filistinde sehit olan devrimciler2

Filistin'de Bora Gözen İle Şehit Olan Kerim Öztürk’ün Bilinmeyen  Öyküsü!

Mamak’tan kaçışın 42 Yıllık Sırrı!

Filistin davası için gittiği Lübnan’da, İsrail baskını sonucu 7 arkadaşıyla birlikte 21 Şubat 1973 günü şehit olan Kerim Öztürk’ün Mamak Cezaevi’nden kaçış öyküsünü, arkadaşı Musa Tanrıkulu, 42 yıl sonra Aydınlık’a anlattı.

Filistin halkının haklı vatan mücadelesinin Türkiye’de de etkilerinin görüldüğü yıllarda, Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) Merkez Komitesi üyesi Bora Gözen, yedi arkadaşıyla birlikte Filistin’e destek için Lübnan’a gitti. Hepsi de halk çocuğuydu. Bora, İTÜ Maden Mühendisliğini bitirmiş ve Parti’nin verdiği görevlerde canla başla çalışıyordu. Türk Solu dergisinin de Yazı İşleri Müdürüydü. Gençlik önderiydi. Kimi yerde gecekondu halkının yanında, kimi yerde de direnen işçinin yanındaydı... Malatya’da köylülerin mücadelesine omuz verdiğinde, hastalığını hiçe saymıştı.

21 Şubat 1973 günü, Lübnan’ın Trablus şehrindeki Nahr-el Bared Filistin Kampına İsrail komandolarının baskını sonucu Gözen ve 7 arkadaşı (Cafer Topçu (24), Kerim Öztürk (23), Gürol İlban (25), Şükrü Öktü (23), Yücel Özbek (25), Ali Kiraz (24) ve Ahmet Özdemir (27) şehit oldu.

filistinde sehit olan devrimciler

MİT BİLDİRDİ, İSRAİL VURDU...

Saatlerce süren çatışmada, 32 yaşındaki Gözen kurşunu bitince süngülendi. İlk vurulan nöbetçi Ali Kiraz’dı. 6 kişi ise silahsızdı ve makineli tüfeği kurmaya çalışırken katledildiler. Olayda Ali Ergun ve Hüseyin Tüysüz ise yaralı olarak kurtuldu.

Yanlarında gazeteci Cengiz Çandar da vardı. Olay öncesi kamptan kuşkulu bir şekilde ortadan kaybolmuştu.

Faik Bulut ise esir edilerek İsrail’e götürüldü. 7,5 yıl hapis yattı. Olaydaki rolünü 2010 yılında itiraf eden MİT’çi Mehmet Eymür, katliamı MİT’in verdiği bilgi üzerine İsrail’in yaptığını açıkladı.

Bu baskında şehit olan Kerim Öztürk’ün, Mamak Cezaevi’nden firar ederek Lübnan’a gidiş öyküsünü, Kerim’in partili arkadaşı Musa Tanrıkulu, 42 yıl sonra Aydınlık’a anlattı:

musa tanrikulu

‘KERİM SENİN YERİNE ÇIKSIN’

“12 Mart 1971 müdahalesinden sonra aranıyorduk. Bir yandan da partinin yayın organı olan İşçi Köylü gazetesi ile onun yerine çıkan Şafak’ı gizlice dağıtıyorduk. Eylül 1971 başlarında, Küçükesat Bülbül Deresi Caddesi’ndeki Kerim Öztürk’e ait evde kalıyorduk. Burası aynı zamanda bizim karargâhımızdı. Dörder kişilik ekiplerle gazeteyi buradan dağıtıyorduk. Bir gün polis evi basarak içeride karakol kuruyor. Geleni yakalayacak. 5 Eylül günü beni de yakaladılar. Birinci Şube’ye götürdüler. Orada Hasan Yalçın’ı gördüm. O da bu evde yakalanmış. Toplam olarak 15 kişi bu evde yakalandık. Sonra tutuklandık ve Mamak’a konulduk. TİİKP Davası’ndan yargılandık. Poliste sürekli bize, ‘Şafak nerede basılıyor, dağıtılıyor?’ diye soruyorlar. Biz de bilmiyorduk nerede basıldığını. Cevaplarımız onları tatmin etmiyordu. Ev sahibi arkadaşımız Kerim Öztürk’ü de sürekli götürüp işkence yapıyorlardı. Kerim de bilmiyordu nerede basıldığını. Sonradan öğrendik ki Aydın Söke’de basılıyormuş. Biz yakalanmamıza rağmen Şafak çıkmaya devam etti.

