gonul kenter2

Batı’ya HeT* hattı büyüyor...

Ezberler bozuldukça, saldırganlık artıyor.

AB-NATO-ABD hattının küresel egemenliği elden kayıp gidiyor. Eski düzeni korumak için çırpınışlar nafile. Çünkü artık “Dünyayı ben şekillendiririm” egosu kırıldı, yanlış hesap Bağdat’tan döndü bir kere. “Demokrasi götürdüğü” ülkeler “kan revan içinde”, orada kendisi de batıyor. Silah satışlarına sarıldıkça sarılıyor. Sistem kendini iptal etmeye başladı artık. Sefaletten dönüş zor. Ben yazmıyorum, dünyanın birçok düşünce kuruluşunun araştırmaları Batı’nın gidişatıyla ilgili endişeleri dillendiriliyor. Ülkeler tek tek kazan kaldırıyor. Dayatmacı politikalar geri tepiyor, artık “hep bana” formülü işlemiyor.

Yazdık, Batı’nın Şam-Kırım hattında bozulan ezberleri, önceki hafta Moskova- Ankara hattında, daha sonra Moskova- Delhi hattında bozulmaya devam etti.

Hiç beklemedikleri bir anda Ankara’nın Avrupa Birliği’ne “Rusya’ya karşı yaptırımlarda yanınızda olmayacağız” kartını çıkarması, Rusya ile “işbirliğini” ilan etmesi tam bir şok algısı yarattı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Güney Akım Projesini iptal etmesiyle gerilen sinirler, Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksi Miller’in “AB’nin vanası artık Ankara’nın elinde” açıklamasıyla iyice zıpladı. Öfke, gizlenemez boyutlarda...

HANGİ KAPIYI ÇALSA SOĞUK OMUZ...

Putin’in Ankara ziyaretinden hemen sonra Hindistan’a gitmesi ve oradan da Rusya’ya yaptırımların kesin bir dille reddedilmesi, Batı’da Berlin ve Brüksel için “çok vahim yenilgi” olarak algılanıyor. Bir darbe de Brezilya’dan: “Redçiler hattında kaldığımı yinelerim.” Psikoloji fena bozuluyor. Hindistan’dan, Brezilya’ya, Güney Amerika’dan Japonya’ya kadar durum aynı. Kurduğu “dünya düzeni” lime lime döküldükçe, hangi devlet “Nasıl çöker”, “Ukrayna modeli” Moskova’daki rejimi de “götürmeye yeter mi” hırsı yükseliyor. Operasyon yapmak istedikleri ülkelerdeki yükselen ulusalcılık başlarını fena ağrıtıyor. Kendileri için iyi olan ulusal çıkarları, başkalarına önermediklerinden, karşı taraf fena tetikleniyor. Bölgelesel işbirlikleri hızlanıyor, gelecek on yılların vizyonu Rusya ve Çin’le çiziliyor.

ÇİFTE STANDARTLAR FENA ELEŞTİRİLİYOR...

Batı’nın boş durmayacağını, “hayırcıları” her türlü ablukaya alacağını beklemek yanlış olmaz. Stratejik derinlikler konusunda derindirler. Diğer yandan da “Batı Rusya’ya yaptırımlarda neden ikna edici olamadı?” sorusuna harıl harıl yanıt aranıyor. Cevaplar, Alman Konrad-Adenauer- Vakfı’nın son çalışmalarında mevcut. Norveç’teki Peacebuilding Resource Centre’ın yayımladığı “Policy Brief” ve daha birçok diğer düşünce kuruluşlarının araştırma sonuçları Batı’ya güvenin son derece zayıfladığına işaret ediyor. Öyle böyle değil, “çifte standartlar” fena eleştiriliyor; Moskova’nın “uluslararası hukuku ihlal ettiği” iddialarına karşılık “Sizin Yugoslavya’da yaptığınız neydi?” eleştirileri yükseliyor.

KARNE KÖTÜ...

Irak’a, Libya’ya müdahale, Suriye’de rejim karşıtlarını desteklemek, hepsi sorgulanıyor. Batı’ya has “karşı tarafı yok sayma” (ignorance) tavrı ameliyat masasına yatırılıyor; Ukrayna ve Suriye krizlerinde Moskova’nın görüşlerinin görmezden gelinmesi irdeleniyor. Hindistan, Brezilya gibi ülkeler bu nedenle Batı’nın Rusya’yı NATO için bir “tehdit”miş gibi göstermesinin asla “anlaşılır” olmadığını savunuyorlar. Asıl tehdidin “Batı’dan geldiği” de vurgulanıyor. Nasıl mı? Norveç düşünce kuruluşunun Batı’nın algılanmasına yönelik araştırması, Türkiye’nin bizzat yaşadığı vahim noktayı gözler önüne seriyor. Batı, “Demokrasi götüreceğim” bahanesiyle girdiği ülkelerin “rejimlerini” değiştiriyor. “İkiyüzlü” veya “düşmanca” demek için daha ne söylensin? 2015, küresel ve bölgesel ölçekte büyük siyasi gelişmelere sahne olacak.

*HeT Rusça hayır demek.

Gönül KENTER - 20 Aralık 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly sunny

25°C

Istanbul