ekrem kahraman

Yalanlar, entrikalar, komplolar...

Tarihin garip cilvesine bakınız ki, Doğu Perinçek’in yurt dışı yasağının kaldırılması kararı tam

da Hrant Dink’in katledildiği o meşum tarihe denk geldi. Planlasan, sipariş versen olmaz! Tam da “Hrant’ın (sözde) Arkadaşları” nın organize ettikleri anma yürüyüşü naklen yayımlanırken. Ne ilgisi varsa yürüyüşün önünde “Yüzleşin! Hrant’la, Soykırımla!” yazılı büyük bir pankart taşınıyor. Aynı pankartın daha büyüğü de gazetenin bulunduğu binaya asılmış. Ulusal Kanal bir yandan hem Hrant’ın konuşmalarından alıntılar yayımlıyor, bir yandan da alt yazıyla sevindirici Perinçek kararını geçiyor. (Bravo Ulusal Kanal’a. Katledilmiş bir aydın böyle anılır işte!) Hrant konuşmalarında özetle bir yandan diyasporayı ve onu kullanan AB’yi eleştirip onlara karşı olduğunu, bir yandan da tarih boyunca bölgemizde hiç eksik olmayan emperyalist oyunların bir benzerinin yeniden Kürtler üzerinden oynanmaya başlandığını söyleyip Kürtleri de Türkleri de döne döne uyarıyor. Hrant fikirleriyle, kendilerini “arkadaşları” olarak ödüllendirenlerden ayrılıyor ama “Soykırım, emperyalist bir yalandır!” dediği için cezalandırılmaya çalışılan Perinçek ile birleşiyor.

O anlı şanlı haber kanallarının hiçbiri Perinçek’in yasağının kaldırıldığı haberini alt yazı olarak bile vermezlerken, istismar ettikleri Hrant’ın söz konusu fikirlerinden de ısrarla söz etmiyorlar.

28 Ocak’ta Strazburg’da AİHM’de yeniden görülecek “Ermeni Soykırımı yalanı” davası işte böylesi yalanlar, entrikalar, küresel komplolor üzerine kurulu cepheleşme sürecinde gerçekleşecek ve temiz “su akıp kendi yolunu bulacak”, önlenemez.

YENİ BİR İSLAM DÜŞMANLIĞI...

Sık sık tekrarlıyorum: artık önlenemez tarihi sona doğru hızla ilerliyoruz. Gene AKP duvarı kazandı olarak algılanan Yüce Divan oylaması da aynı işaretleri veriyor. Gerçeğe de geleceğimize de böyle ilerleyeceğiz! Bu aynı zamanda hem Müslümanlara İslam düşmanı emperyalistler tarafından “yeni bir don biçme” sürecinin, hem de Siyasal İslamın İslamla, siyasetle ve emperyalizmle imtihanlarının da sonu. Görülen o ki, bölgemizde de, dünyada da cepheler yeniden tahkim ediliyor ve muhtemel ki yeni mevzilere yeni silahlar sürülecek. Atlantik ötesi küresel bir tasarımla önce Avrupa, sonra da bütün dünya yeni bir mevzilenmeye zorlanıyor: İslam düşmanlığı.

ABD’nin 11 Eylül’ü BOP yoluyla Müslümanlığa yeni bir don biçme gerekçesi olarak kullanılmıştı. Fransa’nın 11 Eylül’ü ise aynı sürecin hem Avrupa’ya dayatılması ve bir üst aşaması, hem de bu yeni sürecin yeni kilit taşı: İslam düşmanlığı üzerinden yeni dünya düzeni, yeni Ortaçağ.

Türkiye uzunca bir süredir bir yandan sözde “Medeniyetler Buluşması” kılığında yürütülen “Medeniyetler Çatışması” planlarına, bir yandan da Kürt halkı üzerinden yürütülen bir büyük emperyalist bölücülüğe angaje bir iktidarla yönetiliyor. Kritik bir aşamaya ve pozisyona taşınmış yeni Türkiye, -sözde İslamcı AKP iktidarı eliyle- bölgesinde ya açık açık Müslümanlarla silahla savaşır hale getirilmeye çalışılacak ya da bu büyük savaşın asıl hedefi haline getirilip saf dışı edilecek.

Türkiye’nin “Batı” ile ilişkisi her zaman her anlamda problemli oldu. Bu İmparatorluk döneminde de, Cumhuriyet döneminde de, AKP döneminde de fazlaca değişmedi. Çünkü hem “Batı” artık salt Avrupa’dan oluşmuyor -ABD kurdu da Batıya dahil- hem de zaten Türkiye de eski çağdaş, aydınlanmacı, bağımsız Türkiye değil.

Bir Çin atasözü der ki: “Bir insanın kaderini huyu belirler!” Bana kalırsa ulus devletlerin kaderlerini ve geleceklerini de önünde sonunda kendileri belirleyecek.

Başlandı bile...

Ekrem KAHRAMAN - 22 Ocak 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

SP_WEATHER_HEAVY_RAIN

14°C

Istanbul