“Cezaevinde Hasan Yalçın durmadan tahliye dilekçesi veriyor. Beni çağırarak ‘Musa, tahliyeniz gelirse senin yerine Kerim’i ‘Musa Tanrıkulu’ olarak tahliye ettirelim. İşkenceler Kerim’i öldürür. Onu çok sıkıştırıyorlar’ dedi. Ben de kabul ettim. Kerim’e benim bütün kimlik bilgilerimi ezberlettik. Çok geçmeden gardiyan beş kişinin ismini okudu, tahliyeler gelmiş diye. Ben uyuyormuşum gibi yaptım. Kerim, ‘Musa Tanrıkulu’ olarak gitti. Her akşam yoklamalarda Kerim’in ismi okunduğunda ‘Buradayım’ dedim. Bu, 3 gün sürdü. Bütün mesele Kerim’in yurt dışına çıkışını beklemekti. Sonra ‘yurt dışına çıktı’ diye bilgi geldi. Ben de akşam yoklamasında Kerim Öztürk adına ‘burdayım’ demedim. Olay böylece ortaya çıktı. Beni de gözaltına aldılar ve cezaevinin kalorifer dairesine götürdüler. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Tekrar Yıldırım Bölge’de gözaltı merkezine götürdüler. 15 gün gözaltı süresinden sonra tutuklandım ve tekrar Mamak’a gittim. Adam kaçırmaktan suçsuz olduğumu, uyurken Kerim’in açıkgözlük edip kaçtığını söyledim. Bu davadan da Şubat 1972’de tahliye oldum. İlginç olan, kimse onun adına ‘Buradayım’ dememi sormadı.”

Tanrıkulu, Kerim’in firardan sonra başına gelenler için “Kurtuldu diye çok sevindik. Kaçışı, büyük bir başarı olarak kabul ettik. Filistin’e gitmek, Kerim için kaçış, diğer arkadaşlar için siyasetti. Dayanışma amaçlıydı. Kerim’in kaçışı, Partimizin Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın’ın kurduğu, planlı, programlı bir görevdi. Ölümü acıklı oldu tabii... Keşke yapmasaydık dediğimiz de oldu. Aklıma geldikçe içim burkulur” diyor.

SON GÜN YAŞANANLAR...

Tanrıkulu, Kerim’le son gün yaşadıklarını ise unutmuyor: “Akşam üzeri 4-5 civarında tahliyeler gelmişti. Yatağa girdim, battaniyeyi kafama çektim. Kerim heyecanla bana geldi omuzuma vurdu ve ‘Annenin ismi neydi ya’ dedi. Söyledim, sonra da ‘Heyecanlanma, soğukkanlı ol’ diye sakinleştirmeye çalıştım. Son sözlerimiz bu oldu. Bora’yla özel bir dostluğumuz olmadı ama Filistin’de şehit olan Şükrü Öktü, Ahmet Özdemir, Cafer Topçu, Gürol İlban bizimle yatıp, Mamak’ta tahliye olup çıkan insanlardı. Hepsi de okuyan, sorgulayan, dikkatli, disiplinli, devrimci kararlılığı olan arkadaşlardı.”

Kararlı arkadaştı...

“Şafak dağıtırken aynı grup içindeydik. Dört kişi dağıtırdık. 1,5 yıllık arkadaşlığımız oldu. Çok samimiydik. Ekmeğimizi bile paylaşırdık. Kerim, Ankara Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisiydi. En büyük hayali, hukukçu olmak ve ezilenlerin haklarını savunmaktı. Bunun için de partili mücadeleye atılmıştı. Akıllı, zeki ve kararlı, girişken bir arkadaştı. Parti disiplinine çok bağlıydı. Işıklar içinde yatsın. Kerimler mücadelemizde yaşayacak.”

*** *** ***

kerim ozturk

24 yaşında bir fidan: Kerim Öztürk

Kerim Öztürk  1949 yılında Adana Ceyhan’da dünyaya geldi. Orta halli bir köylü çocuğuydu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken, Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu üyesi olarak devrimci eylem ve faaliyetler içine girdi. Ceyhan’ın Akdam köyünde, ağaya karşı toprak mücadelesine katıldı. 12 Mart koşullarında İhtilalci Gençlik Birliği Ankara örgütünün kurulmasında görev aldı. Ayrıca, Şafak gazetesini gizlice basıp dağıttı. Evini karargâh gibi kullandı. Okulunu bitirmeye bir yıl kala tutuklandı, işkence gördü; sade ve fekdakâr kişiliğiyle arkadaşları içinde sevildi. Tutukluyken arkadaşının yerine tahliye oldu ve firar ederek Filistin davasına destek için Lübnan’a partisi tarafından görevle gönderildi. TİİKP üyesi olan Öztürk, 21 Şubat 1973 günü gittiği Lübnan Nahr-el Bared Filistin Kampında eğitim görürken, İsrail baskınında 7 arkadaşıyla birlikte 24 yaşında şehit oldu.

Ercan DOLAPÇI - 21 Şubat 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul