ufuk soylemez225

Değirmenin suyu nereden geliyor?

Dün -yayınlamayı içine sindirençok sayıda gazetede “tam sayfa” ilanlar yayınlandı.

Bu ilanların başlığı çok afiliydi. “Özgür Basın Susturulamaz” ama imzalayan 63 ismi görünce işin aslı hemen anlaşıldı.

İmzalayan isimlerin birkaç istisna dışındaki büyük çoğunluğu, kamuoyunda deşifre olmuş, “Ortağın çocukları” olarak bilinen ve tanınan isimlerdi.

Bu tiplerin çoğunun, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi güzel ve modern kavramların arkasına saklanarak, gerçek niyet ve faaliyetlerini maskelemeyi çok iyi beceren isimler olduğu ilk bakışta görülüyordu. Ama bu sefer samimi ve iyi niyetli ve bunlarla birlikte imzalarını görmeyi yadırgadığımız 3-5 demokrat isim dışında pek kimseye imza attıramamışlardı.

İstisna sayılabilecek bu birkaç isim haricinde, büyük çoğunluğu, kamuoyunda haklarında Amerikancı-etki ajanı oldukları yolunda vahim iddia ve şüpheler bulunan tiplerden oluşuyor bu imzacılar.

Aralarında her türden dönek solcu, sonradan olma liboş, Fethullahçıların muhipleri, Kürtçü - bölücü gerici ve faaliyetleriyle tanınanlar, Ermeni meselesinden Kıbrıs meselesine kadar hemen her konuda gayrı-milli eylem ve söylemlerin başını çekenler, Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerlerinin ve milli ordumuz TSK’nın en azılı düşmanları arasında yer alanlar, Ergenekon ve Balyoz gibi kahraman askerlerimize ve milli aydınlarımıza yapılan kumpasların en fanatik ve militan savunuculuğu ve kışkırtıcılığını yapanlar, hepsi biraradalar. Alayı bir araya gelmişler.

Hiç utanmadan, sıkılmadan, adeta milletin zekasıyla alay edercesine, demokrasi ve basın özgürlüğü şampiyonluğu görüntüsü altında, Cumhuriyet tarihimizin gördüğü en sinsi, en kirli ve en karanlık, ABD iltisaklı, Cemaat görünümlü F tipi örgüt elemanlarına sahip çıkıp destek vermeye kalkışıyorlar.

Kaba bir hesapla 500 bin Türk lirasından aşağı olmayan bu “tam sayfa” gazete ilanlarının bedelini acaba kim nasıl ödemiş diye merak ediyor insan doğrusu. Öyle ya muhalefet liderlerimiz bunları “mazlum” ilan etmişlerdi. Nasıl bir “mazlumluk”sa?

Demokrasi ve basın özgürlüğü şampiyonu çoğu Amerikancı, bölücü, gayrı milli fikir, söylem ve eylemleriyle temayüz etmiş bu “sahibinin sesi” korosunun elemanları, herhalde bir servet tutan ilan paralarını ceplerinden ödemediler.

Peki acaba kim? Nereden, nasıl buldu bu acayip miktardaki ilan paralarını? Yoksa himmet-hizmet diyerek, telefon dinleyip, Yargıtay ve davalarla tehdit ve şantaj yaparak, kamu, ihale ve işlemlerinden haraç ve komisyon alarak toplanan paralardan mı karşılandı bu ilan paraları diye sorular geliyor insanın aklına.

Türkiye kaynağı ve sahibi meçhul kirli ve kara paranın cirit attığı bir borç ve sömürge ekonomisi haline getirildi.

Bu paraların sahibi kimliği kaydı bilinirse, arkasındaki karanlık eller ve niyetler çok daha iyi görülür.

Tam MASAK’lık bir iş yani.

Bırakın demokrasi-basın özgürlüğü laflarının arkasına saklanmayı da, bu “sözde” mazlumlar için, çarşaf çarşaf yayınlanan ilanların parasını nereden buldunuz onu açıklayın.

Söyleyin, nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Ufuk SÖYLEMEZ - 18 Aralık 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

20°C

Istanbul