paris tour eiffel2

Tek sebep İslamofobi mi? Ya Paris’in banliyöleri?

İki günden bu yana gazete ve televizyonlarda, Paris’te yaşanan saldırıları, IŞİD’in yükselişi

ve İslamofobi argümanları kullanılarak anlatılmaya çalışılıyor.

“Bir zamanlar Paris’te bulunmuş” olan derin siyasi uzmanlar, Fransız toplumunun büyük bir şaşkınlık yaşadığından dem vurup, Batı değerlerine karşı savaşan Ortadoğulu İslamcıların saldırının arkasında olduğundan bahsediyorlar.

MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ...

Paris’te yaşanan saldırıları anlamak için öncelikle Fransa’nın Paris’ten ve Paris’inde Eyfel Kulesi, Saint Michel Meydanı ve Sorbonne Üniversitesi’nden ibaret olmadığını anlamak lazım.

Saldırıyı gerçekleştiren Cezayir asıllı “Fransız vatandaşı” kardeşler Paris’in gösterilmeyen yüzü, banliyölerden geliyorlar.

Fransız Devrimi’ne veya geçtiğimiz yüzyıla gitmeye gerek yok. 2006 yılına dönelim.

Paris’in banliyölerinde, günlerce polisle çatışan siyahi ve Arap “Fransız vatandaşları”, yanan arabalar ve üzerine çarpı koyulmuş camii afişleri ile donatılmış Paris sokaklarını hatırlayalım.

O zamanlar bu olayların başlangıç nedenleri, basınımızda fazla yer bulmamış daha çok işin kavga-gürültü bölümü ile ilgi haberler yapılmıştı.

Bugün gerçekleşen saldırıyı anlamak için derin jeo-stratejik istihbarat analizleri yerine Fransa’daki Müslüman nüfusun büyük bir bölümünün ikamet ettiği Paris banliyölerini ve burada gerçekleşen isyanları anlamaya çalışmak daha yararlı olacaktır.

Saldırıyı gerçekleştiren Cezayir asıllı kardeşler gibi, ikinci kuşak “Fransız vatandaşı” göçmen çocuklarının hayatlarının “Fransa” kısmı, sabahın 4’ünde aileleri ile birlikte Valilik önlerinde oturum izni sırasında başlıyor.

İlk önce, babalarının ve annelerinin, Fransa’daki devlet dairelerinde “göçmen” statüsü ile nasıl itilip kakıldıklarına şahit oluyorlar.

Bu durum sosyal hayatta da devam ediyor. Fransızların yapmak istemediği ne kadar iş varsa yapmak zorunda kalan aileleri ile beraber, Paris’in bayağı bir dışında kalan ve nüfusun büyük çoğunluğunu Mağrip’ten gelen göçmenlerin oluşturduğu banliyölere yerleşiyorlar. HLM adı verilen, abartısız 4000 dairenin bulunduğu, asansörü sidik, koridorları Afrika’nın farklı yerlerinden gelen yemek kokularının kapladığı binalarda, ilk gençliklerine adım atıyorlar. Müslüman toplumunun bir arada yaşadığı bu bölgelerden gelen çocuklar, Fransızca-Arapça kırması dilleri, giyim tarzları, derilerinin renkleri ile şehre iş aramak veya herhangi bir nedenle indiklerinde hemen kendilerini belli ediyorlar.

UYUŞTURUCU VE ABD DESTEKLİ CAMİLER...

Haliyle iş bulmaları ve şehir hayatına katılmaları zorlaşıyor. Ayrıntısını merak edenler, Fransa’daki ortalama işsizlik oranını ve bu bölgelerdeki anormal durumu istatistiklerden araştırabilirler.

Bu gençlerin büyük çoğunluğu kolay paranın olduğu, uyuşturucu trafiğine bulaşıyorlar. Gelir durumunun düşük olduğu bu bölgeler, Fransa’da uyuşturucu trafiğinin merkezi olarak kabul ediliyor.

2006 yılında yaşanan isyanlarda, banliyölere girmeye çalışan polis arabalarının üzerine binaların çatılarından buzdolabı dâhil olmak üzere bilumum ev eşyasının fırlatıldığı ve polisin bu bölgelerin kontrolünü kaybettiği bilinen bir gerçek.

Evlatlarını uyuşturucudan uzak tutmaya çalışan ailelerin sığındığı yer ise doğal olarak dini değerler oluyor.

Paris banliyölerinde, camiler önceleri bu bölgelerde yaşayan Müslüman halktan toplanan yardımlarla finanse edilirken, son yıllarda finansman kaynağı belli olmayan onlarca cami inşa edildi.

‘BURADA CEZAYİRLİLERİ BOĞUYORUZ’

Bu camilerin arkasında yatan gerçeğin ipuçlarını Wikileaks belgelerinde bulmak mümkün.

Eski ABD Fransa Büyükelçisi Charles Hammerman Rivkin imzalı raporlarda ABD’nin Paris banliyölerinde yaşayan Müslüman azınlık üzerindeki faaliyetlerinin detayları mevcut. Aynı şekilde son yıllarda, önce Fransa’nın önde gelen futbol kulüplerinden PSG’yi satın alan Katar’ın, şimdide Paris banliyölerine başta camiler olmak üzere yatırımda bulunduğu basına yansıdı. ABD-Katar merkezli yatırımların arkasında sadece iyi niyet aramak saflık olacaktır.

Bu camilerde yoğun bir siyasal İslam propagandası yapıldığı ve Ortadoğu’daki aşırı örgütlere adam devşirme merkezi olarak kullanıldığı, Fransız polisinin raporlarına yansıdı.

Bir yanda, Fransız devletinin ehlileştirme politikaları adına göz yumduğu uyuşturucu baronları öbür yanda ABD-Katar destekli siyasal İslamcı cami imamları arasında kalan Arap gençlerinin geldiği son noktayı Charlie Hebdo katliamında bütün dünya anladı.

saint michel koprusu la haine

1961 senesinde, Fransız sömürgeciliğine karşı patlak veren Cezayir Kurtuluş Savaşı esnasında, Paris’te yaşayan 200’den fazla Cezayirli Paris sokaklarında katledilirken, Saint Michel Köprüsü’nün üzerine “Burada Cezayirlileri boğuyoruz” yazılmıştı.

Bugün aynı sokaklarda, Fransız aksanı ile “Allahu Ekber” sloganları atan Cezayirli kardeşler, Fransız mizahçıları katlediyor.

Dün rüzgar eken Fransız emperyalizmi bugün topraklarında fırtına biçmektedir.

Bedelini ise masum Fransız vatandaşları dahil olmak üzere bütün dünya ödemeye devam ediyor.

Sinan GÜZALTAN - 11 Ocak 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul