frankfurt isyan

Frankfurt’ta devrimci isyan!

Avrupa’da sisteme karşı öfke yükseliyor. Mali krizlerin toplumları yukardakiler ve

aşağıdakiler; güçlüler ve mazlumlar olarak ikiye bölen acı sonuçları artık hasır altı edilemiyor.

Çarşamba günü Frankfurt’ta Avrupa Merkez Bankası’nın milyarlık yeni binasının açılışını protosto için Blockupy adlı antikapitalist hareketin çatısında birleşen 50 sol grup ortak protesto eylemi düzenlediler. Sistem karşıtı grupları “Devrimciyiz” sloganı altında birleştiren iki şey: Antikapitalizm ve parlamenter demokrasilere olan derin güvensizlik. Ortak mücadele hedefi: Küresel Amarikan finansal sistemi; onun şubesi konumundaki Avrupa Troykası ve Euro. AB Komisyonu, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’ndan oluşan, Yunanistan gibi mali iflasın pençesindeki ülkeleri “köleleştirmek” için görevlendirilmiş haramiler üçlüsü. Blockupy, Brüksel ve Frankfurt’u halkların sömürü merkezleri olarak görüyor. Alman kamuoyunun Blockupy’inin son çıkışına tepkisi farklı, çoğunluk ve merkez medya Frankfurt’ta toplanan on binleri “tantanacılar” veya “vandallar” olarak damgalıyor, tartışmayı daha çok şiddet, yaralanan 150 polis memuru ve maddi zarar ziyan ekseninde tutuyor. Aydınların bir kısmı ve sol cenah olayı “devrimci başkaldırma” olarak görüyor. Kapitalist sistemin, 17 bin göstericinin üstüne 10 bin polisi ve sayısız Toma’yı göndermiş olmasını; şiddete karşı şiddette hangi tarafın meşru olduğunu tartışıyor. Göstericlerin mi, demokrasi ve toplumdan ziyade “kapitalist sistemi korumakla görevli” polis şiddetinin mi?

SOKAĞIN UMUDU FRANKFURT’A SIÇRADI...

Almanya dipten gelen dalgaları daha ne kadar sıradanlaştırabilir bilemeyiz. Ancak, Alman merkez medyasının tutumuna ve bu sabah Almanya’nın yeni Anti-Terör Birliği oluşturacağı açıklamalarına bakılırsa, Frankfurt’ta sokağın verdiği sinyalin alındığını kabul edebiliriz. Ayrıca Sol Parti’nin verdiği tepkiler konunun çok daha farklı boyutlara taşınacağını gösteriyor. Sol’un, Blockupy ittifakına karşı merkez medyanın karalama kampanyalarına eleştirisi: “Kiev’de Maydan’dan yükselen dumanlar bu basın için özgürlük işaretiydi.” Oradakiler “barış kahramanı”, Frankfurt’takileri neden “vandal”? Kavga derinleşiyor.

Belliki olayın sistem karşıtlığı ile alakalı olduğu görmezden gelinecek. Antikapitalist hareketin müttefikleri BRİCS ülkelerindeki demokrasinin ne denli “kötü ve 3. sınıf” olduğunu da her fırsatta dillendirilecek.

Gerçek olan şu ki; Sol kesim için Frankfurt’taki protestolar “özgürlük mücadelesinin” ta kendisi. İkincisi; Blockupy’nin müttefiği BRİCS’lerin, insanlığı köleleştiren Batılı küresel sermaye oyunlarına başkaldırısı “devrim umudunu” yeşertmeye devam edecek.

ŞİRKET DEVLETLERE HAYIR!

Blockupy hareketinin aktivistleri, tüm ahlak değerlerinin lağvedilerek devletlerin “şirket gibi” yönetildiği postdemokratik, neoliberal sistemlerde, seçimlerin sadece bir göz boyamaca, siyasetçilerin şirketler ve finansal cambazların elinde kukla olduğunun bilincindeler. Ve bu şekilde işleyen “şirket düzeninin” toplumların egemenlik haklarını gasp ederek ayakta kaldığının da.

Atina’da, Kiev’de iyi gitmeyen bir şeyler Frankfurt’un, Brüksel’in kapısını çalıyor. Sistemi elinde tutan küresel konsernlerin hayasızca kazançlarına dur diyebilecek tek güç olan sokak eylemleri, üst kattaki efendileri fena tedirgin etmeye başladı.

Gönül KENTER - 21 Mart 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul