mehmet yuva3

Ey Samandağ cinnet Samandağ!

Başımın düştüğü (doğduğum) topraktır Sam’an Dağ. Hatay vilayetimizin en renkli ilçelerindendir.

Türkiye’nin panoramasıdır. Keşiş veya Aziz Sam’an (Simon) (İ.S.389- 459) ismi ile anlamdaş olmuştur. Keşiş Sam’an ismi, Türkçe’de ayn harfi telaffuz edilemediğinden, Saman oluverdi. Ve böylece Sam’an (Simon) Dağı Türkçemizin azizliğine uğrayıp Saman Dağına dönüştü. Önemli bir tarihi şahsiyet olan keşişin ismi, hayvanların yemlendiği kuru ot oldu. Müslüman Araplar Süveydiye ismini verdi. Arabistan’da, Suriye’de aynı ismi taşıyan köy ve kasabalar mevcut. Siyahça veya siyahcık manasındadır. Bu isimlendirmede kumsalın ve toprağın yansıttığı renk etkili olmuş olmalı. Yetmişli yıllarda “Küçük Moskova” ismini layık gördüler. Ordu- Fatsa gibi, Türkiye sol hareketinin sembol ve örnek gösterilen mekânlarından biri ve belki de en barizi idi. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin’e (büyük ihtimalle Suriye veya Lübnan’a) Samandağ’dan gittikleri haberi, Türkiye solunda bu ilçe için özel bir sevgi ve saygı yarattı. Tarım cennetiydi. Çalışkan, gayretkeş ve tarım kültürünün ustaları fellahlar (çiftçiler) Samandağ domatesi, biberi, inciri, zeytini, yer fıstığı, maydanozu ve nice sebze ve meyveyi marka haline getirdiler. Kendi topraklarıyla yoğrulmaları yetmezdi, Amik Ovası’nı, Çukurova’yı ektiler, biçtiler, çapaladılar, pamuğuna alın teri döktüler. Onlar toprağı her daim sevdi, toprak da onları sevdi. Bereket tanrıları, kutsal arılar misali her yere bolluk, feyiz ve dirilik götürdü.

SAMANDAĞ CENNETTİ...

Yoksulluk, çilekeşlik, asırlarca maruz kaldıkları baskı, zulüm ve eğitimden mahrum bırakma kıyıcılığına rağmen küllerden yeniden doğdu. Nasıl yeniden dirilmez ki? Genlerinde binlerce yıllık medeniyet mirasının şifreleri saklı. Damarlarında tarihe kök salmış bir asalet var. Kenanlıların, Finikelilerin, Amurluların ve en nihayet Büyük İskender’in vefatından sonra komutan Selefkos Nikotor’un kurduğu Selukya devletinin ilan edildiği kök saldığı toprağın çocuklarıydı. Tarihti, Kadeş’ti, barış ve savaşın mekânıydı. Üstat Fikret Otyam’ın, “Ey Samandağ Samandağ” nidalarıyla kitaplaştırdığı sevdaydı. Bir arada yaşama felsefesinin adıydı. Türkiye’nin tek Ermeni köyünün yurdu, en uzun kum sahilinin vatanı, Alevi, Sünni, Hristiyan, Arap, Türkmen, Hazzan, Çan, Ezan ve istersen inanma istersen inan nağmelerin özgürce yaşandığı Samandağ, cennet idi. Cennet Samandağ nasıl olur da cinnet Samandağ olurdu?

TOPLUMUN İLİĞİNE GİRMİŞ...

Gazeteler haber yapmış; “Hatay’ın Samandağ ilçesinde cinnet getiren 26 yaşındaki Serpil Tükenmez, 1 yaşındaki oğlu Oktay ile 1 aylık kızı Narinnur’u boğarak öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alındı.” Aynı gün, İstanbul’dan arayan bir dostum, “Bir tanıdık Ermeni var mı?” diye sordu. Sebebini sordum. “Genç bir akrabamız esrara (kenevir) müptela olmuş. İstanbul’da bu alanda uzman bir Ermeni hastanesine yatırdık. Tanıdık bir Ermeni devreye girerse, hastane yetkilileriyle konuşsun, ücret konusunda yardımcı olsunlar” dedi. Cinnet getirip çocuklarını katleden bir anne. Esrarkeş olmuş bir genç. Her mekânda şahit olabileceğimiz, “insanlık hali, bu tür münferit olaylar her zaman olabilir” demeyi umardık. Ancak bu tablo, bu vakaların nadiren yaşandığı istisnai bir durum arz etmekten ziyade, habis bir virüs gibi toplumun iliğine kadar girmiş. Sokak ortasında bıçaklanan, kurşunlanan insanlar. Genç yaşlı, kadın-erkek her tabakadan geniş bir kesimi avucunun içine alan bir alkol ve esrar girdabı. Marifetmiş gibi sunulan özellikle kadınlar arasında yaygınlaşan nargile tüketimi. Tarım ürünlerini dışarıdan ithal eden, Arap ülkeleri, Doğu Avrupa, Rusya ve daha nice ülkelere yoğun göçmen veren bir ilçe. Çukurlu yolların, çöplüğe dönüşmüş sahilin, etrafa saçılmış tarihi eserlerin, yoksulluğun, umutsuzluğun, faizin diyarı olmuş Samandağ. Sebze yerine kenevir eken, bereketli ovaya çirkef beton binalar diken hüzünlü Samandağ. Dengesiz, çarpık, hasta ve mafyavari bir sistemin zalim bir vampir gibi üzerine çöktüğü ve kanını emdiği Samandağ. Cinnet geçiren Türkiye’nin cennetten cinnete dönüştürdüğü Samandağ. Aziz olanı Saman’a dönüştüren Türkiye iktidarları ve mahalli idareler bu insafsız eserleriyle ne kadar övünseler azdır.

Mehmet YUVA - 26 Mart 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

22°C

Istanbul