ki...

*** *** ***

Fikri takip Bu konudaki ilkyazımı o tarihlerde yazdığım Sözcü gazetesindeki köşemde 13 Kasım 2010 tarihinde, ikinci yazımı yine aynı gazetede 11 Nisan 2011 tarihinde kaleme almıştım.

Bilahare, Aydınlık gazetesindeki bu köşemizde 16 Aralık 2014 ve 27 Ocak 2015 tarihlerinde aynı konuda 2 yazı daha yayınlamış ve fikri takibi sürdürmüştüm. Cemaat görünümlü F tipi örgütün, Polis okullarına, KPSS’ye, YGS’ye, soru çalarak, hile ve kumpas yoluyla, beynini Atatürk Cumhuriyeti düşmanlığı ile yıkadığı, müritlerini- militanlarını soktuğu, bu suretle devletin hemen her kritik kurumuna bu çete mensuplarını yerleştirdiği, bunun behemehâl hesabının sorulmasının gerektiğini söylemiştim.

Milyonlarca gencimizin geleceğini çalan, ailelerin emeğini ve umudunu yok eden, bu büyük karanlık ve tehlikeli örgütün marifetleri yıllar sonra -çok geç de kalınsa- birer birer ortaya dökülüyor. Türk milleti, himmet-hizmet maskesiyle, haram ve haraç yiyen, dershane-eğitim maskesiyle, soru çalıp, sınavlara hile katıp, hak ve istikbal çalan bu Cumhuriyet ve hukuk düşmanı yapıyı artık daha iyi tanımaya başladı.

Geçen gün bunların güdümündeki TV kanallarından birinde, şakirtler-müritler ağlaşıyorlardı. Kamuoyunun kendilerine “reva” görülenlere niye tepki ve ilgi göstermediğinden yakınıyorlardı. Siz milletin zekâsıyla alay mı ediyorsunuz?

Yıllarca çok ah aldınız, çok kul hakkı yediniz, iktidarla her türlü kirli ve karanlık kumpasın içine gırtlağınıza kadar battınız. Şimdi bütün bu rezaletlerinize, suçlarınıza rağmen utanmadan bir de kamuoyundan destek mi bekliyorsunuz?

Hiç sıkılmadan “haram yemedik” diye bağırıyordunuz. Dünya alem bugün gördü ki, gençlerin istikbalini çalmışsınız. Kul hakkı yemişsiniz kul hakkı! Terbiyesizce ve pervasızca dil uzatıp, hedef göstermeye çalıştığınız, 9’uncu Cumhurbaşkanımız Sn. Süleyman Demirel’in lafı size ders ve ibret olsun. Ne demişti Sn. Demirel;” Keser döner-sap döner, gün gelir hesap döner...”

Ufuk SÖYLEMEZ - 26 Mart 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

25°C

Istanbul