mehmet yuva3

İran oyunbozan mı? Ezberbozan mı?

ABD-İsrail ilişkilerinde ciddi bir kırılma var. Bu kavganın en bariz sebebi, kimin kime tabi olduğu ile ilgilidir.

ABD, Batı Asya (Ortadoğu) politikalarını İsrail endeksli ve onun çıkarları ile uyumlu halde mi uygulamaya devam edecek, yoksa İsrail’den bağımsız yeni bir vizyon mu yaratacak? Özetle İsrail, ABD’ye tabi mi olacak, yoksa İsrail mi ABD’yi kullanacak? Ne olursa olsun gerçek olan şudur ki, Obama- Netanyahu arasında hâsıl olan kriz en az Gökçek- Arınç kavgası kadar ciddidir. Kırılmayı tetikleyen en önemli hadise, İsrail’in, ABD-İran yakınlaşmasına karşı verdiği tepkidir. Bu kırılmayı Başkan Kennedy’nin öldürülmesi ile sonuçlanan, İsrail ile yaşadığı krize benzetmek mümkün. Birileri ısrarla, 15 Ocak 1961’de ABD’yi başkan sıfatıyla yönetmeye başlayan ve 22 Kasım 1963’te Texas vilayetinin Dallas kentinde öldürülen John F. Kennedy, İsrail ve uluslararası Siyonist sermayeye derin rahatsızlık veren üç adımda ısrarlı oldu:

KENNEDY’NİN ÖLDÜRÜLMESİ...

Parayı kontrol eden ülkeyi kontrol eder gerçeğinden hareketle, Siyonist-Yahudi sermayenin ABD Merkez Bankası (Federal Reserve Bank) üzerindeki özel etkisini kırmak ve Merkez Bankası’nın tekrar hükümet kontrolüne geçmesini sağlamak için çaba harcadı. İsrail’in nükleer silah için kurmak istediği santrallere itiraz etti ve İsrail’in ABD’nin nükleer silah programından yararlanmasına mani oldu. İsrail için tehdit kabul edilen Arap halklarının Mısır lideri Cemal Abdülnasır ile yakın ilişkiler kurdu. Ancak İsrail’i çileden çıkaran adım, Kennedy’nin Siyonist terör örgütlerinin (dönemin IŞİD, El-Nusra, ÖSO’ları) Filistin’den kovdukları milyonlarca Filistinlinin tekrar Filistin’e dönmelerini sağlayacak kapsamlı bir planı BM Güvenlik Konseyi’nin gündemine getirmesi oldu. Bu politikalar İsrail düşmanı katolik bir Başkanın, Yahudilerin fiziki varlığını hedef alan ve dünya üzerindeki özel hâkimiyetlerini baltalayan girişimleri olarak telakki edildi. Katledildi ve ardından sülalesinden çok etkili isimler aynı şekilde tasfiye edildi. Ünlü anti-Siyonist İsrailli araştırmacı yazar İsrael Şahak, Siyonistlerin eski ahit Tevrat’tan yorumladıkları ve Talmud kitabında kanunlaştırdıkları itikada binaen “Yahudilere karşı olanların canı, malı, hayvanları, namusu ve sülalesinin yok edilmesi vacip kabul edilmiştir” diye yazmıştır.

OBAMA’YA MEYDAN OKUDU!

Netanyahu, Obama’ya rağmen, ABD’nin güç sembolü olan Kongre’de Başkanlar gibi ağırlandı. Dünyanın kaderine müdahale hakkını kendisinde gören Kongre üyelerinin ezici çoğunluğu Netanyahu gibi üçüncü sınıf bir sefil politikacıyı onlarca kez ayakta alkışladı. Netanyahu’ya sunulan bu güç gösterisi İsrail seçimlerini direkt etkileyen bir faktördü. Netanyahu dünyaya Washington’un kalbinden meydan okuyan bir kahraman lider yapıldı. Obama yönetiminin İran, Filistin, Suriye politikalarını ağır eleştirdi. Obama, Netanyahu’nun restini gördü. Netanyahu iktidarını yeniledi. Obama’nın iktidar süresi bitmek üzere. Ancak bu kısa zaman kesiti çok çetrefilli olaylara gebe. Ve Obama iktidarı İran’a toparlanması için fırsat verirken, çok acelesi olan Netanyahu ve türevlerinin ayaklarına bağ olmaktadır. Obama Kennedy’nin akıbetini yaşar mı? Yoksa Netanyahu’nun burnu mu sürtülür? Perde arkasında süren bu kavganın kimin lehine sonuçlanacağını kestirmek kolay değil.

KANLI DÖNEME GİRİYORUZ!

İran her geçen gün daha çok artan etkisiyle bölgesel bir güç. Batı Asya, Orta Asya, Körfez ülkeleri ve Arabistan Yarımadası’nda meydana gelecek bütün önemli siyasi-askeri gelişmelerin tam merkezinde olacaktır. İran’ın artan nüfuzu İsrail ve bölgesel Arap-Türk dostları için ciddi bir meydan okumadır. İsrail özellikle ABD’nin her daim yanında olmasını kayıtsız şartsız arzulamaktadır. Filistin meselesinde İsrail, bazı istisnalar haricinde, ABD’nin mutlak desteğine haiz idi. Filistin, Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırıları ve işgalleri her daim ABD güvenlik veya veto şemsiyesi ile korundu. Aynı şeyi İran ile yaşadığı çatışma için de istemektedir. Ancak İran, Filistin değildir. İran, Filistin’e ihanet eden onlarca Arap ülkeleri misali sahte ve münafık müttefiklere de sahip değil. Ayrıca kendi öz kaynakları ile caydırıcı ve dinamik bir askerisiyasi kuvvet olmayı başardı. ABD’nin önünde İran söz konusu olduğunda sadece iki ciddi alternatif durmaktaydı. Ya bölgesel müttefikleri ile İran’a karşı iç siyasi istikrarı hedef alan yıpratıcı ve toplumsal güvenliği tehdit eden vekâlet ve terör savaşlarına bel bağlayacak ya da İran ile masaya oturacaktı.

İran yıldızının İsrail-Suudi yıldızına ciddi bir tehdit oluşturduğu ve bundan mütevellit önümüzdeki dönemin çok kanlı geçeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Mehmet YUVA - 25 Mart 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

22°C

Istanbul